• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 8 °C
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin
  • Özel Olimpiyatlar Ulusal Oyunları Başladı
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin
  • Özel Olimpiyatlar Ulusal Oyunları Başladı

ÖZÜRLÜYE BAKIŞA TOPLUMSAL ÇÖZÜM

Burhan Gümrükçü

Özürlülük, doğuştan veya sonradan meydana gelen bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerinin belli bir kısmını yitirmesiyle oluşmuş bir durumdur. 
Ülkemizde şimdiki adıyla Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğünün iki binli yılların başında açıkladığı ilk ve tek özürlüler istatistiğine göre nüfusumuzun 8,5 milyonu, o zamanki nüfusumuzun yaklaşık %12.29 ‘u özürlü olarak sayılmaktadır. Tıp’ın hızla gelişmesine rağmen buna karşılık doğum öncesi bilinçsiz hamilelik dönemi, doğum sonrası gerekli tetkiklerin ve aşı takviminin takibinde ihmalkâr davranışlar, trafik, iş kazaları ve terör göz önüne alındığında yukarıdaki oranın hızla artış gösterdiği hazin bir gerçek olarak karşımıza çıkar. 


Özürlü olduğu için hiç kimse toplumdan dışlanmamalı, aksine özründen dolayı hiçbir imkân ve fırsatlardan yoksun kalmamasına özen gösterilmelidir. Bu maksatla atılacak her adım, özürlü vatandaşlarımızın öz güvenlerini güçlendirecek ve hayata daha sıkı bağlanarak toplumda üreten bir birey olmalarını sağlayacaktır. 


Vatandaşlarımızın günlük hayatta, çalışma hayatında, eğitim, sağlık ve tedavide karşılaştıkları engellere çözüm üretmek ve tüm hizmetlerden eşit bir biçimde yararlanmalarını sağlamak, sosyal devlet olmanın en önemli göstergelerindendir. Özürlüler alanındaki gündemin canlı tutulması ve bu konuda özürlünün ailesinden başlayarak toplumun tüm kesiminin bilinçlendirilerek duyarlılıkların arttırılması çok ama çok önem arz etmektedir. ÖZÜRLÜ vatandaşların meslek edinip, üretken hale getirilmelerini, kendi kendilerine yetebilen bireyler olmaları ve toplumsal hayata katılmalarını sağlamak öncelikli görevlerimizdendir. 

Sağlık, eğitim, ulaşım, rehabilitasyon, manevi eğitim gibi temel konularda yapılacak çalışmalar ve buna bağlı olarak gerekli düzenlemeler ÖZÜRLÜ vatandaşlarımızın hayatlarını daha da kolaylaştıracaktır. 


Toplumumuzun ayrılmaz bir parçasını oluşturan, günlük yaşamda karşılaştıkları güçlüklerini yakından izlediğimiz ÖZÜRLÜLERE ilişkin konular, her kesimin yakın ilgisini gerektirmektedir. Yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri, kamu kurum ve kuruluşları, bütün vatandaşlar üzerine düşeni yerine getirmeli. Bu konuda yapılacak çalışmalar, insanımıza ve toplumumuza gösterdiğimiz saygının anlamlı bir ifadesi olacaktır. 

Ülkemizde hemen her yerleşim alanında özürlü vatandaşımızın bulunduğu bir gerçektir. Biz üzerinde yaşadığımız coğrafyayı kentsel ve taşra yaşam alanları olarak ekonomik, kültürel, sosyal yapıları açısından iki kısımda değerlendirebiliriz. Özürlüler, özürlüye bakış açısından da bu iki kesim arasında farklılıklar görülüyor olsa da ortak algınında olduğu gözlenmektedir. Bu gün kentsel yaşam alanlarının dışında kalan köy kasaba gibi yerleşim alanlarında özürlü bireye sahip olan aileler bu durumu bir utanç olarak veya çevrenin yadırgayıcı bakacağı düşüncesinden kaynaklanan yanlış bir anlayışla özürlü bireyini toplumdan ve sosyal yaşamdan soyutlayarak ev içerisine hapsedebiliyorlar. Bu tür vakaları kentsel yaşam alanlarını tercih edenler arasında da taşralara göre daha azınlık da olsa da görmekteyiz. 


Eğitilebilir veya öğretilebilir birçok özürlü bireyimiz gerek yukarıda temas ettiğimiz nedenden ötürü gerekse özürlü bireye sahip olan ailenin koruma duygusuyla yanlış ve bilinçsizce tutumları sonucunda bu nevi birçok özürlümüz olması gereken ve oluşturulabilecek daha kolay yaşamlarından geri kalmaktadırlar. Bu duruma özürlü bireye sahip olan ailelerin aile içerisindeki özürlü ile nasıl yaşayacaklarını ona nasıl davranmaları gerektiğini kendi yöntemleriyle geliştirmeleri de sebep olmaktadır. Bununla birlikte özürlü bireye sahip ailelerin yaşadıkları durumu kendi içlerinde kabullenmeleri ve hangi haklara sahip olduklarını, hangi hizmetlerden yararlanabileceklerini, bunlar için neleri yapmaları gerektiğini ailesindeki özürlünün de eğitilebilirse ve öğretilebilirse topluma ve sosyal hayata katılabileceğini dolayısıyla hem kendilerinin hem de özürlü bireyin daha kolay ve rahat bir yaşam sürdürebileceklerini bilmemeleri de baskın bir etkendir. 
Bu durumlar göz önünde bulundurularak konularında uzman hukukçu, psikiyatrist, doktor, mesleki özel eğitim ve rehabilitasyon öğretmeni, sosyal hizmet uzmanından oluşan bir ekiple, özürlüye ve ailesine ulaşarak ayağına giderek yerinde tespit edilen duruma göre bilgilendirme bilinçlendirme ve yönlendirmeler yapılarak topluma ve sosyal yaşama kazandırılmaları böylelikle de hem aile bireylerinin hem de hepsinden önemlisi özürlü bireyin yaşamını daha rahat ve öz güvenle sürdürmesi, yeterliliği olan özürlülerin okul, mesleki, kendi kendine yetebilme eğitimlerinin sağlanması ailelerinin bilinçlendirilmesi özürlünün yaşam kolaylığı açısından çok önem arz etmektedir. 


Öncelikle özürlü bireylerimizi doğuştan veya sonradan özürlü olanlar şeklinde ele almalı ve bu durumlarına göre gerek kendilerine gerekse de ailelerine destek verilerek hayata ve topluma kazandırılmalıdır. Burada tabii ki detaylandırmak gerekirse doğuştan özürlü bireyi ve ailesini içerisinde bulundukları duruma göre öncelikle manevi açıdan bilgilendirmek desteklemek gerekir sonrasında kişinin özür durumuna göre ev yaşam şartlarını fiziksel durumunu rahat ve kolay yaşam alanına dönüştürmek de gerekmektedir. Aynı desteği sonradan özürlü olan bireye ve ailesine de vermeliyiz. Eğitilebilir veya öğretilebilir olması dikkate alınarak ona göre yönlendirilip ihtiyaç duyulan eğitim zeminini sağlanması da çok önemlidir. Bu alandaki eksiklerin giderilmesi buralarda eğitim verecek eğitmenlerin ve öğretmenlerin konuyla ilgili özel eğitim almaları ve uzmanlaşmalarına da özen gösterilmelidir. 


Hayatın ilk yıllarında verilecek okul eğitiminden sonra yeterlilik ve fiziksel durumlarına göre en uygun kaynaştırılmış eğitime kazandırılarak eğitimleri ve yetenekleri göz önüne alınarak yönlendirilmelidir. Bunu yaparken kaynaştırılmış eğitim okullarındaki öğrenci, eğitmenleri de davranış ve özürlü psikolojisi konularında bilinçlendirmiş olmamız gerekmektedir, zira bu bilinci vermediğimizde kaynaştırılmış eğitim okullarında okuyan özürlü kardeşlerimiz hem adaptasyon hem de sosyal iletişim konularında zorluklar yaşamakta buna bağlı olarak da psikolojik olarak etkilendiklerinden başarısız olabilmektedirler. Buda istenen sonucu vermemektedir. 


Sonradan özürlü olan ileri yaşlardaki kardeşlerimiz doğal olarak bir psikolojik çöküntü yaşamaktadırlar dolayısıyla onlara ve ailelerine verilecek gerek psikolojik gerek rehabilitasyon desteği onları tekrar topluma kazandırmak açısından çok ehemmiyet taşımaktadır, fiziksel durumlarına göre iş ve meslek hayatına dönebilmeleri için azami hassasiyetler gösterilmelidir. Aynı zamanda bu dönüş için özürlü birey zorlanmalı bu güven kendisine kazandırılmalıdır. Zaman zaman yaptığımız çalışmalar gereği ziyaret ettiğimiz özürlü bireye sahip ailelerde kişinin özürlü olduktan sonra eve kapandığını yıllarca kendi başına sokağa çıkmadığını çıkma ihtiyacı hissettiğinde de eşi veya çocuğu tarafından çıkarılarak bir süre gezdirildikten sonra geri döndüklerine şahit oluyoruz. Böyle bir yaşamın hem aile açısından güçlükleri olduğu gibi hem de özürlü bireyi sosyal yaşamdan koparması özürlü olmadan önce sürdürmüş olduğu yaşamdan kopmasının ezikliğiyle kişi üzerinde büyük bir travma etkisi yaptığı da gözlenmektedir. 


Genel olarak özürlü birey ve ailesi psikolojik, eğitim, rehabilitasyon, meslek edindirme, istihdam ve sağlık gibi konularda gerekli zeminler hazırlanarak destekler verilerek topluma kazandırılıp, üreten bireyler olmaları sağlanması hususunda projeleri bir an önce hızla hayata geçirmeliyiz. Bunu da devlet önemseyerek yaygınlaştırmalıdır. 


Tüm bunları yaptığımızda özürlülerimizi insan olarak hak ettikleri yaşam şartlarına kavuşturduğumuzda onları topluma sosyal yaşama entegre ettiğimizde bu manada sorunu çözmüş olacak mıyız? Elbette olmayacağız, çünkü birde madalyonun öte yüzü yani özürlülerin dışındaki kişilerde var. İşte özürlüye verdiğimiz hizmetlerin yanı sıra özürlü olmayanları da özürlülük ve özürlüye davranma gibi konularda bilinçlendirmemiz çok daha zaruridir. 


Bu noktada devlete çok daha görev düşmekte çünkü bu konuda bir devlet politikası oluşturulup uzun soluklu çok yönlü projeleri uygulamaya koymalıdır. 


Öncelikle şimdiye kadar özürlü bireyler tarafından “bizde varız bizimde şu sorunlarımız var bizlerde toplumun her alanında yer almalıyız bizi de var kabul edin” diyerek sürdürdükleri mücadeleden kurtarıp toplumun “evet özürlülerde bu toplumun bir bireyidir onlarında toplumun her alanında var olmaları bunun için gerekeni onlara sağlamalıyız. Bazı fiziksel yetersizlikleri olsa bile onlarda her türlü hakka sahiptir” algısını ve olgusunu toplumda yaratmalı bu bilinci oluşturacak etkin ve yoğun bir devlet politikası sürdürülmelidir. Bunu yapmak için vali, kaymakam, belediye başkanı gibi yerleşim alanının üst düzey yöneticileri, halka birebir hizmet veren kamu dairelerinin üst düzey yöneticilerinin ve bu nevi bürokrat ve idarecileri özürlülük ve özürlünün sorunlarının, bu sorunların çözümleri, çözüm yöntemleri özürlünün genel psikolojik durumu ve özürlüye karşı davranış yöntemleri konusunda sık sık belli periyotlar da seminerlerle bilgilendirilmeli bu seminerlere zaman zaman farklı özür gruplarından özürlülerinde yaşadıklarını ve istediklerini anlatmaları sağlanmalı böylelikle ilk ağızdan dinleyip empati yapmaları buna bağlı olarak da bilinç ve şuurun oluşması sağlanmalıdır.

Uzun soluklu yapılacak bu çalışma zaman içerisinde kamu idarecilerinin verdikleri hizmete olumlu yansımaları olacaktır. Öte yandan eğitim alanında okullara ders olarak koyulmalı bu süreçte de yine zaman zaman bizzat özürlünün kendisinden faydalanılmalıdır. Bunu ilk, orta, lise, yüksekokul alanlarında uygulamaya koyup sürekli hale getirilmelidir. Eğitim müfredatı içerisinde yer alacak şekilde düzenlemeler yapılmalıdır. Böylelikle okul eğitiminde verilen bu bilgilendirme ciddiye alınarak gerektiği gibi verilir ise ve yukarıda belirttiğimiz gibi bu eğitimlerde özürlünün kendisinden de yararlanılır ise ilerleyen zamanlarda özürlüye bakış ve özürlüye karşı davranış bilinci oluşacak.

Bu topluma yansıyacağı gibi ileride devletin çeşitli idari kademelerinde görev aldıklarında meselelere bakışları ve çözüm yöntemleri bunların uygulamaları çok daha verimli olacaktır. 
Bir diğer konu ise toplumun özürlüye bakışı ve özürlüye karşı davranış bilincini oluşturmaktır.

Yapılan araştırmalara göre toplumumuz genel olarak bilgiyi, haberi her ne kadar internet kullanımı yaygınlaşmış olsa da televizyonlardan almaktadır. Buradan yola çıkarak devlet veya devlet desteğiyle kısa veya uzun metrajlı tanıtım filmleri hazırlamalı içerikleri duygusallıktan uzak farkındalığı, farkındalık yaratmayı ve özürlüye karşı davranış biçiminin özürlünün hissiyatlarını ve bu konuda bilincin oluşmasını sağlayacak şekilde olmasına özen gösterilmeli hazırlanan bu görsellerin belli sıklıklarda uzun soluklu süreklilik arz edecek şekilde tüm ulusal ve yerel medyada yayınlanması bunu yaparken de günün izlenilebilir önemli saatlerinin seçilmesi verim almak açısından önemlidir. Yerel ve ulusal medya bu konuya ticari bir kazanç olarak bakmayıp reyting kaygısı taşımamalıdır.

Bu nedenle gerek medya kuruluşları gerekse devlet karşılıklı fedakârlık yaparak Bu kaygıyı ortadan kaldırmalıdır. Aynı şekilde yazılı medya üzerinde de gerektiği gibi verim alıcı projeler yürütülmelidir. Tüm bu çalışmalarda duygusallık ve acıtasyon temalarından uzak durularak sadece özrümüzden dolayı bazı aksaklıklar yaşadığımızı bu aksaklıkların ortadan kaldırılabilmesi için bilinç oluşturma temel esasına dayalı yapılmalıdır. Bununla birlikte Diyanet İşleri Başkanlığı’da konuyu bu şekliyle ele alarak sık sık vaiz ve hutbelerinde bu konuya yer vermeli bundan öncesinde olduğu gibi özürlüye yardımın sadaka kültürüyle eşleştirilme anlayışından uzaklaşmalı cemaatide uzaklaştırmalıdır. 


Böyle bütünüyle ele alınarak toplumun tüm alanlarını kapsayacak bir devlet politikasının oluşturulması oluşturulan bu politika üzerinde samimiyetle durulması ciddiyetle yürütülecek projelerin hayata geçirilmesi desteklenen projelerin sıkı denetiminin yapılması ve tüm bunları yakın, orta ve uzun vadeli aşamalarda düşünerek buna göre plan yapılması gerekmektedir. Elbette sonuç alabileceğimiz bir durum değildir ancak zaman içerisinde yıllar geçtikçe bu politika sıkı takip edilirse görülecektir ki toplumsal bilinç oluştuğu gibi sorunların çözümleri de daha sağlıklı ve daha verim alıcı sonuçlarda olacaktır. 


Böyle bir politikayı hayata geçirip buna hepimiz katkıda bulunup sabır gösterir isek sabır göstermeliyiz yoksa bu gün olduğu gibi her düzenleme için şurası yanlış olmuş burada bize şöyle davrandılar şu hizmetten hiç verim alamadık gibi serzenişlerde bulunur dururuz. İşte bu serzenişlerin temel sorunu özürlü bilincinin tam oluşmadığı ve halen daha özürlüye merhamet veya bu yapamaz bilinciyle bakıldığından kaynaklanmaktadır. Yukarıda ele almaya çalıştığımız şekilde bir uygulamayla da bu bakış ortadan kalkıp yerine hepimiz bir insanız ve eşit haklara sahibiz mantığı yerleşecektir hal böyle olunca da sorunların bir kısmı kendiliğinden ortadan kalkacak bir kısmının da çözümü kolaylaşacaktır.


Burhan GÜMRÜKÇÜ

Bu yazı toplam 7564 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02