• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 8 °C
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay

Türkiye’deki Kekemelerin de Artık Bir Derneği Var

Türkiye’deki Kekemelerin de Artık Bir Derneği Var
Kekemelerle dayanışmak ve kekemelikle ilgili toplumsal bir farkındalık yaratmak için “Özgürce Kekele” sloganıyla yola çıkan bir grup kekeme, Türkiye’nin ilk Kekemeler Derneği’ni kurdu.


Psikolojik ve nörolojik nedenlerle konuşmanın akıcılığında gözlenen istemsiz aksaklıklar olarak tanımlanan kekemelik, Türkiye’de resmi olmayan rakamlara göre sayıları 1 milyon’a yakın olan kekemeleri, iş hayatından sosyal hayata kadar pek çok konuda etkilemekte.


Kekemelerle dayanışmak ve kekemelikle ilgili toplumsal bir farkındalık yaratmak için “Özgürce Kekele” sloganıyla yola çıkan bir grup kekeme, Türkiye’nin ilkKekemeler Derneği’ni kurdu.

Konuşmanın doğal akışının bir biçimde kesintiye uğraması ya da konuşmanın akıcılığında gözlenen istemsiz aksaklıklar olarak tanımlanan kekemelik, kişinin konuşurken sesleri uzatması, kimi sesleri üretirken zorluk çekmesi, bir sesi ya da heceyi tekrarlaması biçiminde gözlenen, psikolojik ve nörolojik kökenli konuşma bozukluğu olarak ifade edilmektedir.

Araştırmalar dünya nüfusunun yüzde 1’inin (yaklaşık 7,5 milyon) kekeme olduğunu gösterirken Türkiye’de bu sayı resmi olmayan rakamlara göre 1 milyona yakındır. Genellikle çocukluk yaşlarından (2-5 yaş) itibaren başlayıp bu yaşlardadoğru bilimsel terapiler alınmadığı takdirde bireyin ileriki yaşlarıboyunca devam edebilen kekemelik, özellikle yetişkinlerin gündelik hayatın içerisinde kendilerini ifade etmeleri noktasındabirçok sorunla karşılaşmalarına neden olabilmektedir. 

Türkiye’de kekemelikle ilgili yanlış inanışların, önyargıların, olumsuz bakış açılarının olduğunu dile getirerek hem konuyla ilgili toplumsal bir farkındalık yaratmakhem de kekemelerin birbirleriyle dayanışmalarını sağlamak amacıyla “Özgürce Kekele” sloganıyla biraraya gelen bir grup kekeme, bu alanda kurulan ilk dernek olma hüviyetine sahip Kekemeler Derneği’ni, İstanbul’da kurdu.

Kekemeler Derneği Yön. Kur. Başkanı Funda Özüm Kipel (27), temel misyonlarınınevrensel insan hakları çerçevesinde Türkiye’deki kekemelerin haklarının yasalarla güvence altına alınması için girişimlerde bulunmak ve en nihayetinde kekemelerin iktisadi, sosyal ve kültürel menfaatlerini koruyarak geliştirmek olduğunu belirtmekte. 


“ÖZGÜRCE KEKELE” SLOGANIYLA YA KEKELERSEM KORKUSUNA KARŞI GELİYORLAR!”

18 yaş üstü yetişkin her meslekten kekemenin dernek üyesi olduğunu kendisinin de 4-5 yaşlarından beri kekeme olduğunu ifade eden Kekemeler Derneği Yön. Kur. Başkanı Funda Özüm Kipel, dernek olarak yaptıkları çalışmaları ise şöyle özetliyor: “Dernek merkezimizde üyelerimizle her hafta Pazar günü biraraya gelerek daha önceden kararlaştırdığımız bir konuda sunum yapıyoruz.

Hem kamuoyunu kekemelik hakkında bilinçlendirmek hem de kekemelerin bilinçaltlarındaki korkularını bertaraf ederek sosyalleşmelerini sağlamak amacıyla da Mecidiyeköy, Taksim, Kadıköy gibi işlek meydanlarda insanlara ‘ya kekelersem’ korkusundan azade bir şekilde özgürce kekeleyerek sorular soruyor, mini röportajlar yapıyoruz.

Kekemelerin en büyük korkularından birisi olan telefonda konuşma korkusunu aşmak için de emlakçıları ya da gazetelerdeki iş ilanlarını arıyoruz. Toplu taşıma araçlarında, meydanlarda yüksek sesle şiirler okuyoruz. İlerleyen zamanlarda çok daha farklı etkinliklere imza atacağız”diyor.

“KEKEMELİĞE 15 GÜNDE SON DİYEN KURULUŞLARIN YÖNTEMİ BİLİMSEL DEĞİL!”

Dernek üyeleriyle meydanlarda yaptıkları çalışmanın güçlü bir bilimsel dayanağı olduğunu vurgulayanKipel: “Gelişmiş batılı ülkelerde kekemelikle ilgili modern bilimsel çalışmaların 100 yıllık bir geçmişi varken ülkemizdeki çalışmalar,ne yazık ki henüz yeterli düzeyde değildir. Bilimsel kekemelik terapisi, temelde iki modele ayrılır. Bunlardan birincisi FluenceShaping dediğimiz akıcılığı şekillendirme modeliyken ikincisi bizim esas aldığımız ve kekemelerin çoğunluğunda daha etkili sonuçlar verdiği ortaya çıkan NonAvoidance modeli yani kekemelikten kaçınmama (duyarsızlaşma) ve modifikasyon yöntemidir.

Kendisi de bir kekeme olan Prof. Dr. Charles Van Riper tarafından geliştirilen bu modelde, kekemeliğin tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı göz önüne alınarakbireylerin kekemelikleriyle barışmaları gerektiği vurgulanmaktadır. 

Van Riper, kekemeliğin buzdağının yalnızca görünen yüzü olduğunu ifade ederek bilinçaltında kekemelikten kaynaklı olumsuz duyguların, kötü deneyimlerin, korkuların aşılmadan sağlıklı bir terapinin mümkün olmadığını ifade etmiştir.  Durum böyleyken 15 günde kekemeliği yüzde yüz sonlandırdığını iddia ederek umut tacirliği yapan kuruluşların bilimsel hiçbir tarafı yoktur. Böyle merkezlere benim gibi birçok kekeme arkadaş büyük umutlar bağlayarak gitti; ancak ne yazık ki kekemeliğimiz geçmedi.

Bu tip merkezlerde uzman dil ve konuşma terapisti olmamakla birlikte uyguladıkları yöntem bilimsel olmayan melodik konuşma tekniği üzerinedir.Melodik konuşarak zaten hiçbir kekeme takılmaz; öyle ki şarkı söylerken takılan kekeme hiç yok gibidir. Örneğin kekeme türkücü hüseyin turan da şarkı söylerken hiçbir şekilde kekelemez.

Dolayısıyla kekeme bireylerin, ‘15 günde kekemeliğe son’ sloganıyla faaliyette bulunan ancak dil ve konuşma terapisti olmayan ve herhangi pedagojik sertifikası bulunmayan kişilerin yönetimindeki bu sözde kekemelik tedavi merkezlerine giderek hayal kırıklığına uğramamaları için dernek olarak bilinçlendirme çalışmalarımızaağırlık veriyoruz”diyor.

“KEKEMELİK ASLA BİR ZAYIFLIK OLARAK GÖRÜLMEMELİDİR” 

Türkiye toplumunun çoğunluğundakekemelere yönelik olumsuz bir imajın olduğunu söyleyen Kipel, bu olumsuz bakış açısının kekemelerle alay edilmesi, sözlerinin kesilmesi ya da tamamlanması şeklinde kendini gösterdiğini ifade ediyor: “Ana akım medyada yayınlanan dizilerde kekeme rolündeki kişiler hep gülüp eğlenilecek, alay edilecek kişiler olarak gösterildi. Bu tür yayınlarda yaratılan kekeme tiplemeleri, haliyle toplumda kekemelikle ilgili öteden beri var olan olumsuz imajın, kalıp yargılarında pekişmesine yol açtı. Dünyada yapılan bilimsel çalışmalara göre kekeme bir bireye verilebilecek en büyük zararlar; kekemenin sözünü tamamlamak, sözünü kesmek ya da kekeç, keke gibi lakaplar takarak onlarla alay etmektir.

Bu olumsuz geri bildirimler, kartopu gibi büyüyerek kekeme bireylerin sosyal hayatta öfke, depresyon yaşamalarına ve zamanla asosyalleşmelerine neden olabilmektedir. Özelikle gelişim çağındaki kekeme çocukların böyle bir ortamda büyümesi ileriki aşamalarda kekemeliğinin daha da şiddetlenerek kronikleşmesine yol açabilmektedir. Bu yüzden kekeme bireylerinnasıl söylediğinden ziyade ne söylediğineodaklanılmalıdır.Kekemelerin konuşmalarınahiçbir şekilde müdahale etmeden sabırla dinlemek gereklidir. Bu yapıldığı takdirde kekeme birey de kendini özgürce, rahat bir şekilde ifade edebilecektir.

Ülkemizde kekemelik hakkında herhangi bir toplumsal bilinçlendirme çalışması yapılmadığından toplum bu konuda bilinçsizce davranıp kekemeliği utanılacak bir zayıflık olarak görebilmektedir. Ama ahlakive etik olan asıl gerçeklik,kekemeliğin asla bir zayıflık ya da utanılacak bir durum olarak görülmemesi gerektiğidir.İlkokul, lise, üniversite ve yüksek lisans mezunu çeşitli mesleklerden dernek üyesi arkadaşlarımızın en çok şikayet ettiği konuların başında, iş görüşmelerinde insan kaynakları uzmanlarının kekemeliklerinden ötürü kendilerine önyargılı, olumsuz yaklaşmaları gelmektedir.

Ne yazık ki bu durum ülkemizin taraf olduğu engelli haklarına ve de evrensel insan haklarına aykırı bir durum teşkil etmektedir.Bir bireyin kekeme olması o işi hakkıyla yapamayacağı anlamına gelmez. Nitekim, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde avukat, hakim, mühendis, polis, mütercim, profesörgibi akla gelebilecek daha birçok mesleği icra eden kekeme bireyler vardır.

Türkiye’deki tüm kekemelerin haklarını korumayı ve geliştirmeyi kendisine misyon edinmiş Kekemeler Derneği’nin önüne koyduğu en önemli hedeflerden birisi Türkiye’nin 81 ilinde bulunan tüm kekemelere ulaşarak batılı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi her ilde kekemelerin bir araya gelmesini ve sosyalleşmelerini sağlayacak kekemelik özyardım grupları oluşturmaktır.” 

Bu haber toplam 61 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02