• BIST 107.212
  • Altın 151,644
  • Dolar 3,6838
  • Euro 4,3281
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 4 °C
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin

REKABET EDEMİYORSANIZ BUNUN CEVABI KARDEŞ İLİŞKİLERİNİZDE OLABİLİR!

G. Resuloğlu

Bir ailede ikinci çocuğun doğumuyla birlikte gözler ilk çocuğun tepkilerine çevrilir. Kıskanıp kıskanmayacağı merak konusudur. Anne baba ilk çocuğun kıskanma ihtimalinden rahatsız olur. Çünkü onlara göre kıskanmak iyi bir duygu değildir ve kıskanıyorsa eğer kardeşini sevmiyor demektir! İkinci bir çocuk istedikleri için onun rahatını kaçırdıklarını düşünürler! Halbuki ona kardeş isteyip istemediğini de sormuşlar ve onun onayını da almışlardır! Anne içten içe büyük olan çocuğa haksızlık yaptığını düşünüyordur. Bu düşünceler anne baba için dehşet vericidir. 


 Bundan sonra anne baba, ilk çocuk yeter ki kıskanmasın diye ellerinden geleni yaparlar. Kıskançlıkla  ilişkili tüm davranışları görmezden gelip, yanlış yorumlarlar. Huysuzluk, bebeksileşme, saldırganlık, içe kapanma, kardeşine gizli ya da açık bir şekilde zarar verme davranışlarını değerlendirmekte zorlanırlar. Soranlara da “kardeşini çok seviyor, hiç kıskanmadı” derler. Ancak bir an olsun yalnız bırakamazlar. En iyi yolun da mümkün olduğu kadar bir araya getirmemek olduğunu düşünürler.  


 Aslında burada kıskançlık duygusu ile başa çıkamayan anne babadır. İkinci çocuğu isteyen de anne babadır. Ama ilk çocuklarına ihanet etmiş olmamak için kendi istekleri değilmiş gibi yaparlar. 


 Anne babanın başa çıkamadığı bu duygularla çocuk başa çıkabilir mi?


 Cevap: Mümkün değil!


 Buraya kadar ikinci çocuğun durumu hiç gündemde değildir. O nasıl olsa çok küçüktür bir şeyden anlamıyor ve etkilenmiyordur.


 Etkilenmiyor mudur gerçekten? 


 Cevap: Kesinlikle etkileniyordur!


 Bu durumda yoğun duygular yaşayan annesi yaşamının ilk aylarında tüm ilgisini koşulsuz bir şekilde kendisine veremiyordur. Annenin içindeki suçluluk duyguları ve kaygı aralarındaki bağı güvensiz hale getiriyordur. Büyük çocuk kıskanmasın diye gizli gizli besleniyor, gizli gizli seviliyordur.


 Büyük çocuğa kendisi ile ilgili teselli için söylenenlere bakılırsa “zaten altına yapan, sürekli ağlayan, anne babası için sorundan başka bir şey de değildir!”


Kıskançlıkla baş edilemeyen, duyguların üstünün örtüldüğü bu ailede küçük çocuk büyüdükçe, sezgileri yoluyla, ilgi ve sevgiyi alabilmek için uyumlu ve uslu olmak zorunda olduğunu düşünür. Anne babası için hiç sorun çıkarmamalı, onları mutlu etmelidir. Bu onun için büyük bir yüktür. Kızgınlığı, öfkesi, kıskançlığı, korkuları hiç belli edilmemelidir. 


 Duygularını belli edemeyen büyük küçük herkese olduğu gibi ona da aynı şey olabilir; çok sık hastalanabilir.


 Abisi ya da ablası ile hiç anlaşamamakta, sevildiğini hissetmemektedir. Ama ona anne ve babası büyük kardeşinin onun doğmasını çok istediğini söylemişlerdir. Ayrıca anne babası onun isteğini yerine getiriyorsa çok güçlü olmalıdır! Varlığını ona borçludur! Sezgileri kafa karıştırıcıdır. Hem istenmiştir ama hem de sevildiğini hissetmiyordur. Evin içinde yalnız ve güvende olmadığını düşünüyordur.


 Bu iki kardeşin birbirlerini kıskanmaları ve bunun etrafında gelişen diğer duygu ve düşünceleri kendi benlikleri için belirleyici olacaktır. İnsanlarla ilişkilerinin geri planında çocukken yaşadıkları aşılamayan rekabetçi duygular ve deneyimleri hep rol oynayacaktır. 


 Örneğin buradaki büyük çocuk yetişkin olduğunda, kendini olduğundan daha güçlü gören, isteklerinde ısrarcı olan, istekleri olmadığı zaman kapris yapan ve sevilmediğini düşünen, empati kurmakta zorlanan, kendi kapasitesini olduğu gibi kabul edemeyen ve kullanamayan, kendisini çok da zorlamayan bir kişilik geliştirebilir.


 Küçük çocuk da yetişkin olmasına rağmen hiç bir zaman sevildiğinden ve istendiğinden emin olamayabilir. Her hatayı kendinde aramak, utanmak, sorunlar karşısında kendini suçlu hissetmek  gibi bir kişilik geliştirebilir.


 Kişilik bir çok yaşam deneyiminin etkisi ile gelişir, büyür. Kardeş ilişkileri ve anne babanın bu rekabetçi duygularla nasıl başettiği çoğunlukla dikkatten kaçan bir konudur.


 Yetişkilerin özel, arkadaşlık ve iş ilişkilerindeki ruhsal duruşları, yaşadıkları geçmişin bir çeşit tekrarıdır. İlişkilerde sorunların yaşandığı durumlarda iç dünyaya dönüp bakılacak yerlerden biri de kardeşlerle olan ilişkiler ve anne babanın tutumları olmalıdır.


 Kıskanmak doğal ve ruhsal dünyayı geliştiren bir duygudur. Kabul edilmeyip yaşanmasına izin verilmemesi bu duygunun yıkıcı hale gelmesine neden olur.


 Nilgün Sarı

Uzman Psikolojik Danışman

 

Bu yazı toplam 256 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02