• BIST 107.303
  • Altın 152,979
  • Dolar 3,7134
  • Euro 4,3645
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 15 °C
  • 'Cumhuriyet' için kulaç attılar
  • Unlara Folik Asit Vitamini Eklenmesi Yasal Zorunluluk Olsun!
  • ALİ AĞAOĞLU’NDAN AMPUTE MİLLİ FUTBOL TAKIMINA JEST
  • 'Cumhuriyet' için kulaç attılar
  • Unlara Folik Asit Vitamini Eklenmesi Yasal Zorunluluk Olsun!
  • ALİ AĞAOĞLU’NDAN AMPUTE MİLLİ FUTBOL TAKIMINA JEST

RİVAYET ODUR Kİ

Hayrettin  Dereli

Ramazan, ardından Ramazan Bayramı, ardından Cumhuriyet Bayramı ve de ardından  İstanbul da 25 kez düzenlenen kitap fuarı. Zaman son hızla geçiyor ama güzel geçiyor. Önce Cumhuriyet ile başlayalım yazımıza. Bir köşe yazısında okumuştum. Hocanın sorusu cumhuriyeti anlatın idi. Öğrencilerin % 10 u istenile yazmış, % 25 i eh işte geri kalan % 65 ise boş kağıt vermemek için iyidir, hoştur gibi beylik kelimelerle geçiştirmişler. Burası bir üniversite. Sonuç vahim. Gençler her şeye karşı ilgisiz, temel eğitim,temel kültür sıfır, Mevlana yı bilmeyenler var. Söz Cunhuriyet ten açılınca, felsefesini, egemenliğin insanlar arasında eşit paylaşımını ifade eden yok. Görülüyor ki gençler liselerde iyi eğitim alarak gelmiyorlar üniversitelere, belli ideallari kalmamış, istekleri bir an önce mezun olup paralı bir işte çalışmak yalnızca. Aslınca bakılınca en büyük sorunun eğimde olduğu açıkca görünmekte. Okullarımızın hali ortada, eğitmenlerimizin hali ortada, şu girmek için can attığımız Avrupa Birliği bizden o kadar çok şey isterken, her şeyden önce neden acaba şu eğitim düzeninizi elden geçirin demiyor acaba.

Ülkemizin dünya ülkeleri arasında ki yerine bakalım bir de. Bizim insanlarımız başka ülkelerin insanlarına kıyasla nasıl yaşıyor. Birleşmiş Milletler yaşam kalitesini belirlemek için 300 e yakın kriter uyguluyor. Bunun insanı gelişmişlik endeksi Türkiye üye 177 ülke içinde 94. sırada. Yunanistan 25.sırada bizden 69 basamak daha iyi yaşamaktalar. Bu sıralamada daha yukarılarda olmayı hak ettiğimizi düşünerek Kitap Fuarındayız. Bu sene teması ‘Kitap Fuarının 25 Yılı’.  Taksimde bir otelin alt katında başlayan, Tepebaşında TÜYAP de devam eden ve şu anda Beyükdüzünde  binlerce metrekarelik bir alanda sürmekte olan  300.000 i aşkın katılımcısı ile dünyanın sayılı fuarlarından biri artık İstanbul Kitap Fuarı. Katılıcılarının % 75 i 40 yaşın altında olan fuarımız umudumuzu yeşertiyor gelecek için.

Ufak bir hikaye. Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuş. Bakalım neler olacak.

Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri, birer birer geldiler. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu Kral ı yüksek sesle eleştirdi bir saray yolunu doğru dürüst yapmadı diye. Sonunda bir köylü çıka geldi Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sonunda kan ter içinde kaldı ama, kayayı yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı. Kese altın doluydu. Bir de Kral ın notu vardı için de.. ‘Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir’ diyordu Kral. Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.

Her engel, yaşam koşullarımızı daha iyileştirebilecek bir fırsattır.....

 

RİVAYET ODUR Kİ

Bugünkü konumuz Dünyanın 8.Harikası olan Ayasofya . 532-537 Yıllarında inşa edilen 916 yıl kilise, 481 yıl cami ve 1935 ten buyana müze olan dünya mimarlık tarihinin günümüzde ayakta kalmış en en önemli anıtlarından biri. Mimarları geometri bilgini ve de matematikçi imiş. Her dönem Ayasofya nın Kubbesinden daha büyüğünü yapma çabası içinde olmuş mimarlar. Bu ancak Londra Roma ve de Milano da ki üç kilise geçebilmiş.

Ayasofya ile detayları başka yazıya bırakıp efsaneye geçelim.

Ayasofya bir adam boyu yükseldiği sırada ustalar takımların başına

bir çocuğu bırakarak yemek yemeğe gitmişler. O sırada bir melek

gelip ustaların nerede olduğunu neden hızlı çalışmadıklarını sorup

 gidip onları çağırmasını söylemiş. Çocuk takımların başından

ayrılamayacağı cevabını verince de ona ‘sen git ben burada sen

gelinene kadar beklerim’ sözü vermiş. Kurnaz ustalar bunları

kendilerine anlatan çocuğu bir daha geri göndermedikleri için de

sözünden dönemeyen melek o gün bu gündür dilek taşının bulunduğu

sütunun içinde bekler, Ayasofya ya gelenlerin dileklerini yerine

 getirirmiş. Rivayet odur ki

Aslında bu yazım pek rivayet değil ayni ile vaki gerçek,

II.Dünya savaşında Japonlar Pearl Harbour u bombaladıklarında limanda 95 adet savaş gemisi vardı, ancak Japonlar 94 ünü vurdular o vurmadıkları geminin üzerinde kızıl haç işareti vardı yani gemi bir hastane gemisi idi. Geminin adı Solace yani Teselli idi.Bu gemi savaş boyunca Amerika ya yaralı askerleri taşıdı. Amerika da ki anneler geminin gelişini dört gözle beklemeye başladılar içinde çocukları sağ gelecek diye. Savaş sonunda gemi, geri getirdiği askerlerin barış sembolu oldu. İş çığırından çıkmaya başlayınca, Amerikan Yönetimi gemiyi uzak diyarlara satmaya karar verdi  En sonunda gemi nereye mi satıldı. Türkiye ye. Adı Ankara oldu. Ankara gemisi çok uzun yıllar Türk denizciliğine lüks yolcu gemisi olarak hizmet verdi. Her şeyin bir sonu olduğu gibi Ankara gemisi de ömrünü doldurunca 80 li yılların başında Aliağa ya söküm için gönderildi. Halbuki bu çok önemli gemi müze olarak ne güzel hizmetine devam edebilirdi değil mi.? Neyse biz öykümüze dönelim. Yoklukların çok olduğu bu dönemde Haliç teki Çorlulu Ali Paşa Külliyesinin şadırvanın damı için kurşun levhalara ihtiyaç duyuldu. Hiçbir yerden tedarik edilemeyen kurşun levhalar için Aliağa dan bir ses geldi – gelin burada var. Pek ihtimal verilmedi aslında buna. Yine de gidilip bakıldığında aranılan   bulunmuştu. Ankara gemisinden çıkmıştı levhalar, hastane iken röntgen odası olarak kullanılan kamaraların  duvarları idi kurşun levhalar. Tarihi şadırvan yine tarihi bir gemi ile onarılmıştı. İşte şimdi bu şadırvanda abdest alırken tavanına bakınız, dünya savaşında çekilen acıların üzüntülerin yansımaları göreceksiniz. Nereden nereye..

 

Onbir ayın sultanı Ramazan ayındayız.  Hayırlara ve güzelliklere vesile olmasını diliyorum.

Bu yazımda engellilerin haklarını anlatmaya devam edeceğim. Anayasamıza göre herkes için zorunlu ve parasız olan ilköğretim hakkı, engelliler için de geçerlidir. İlköğretim hakkından yararlanmak isteyen engelliler Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Rehberlik ve Araştırma Merkezlerine veya Milli Eğitim Müdürlüklerine başvurmaları gerekmektedir. Biz de Sarıyer Engelliler ve Dayanışma Derneği olarak engelli ve okuyan başaralı öğrencilere ve hatta velisi engelli olan başarılı öğrencilere geçen sene olduğu gibi bu senede burs vermeye devam ediyoruz. Bu uygulamayı öğrencilerin başarısına göre arttırmaya kararlıyız.

Sahip olduğumuz Özürlü Kimlik Kartının engelliye sağladığı kazanımları şöyle sıralayabiliriz:  Devlet Demir Yolları ana hat yolu trenleri ile seyahatlerde % 20 indirim, THY ile seyahat halinde belirlenen esaslar doğrultusunda % 40 indirim, TURKCELL ve cep telefonlarında indirimli ücret ile görüşme, Milli Parklar, Devlet Tiyatroları, Müzeler ve Spor müsabakalarında (refakatçi ile birlikte) ücretsiz yararlanma.

Engeliler için Türkiye İş Kurumu, Halk Eğitim Merkezleri, Çıraklık Eğitim Merkezleri, Özel Dershaneler, Belediyeler, Özürlüler ile ilgili bazı dernekler ve vakıflar tarafından engeliler için Meslek Edinme Kursları düzenlenmektedir. Bu kurslar genellikle ücretsiz olup bazı kuruluşlar ulaşım olanağı da sağlamaktadır. Engelli bireyin bu kurslara devam etmesi diploma ve sertifika alması, durumuna ve yeteneğine uygun bir işe girmesini kolaylaştıracaktır.

Bu yazı toplam 3234 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02