• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 13 °C
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin
  • Özel Olimpiyatlar Ulusal Oyunları Başladı
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin
  • Özel Olimpiyatlar Ulusal Oyunları Başladı

YAŞAMA HAKKI ÜZERİNE

Begüm TAŞKIN
Merhaba, dün yolda yürürken bir parkın yanından geçiyordum. Ve bu manzarayla karşılaştım.
 
Hemen fotoğraflamak, sizinle de paylaşmak istedim. Bu manzara, artık pek sık rastlamadığım türden. Özellikle de benim yaşadığım şehirde. İnsanlar çok garip bir şekilde hayvanları adeta canavar olarak görüp, onlara öyle davranmaya ve hayvanları seven insanlara da bir garip davranmaya başladılar. Ben resimdeki hanımefendiyle biraz sohbet ettim. Kendisine teşekkür ettim, oradaki kedicikler adına.
 
Özellikle sokak hayvanlarına yapılan hakaret ve işkencelerin hiçbir öneminin olmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Bu işkencelerin ve ihmallerin neler olduğunu belirtmeme gerek yok sanıyorum. 
 
Bazı insanların düşüncelerinin aksine, öyle dost canlısı ki hepsi. 
 
Bakın en basit örnek; fotoğraftaki kedilerin tümü, sokak kedisi. Resimden canavar olduklarına dair bir izlenime kapılmak mümkün müdür? Aksine muhtaçlar. 
 
Kimilerimizin davranışlarına rağmen, onlar pes etmeden seviyor bizi. Onlar dünya’da insan yokken de varlardı. İnsan geldiğinde yeşili yok etti, suyu yok etti, tüm doğal dengeyi bozdu. Kendi türünden başka her türün yaşama hakkına ve yaşama alanına tecavüz etti. Bitmek bilmeyen savaş ve açlığı da ‘insan’ getirdi dünya’ya. 
Biz tek bir türüz. Tüm bunları yaptık, yapıyoruz. 
Hayvanların kaç tür olduğunu parmaklarımızla sayamıyoruz bile. Onlar bu kadar farklılıkla ve çoklukla bir arada uyum içinde yaşamayı başarmışlar ve tüm doğal dengelerini bozan insana rağmen yaşam savaşı veriyorlar. 
Tek yaptıkları insana rağmen yaşamaya çalışmak. 
Bizden tek bekledikleri onların da düzgünce yaşamaya hakları olduğunu kabul etmemiz. 
Evimize sokmak, dokunmak zorunda değiliz. Sevmek de sadece bu demek değildir. 
 
Sevgi; korumaktır, hangi canlı olursa olsun yaşam hakkına saygı duymaktır, zarar vermemektir.
Bunu; ‘seviyorum ama…’’yla başlayan cümleler kuran insanlarımız için söyledim. 
Ben herhangi bir konuda bile, az önce vurguladığım cümle ile başlayan bir cümle duyduğumda gerisini dinlemiyorum. Bence sadece bahane!.. 
Üstelik hayvan sevgisi, evde hayvan beslemek demek değildir. En azından haftada bir gün şehrinizin barınağına gidebilmektir.
Hayvan sevmeyenler içinse bence sevgi içten gelen bir şey. 
 
Ama sevmemek başka bir şey, zarar vermek başka bir şey. Onlar bizden gerçekten korkuyor. Bizden korkan bir canlıya neden zarar veriyoruz?
 
Biz onlardan korktuğumuzda onlar bize zarar veriyor mu?
—Biz, onları rahatsız etmediğimiz sürece bize asla zarar vermezler!-Üstelik her birinin ayrı bir varoluş amacı var.
 
Bu nedenle söylüyorum, onlar ne sirkleri, ne hayvanat bahçelerindeki kafesleri ne de sokaklarda zarar görmeyi hak ediyorlar.
Sevmiyor olsak bile asla zarar vermemek ve onlarında en az bizler kadar bu hayatta belirli haklara sahip olduğunu unutmamamız dileğimle, yazımı sonlandırırken  Anatole France’nin sözünü hayvan sevgisi üzerine başlangıç yapmak isteyen okurlarıma bir ip ucu olarak paylaşmak istiyorum.
‘İnsan ruhunun bir parçası hayvan sevgisini tadana kadar uyanmaz.’
Sevgiler…
Bu yazı toplam 12178 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02