• BIST 106.955
  • Altın 145,794
  • Dolar 3,5211
  • Euro 4,1346
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 20 °C
  • Engelli Milletvekilini Rampa Olmayınca Cumhurbaşkanı Korumaları Taşıdı
  • KAN VE KÖK HÜCREDEN YAPAY DERİ ÜRETTİ!
  • Stevie Awards’tan 10 ödül birden
  • Engelli Milletvekilini Rampa Olmayınca Cumhurbaşkanı Korumaları Taşıdı
  • KAN VE KÖK HÜCREDEN YAPAY DERİ ÜRETTİ!
  • Stevie Awards’tan 10 ödül birden

Siz olsanız ne yapardınız ?

Filiz Köseoğlu

Bu sorunun cevabı yok. Dile kolay, yaşaması yaşatması imkansız bir mücadele.

Kocamın ailesi dizisin de bu hafta çok önemli ve can alıcı bir konuya değindiler.
Dizinin kahramanlarından Fulden doğmamış bebeği için çok önemli bir karar vermesi gerekiyordur.
Yapılan testler de Fulden’in bebeği engelli olduğu anlaşılır. Doktorlar o yıkıcı soruyu sorar.
Bebeğinizin ya engelli doğmasına izin vereceksiniz ya da onu aldıracaksınız.
Bir Anne Baba için imkansız bir soruya cevap vermek.
Siz olsanız ne yapardınız bu durumda ?
Önünüz de iki seçenek var.
 
1. Her şeye kulak tıkayıp duygularınızı bir kenara itip günah olduğunuzu bile, bile doğmamış bir cana kıyacaksınız.
Hayatın çilesini çekmek istiyor mu istemiyor mu? Diye sormadan o Can’a kıyacaksınız.
 
2. Her şeyi bir kenara bırakıp hiç kimseyi değil kalbinizin sesini dinleyerek o bebeğin doğmasına izin vereceksiniz.
1 günlük değil 1 aylık değil 1 ömürlük mücadeleyi göze alacaksınız.
Dile kolay söylemesi kolay ama yaşaması ve yaşatması imkansızı başarmaktır. Öyle bir mücadele ki, her sabah uyandığınızda kahrolacaksınız.
Dizide ki Şeniz arkadaşı Fulden’in durumunu anlatırken ki halini o sahneyi defalarca izledim.
Bir engelli olarak değil, bir insan olarak izledim ilk önce, sonra da bir engelli olarak izledim.
Bir bebek doğuyor, çok ağladığı zaman 40’dan sonra değişir derler… Ama o bebek hiç değişmeyecek.
Büyüdüğü zaman geçer dedikleriniz geçmeyecek.
Çok zordur engelli ailesi olmak.
Çocuğunuzun yüzüne bakar ona umut vermeye çalışırsınız.
Ayağı, eli, kulağı, gözü olursunuz.
Her Anne Baba’dan daha çok canına can olursunuz.
Büyüsün rahat ederim diyemezsin.  O büyüdükçe içinde ki yangınlar büyür.
Hele bir gün doktorlar geç kaldınız çare yok dediğinde canlı, canlı mezara girersiniz.
O geç kalınmanın adı para ise işte o duygunun adı yok.
Ya da bir engelli düşünün.
Ne dünü, ne bugünü nede yarını olacak.
Minicik bir pembe dünyası olacak.
Öyle bir dünya ki, acılarını hayallerini, çaresizliğini, gülümsemesini o dünyaya sığdıracak.
Arkadaşlarına camdan izlerken bile içinde ki umudu hiç kaybetmez, umudun olmadığını bile, bile.
Arkadaşlarına büyüğünce ne olacaksın diye sorulduğun da o içinden sessizce cevap verir olamayacağını bile, bile.
Okul zamanı geldiğinde her sabah yorganın altında sessizce ağlayacak.
Evet siz olsanız ne yapardınız, engelli bir çocuk mu?
Günah olduğunu bile, bile doğmamış bir bebeğin canımı.
Siz olsanız ne yapardınız ?
Ben iyi ki benim, ben beni çok seviyorum.
Ben olsam ne yapardım?
Bu sorunun cevabı yok.
Dile kolay, yaşaması yaşatması imkansız bir mücadele.

Bu yazı toplam 10381 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02