• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 8 °C
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay

Özürlüler Ve İslam

Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ
İnsanlar dünya hayatında daima imtihan halindedirler. Bu husus Kur"ân"da pek çok ayatte açıkça bilindirilmektedir. Mesela Bakara suresinin 155. ayetinde şöyle buyrulmaktadır:

   “(Ey insanlar!) Andolsun ki biz sizi biraz korku ve açlıkla bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz

    Bu ilahi buyruğun tezahürünü her zaman toplumda görebiliyoruz. Kimi insanlar yoksullukla, kimileri hastalıkla, kimileri işsizlikle, kimileri de özürlülükle imtihan edilmektedir. Bazen bir aile dramı, bazen bir kaza, bazen de doğal bir afetle çıkmaktadır bu imtihan karşımıza.

    İmtihanı kazanmak da mümkün kaybetmek de. İmtihanı kazanmak için çalıp çapalanması gerekirken “Niçin bunlar benim başıma gelmektedir?” Diyerek isyana edenler de olmaktadır. Bilelim ki bu insanlar imtihanı kaybetmektedir. Hayatı olduğu gibi kabul eden, güzellikleri görebilen, olanı, başa geleni hayırla karşılayabilen, olumsuzlukları olumluya çevirebilen, bardağa daima dolu tarafından bakabilen, Yaratan ve yaratılanlarla iyi ilişkiler kurabilen insanlar imtihanı kazanmaktadır.

    Musibetler yanında nice nimetleri de vardır yüce Rabbimizin, bunu her zaman görebilmeli ve takdir edebilmeliyiz. Yaratan O, yaşatan O, sayısız nimetler veren yine O.  O"na kulluk edebilen, ibadet edebilen, nimetlerine şükredebilen, musibetlerine sabredebilen insanlar kazanmaktadır hayatta daima. Önemli olan Allah"ın rızasını, O"nun cennet ve nimetlerini kazanabilmektir.

    Hiçbir nimet külfetsiz olmamaktadır. Bu ilahî bir kuraldır. Sıkıntılara göğüs gerebilmek hesapsız derecede sevap kazanmamızı sağlamaktadır. Yukarıdaki imtihan edildiğimizi bildiren ayetin devamında yüce Rabbimiz sabırlı olmamızı ve sabredenlerin müjdelenmesini istemektedir: 

    “(Ey Peygamberim!) Sabredenleri müjdele. Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah"a aidiz ve şüphesiz ona döneceğiz” derler. İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır

    Zümer suresinin 10. ayetinde “Ancak sabredenlere mükâfatları hesapsız derecede verileceği”  bildirilmektedir.

    Zorluk, musibet, hastalık ve sıkıntılarla baş edebilmek ve çalışmalarda başarılı olabilmek ancak sabırla mümkün olmaktadır.

    Sabır, başarının ve mutluluğun anahtarıdır. Çünkü sabır, aydınlıktır, huzurun kaynağıdır. Sabreden insan daima huzur içinde olur. Sabreden zafere erer. Sabır, en hayırlı, en iyi nimettir. Peygamberimiz (s.a.v.) bu konuda şöyle buyurmuştur:

    "Kim sabretmek isterse Allah ona sabır ihsan eder." (Ahmed, I, 307)

    "Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve daha çok nimet verilmemiştir." (Buhârî, Rikâk, 20, VII, 183)

    "Bilin ki hoşlanmadığınız şeylere sabretmekte çok hayır vardır, başarı sabırla olur" (Ahmed, I, 307)

    Yüce Allah, peygamberlerine sabrı emretmiş, müminlerin de sabırlı olmalarını istemiş ve Kur"ân"da akıllı kimselerin Allah rızası için sabrettiklerini bildirilmiştir.

   Dolayısıyla hastalıklar ve musibetler karşısında tahammüllü olabilmek, sıkıntıları yenebilmek, tedavide başarıya ulaşabilmek ancak sabırla mümkün olur. Tedavisi mümkün olmayan hastalıklar ve özürler karşısında feryat etmeden sakin ve huzurlu olabilmek, inanç ve sabırla mümkün olur.

   Sabrın mükâfatı cennettir. Sahabeden Enes b. Mâlik"in Hz. Peygamber"den naklettiği kutsi bir hadise göre Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

   “İki gözünü kastederek ben kulumu iki sevgilisiyle imtihan ettiğimde o buna sabrederse, iki göze bedel olarak ona cenneti veririm.” (Buhari, Merdâ, 7, VII, 4.) 

   “Kimin iki sevgilisi (yani gözünü) alır da, buna sabreder ve ecrini Allah"tan umarsa, sevap olarak cennetten başka bir şeye razı olmam.” (Tirmizî, Zühd 57, No: 2400–2401, IV, 602-3)

    Sabretmek; hastalanınca tedavi olmamak, bir musibete maruz kalınca tedbir almamak, maddî ve manevî sıkıntılardan kurtulmak için çarelere başvurmamak anlamında değildir. Sabır, Allah"a isyan etmemek, bir imtihan geçirdiğinin bilincinde olmak, hata ve kusurlarını gözden geçirebilmek, olayları metanetle karşılayabilmektir.

   Dinimiz İslam"a göre özürlü veya sağlıklı her insan, Allah'ın en kıymetli ve en değerli varlığıdır. Çünkü yüce Rabbimiz Allah, insanları servetleri, ırkları, renkleri, cinsiyetleri, dilleri, nesepleri, fizik yapıları, özürlü veya sağlıklı oluşları açısından değil; iman, yararlı amel, güzel ahlâk, yaratana ibadet ve yaratılanlar için yararlı çalışmalar sahibi olup olmamaları açısından değerlendirir.

   "Allah katında en üstün olanınız ona karşı en saygılı olanınızdır" anlamındaki Hucûrât suresinin 12. ayeti ile

   "Allah sizin suretlerinize, dış görünüşlerinize ve servetlerinize bakmaz. Fakat kalplerinize, iman ve iyi niyetinize, amellerinize ve güzel işlerinize bakar" (Müslim, Birr, 32) anlamındaki Peygamber sözü bu hususu dile getirmektedir.

   Şunu bilmeliyiz ki insanın sağlığını koruması temel görevleri arasında yer alır. Onun için insan yemesine, içmesine ve sağlık kurallarına dikkat etmesi gerektiği gibi sigara, içki ve uyuşturucu gibi sağlığa zararlı alışkanlıklardan uzak durması çocukların sakat doğmaması için gerekli tedbirleri alması gerekir.

   Diğer taraftan hiçbir engel Allah"a kul olmaya, ibadet etmeye engel yapılmamalıdır. İnsan Allah kulluk için yaratılmıştır. Herkes gücü nispetinde bu kulluk görevini yerine getirmeli, söz gelimi beş vakit namazını kılmalı, sağlığı yerinde ise Ramazan orucunu tutmalı, mal varlığı varsa zekât vermeli, Allah"ı anmalı, Kur"ân okumalı, Kur"ân"da yer alan diğer görevleri yapmalı, haramlardan ve günah olan söz eylem ve davranışlardan sakınmalıdır.

   İslam inancına göre Allah"a kulluk eden, etmeye çalışan özürlü bir insan, Allah katında kulluk görevini yapmayan varlıklı ve sağlıklı insandan daha değerlidir. Önemli olan niyet, iman, ihlâs, dürüstlük ve ahlak güzelliğidir.

   Ramazan; arınma, temizlenme, kaynaşma, sosyal yardımlaşma ve dayanışma ayıdır. Bu ayın affımıza, manen arınmamıza ve Allah"ın rızasına ermemize vesile olmasını; gönül huzuruna ermemizi; insanlarımızın sakat kalmamasını, bütün vatandaşlarımızın sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir hayat sürmesini, insanların sırf insan olduğu için saygın ve değerli görülmesini, ülkemiz ile birlikte bütün dünyanın barış ve huzur içinde olmasını temenni ederim. Ramazanınız, bayramınız mübarek olsun, güven, huzur ve mutluluğunuza vesile olsun, Allah"ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. 20 Ağustos 2008 

Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu yazı toplam 24426 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 5
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02