• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 4 °C
  • Ampute Futbolun Çocukları Geleceğe Isınıyor
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • Ampute Futbolun Çocukları Geleceğe Isınıyor
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi

SEN HEP YAŞA ENGELSİZ TİYATRO

Begüm TAŞKIN
Merhaba, bu haftaki yazımı ayrı bir sevgiyle yazacağım. Çünkü konumuz köşeme adını 
veren 8.rengin bir tonu… Tiyatro Sanatı.
 
Tiyatro nasıl bir başlangıç yaptı? Başlangıçta amaç mı yoksa araç mıydı? Geçirdiği onca zamanda aşınmayıp aksine kendini koruyan ve gelişebilen bir sanat olduğu halde; yaşadığımız zamana bakıldığında sanata ve tiyatrocuya içtenlikle saygı duymamız gerekirken, biz neden tiyatroların engellenmesine boyun eğmekteyiz?
 
Tiyatro; Orta Asya’dan bu yana bizle gelen bir sanat. Zamanla gelişerek son halini almış. Amaç ve aracın her ikisini de içerisinde bulundurur, bana göre. Ve bir diğer tanımla; insana, insanı insan yoluyla anlattığı için bu kadar benimsenip, sevildi. 
 
Geçmişten bu yana ülkemiz kültür mirasına önemli katkısı oldu. Oldukça iyi sanatçılar yetişti. En önemlisi düşünce bazında bizim gelişmemizi sağladı. Bu, ülkemize katkı sağladı. 
 
Son yıllarda gelinen durumsa fikrimce; bir sanatçı ve bir sanat dalı ancak bu kadar hakarete uğrayabilirdi. Ve bizler boyun eğmek ve sessiz kalmaktan da kötüsünü yaptık sanata ve sanatçıya.
 
Onları yoksaydık, unuttuk.
 
Tiyatro sanatçısı, televizyon oyuncularının çoğundan farklı olarak çok zor bir eğitim süreci geçirir. İmkanlarıysa ya kısıtlıdır yada hiç yoktur. Ezber yapmak ve rolü anlamak zihni yorar. Provalarda ve izleyici önünde, turnelerde de bedenen yorulur. Stres bunlara eklenir. Maaşı memur maaşıdır ama aslında onun gıdası alkışlardır. Siz şuan belki de bu mesleği seçmesinler veya her mesleğin kötü yanı vardır diyorsunuz ama ben zaten bu anlattıklarımdan yakınan bir tiyatrocuya rastlamadım, rastlamayacağıma da eminim. 
 
Çünkü onları yaşatan, nefes aldıran tiyatro. Tiyatroya sonsuz bir sadakat ve aşkla bağlılar. Tiyatrosuz kendilerini eksik, nefessiz hissediyorlar. Bu nedenle mesleklerinden vazgeçmiyor hiçbiri. Bu herkesin anlayabileceği bir şey değil ama anlamamak saygı duymamayı gerektirmez. Ben her zaman insanların birbirlerine saygı duymak zorunda olduklarını savunurum. Birlikte yaşamak bunu gerektirir. Biz, bu dünyayı geri kalan 7milyar insan ve bizim sayımızın en az 30-40 katı kadar hayvanla paylaşıyoruz. Saygı olmazsa sürekli savaşırız. 
 
Tiyatro sanatı ise, öncelikle bir sanat dalı olarak saygıyı hak ediyor. Bahsettiğim bu dünya sanatla yaşanılır kılınmıştır. Sanatla ilgilenmiyorum diyen insanlar bile kenarından köşesinden bir şekilde içindedir. Çünkü, yaşam sanattır. Yaşama hakkına saygımız, sanat dallarına göstereceğimiz saygıyla eşdeğer tutulmamalıdır.
 
Bu nedenle tiyatroların kapatılması, tiyatrocuların işsiz kalmaları, onların seslerinin duyulmaması, emeklerine olan saygısızlık, oyunların sansürlenmesi gibi esere olan saygısızlıklar ve daha sayamayacağım aklınıza gelebilecek bu konudaki tüm engellemelerin tümünü önce sanata, sonra sanatçıya ve bizlere yapılmış olan kişisel birer saygısızlık ve saldırı olarak görüyorum. Bu konudaki hassasiyetime düşününce hak vereceksiniz. O zaman sanat hak ettiği desteği zaten alacaktır.
 
Yıl 2013 iken bu konuya çok farklı biçimde, daha olumlu yönlerden değinmek isterdim. Dediğim gibi benim için ayrıca özel. Bu şekilde yazmak üzücü ama sanat bizi eğitiyorsa o yok edilmeye çalışılırken benim sanat için bu yazıyı yazmam ona bir borç ve keşke daha fazlası gelse elimden. 
 
İnsan var oldukça sanatta var olacaktır. Sanatı engellemek isteyenler insanı ortadan kaldırmalı ilk önce. 
 
Hele ki tiyatronun özü oyuncu ve izleyiciden oluşur. Mekân vb. her şey daha sonra gelişim gösterdiğinden söylüyorum tiyatronun salgın hastalık olduğunu düşünüp engellemek isteyen, öncelikle insanı yok etmeli. Bu sebeple biliyorum tiyatro yok edilemez. 
 
Saygısızlığı hak etmediği için engelsiz yaşatalım onu.
Teşekkürler.
Bu yazı toplam 8043 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02