• BIST 107.303
  • Altın 152,979
  • Dolar 3,7134
  • Euro 4,3645
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 15 °C
  • 'Cumhuriyet' için kulaç attılar
  • Unlara Folik Asit Vitamini Eklenmesi Yasal Zorunluluk Olsun!
  • ALİ AĞAOĞLU’NDAN AMPUTE MİLLİ FUTBOL TAKIMINA JEST
  • 'Cumhuriyet' için kulaç attılar
  • Unlara Folik Asit Vitamini Eklenmesi Yasal Zorunluluk Olsun!
  • ALİ AĞAOĞLU’NDAN AMPUTE MİLLİ FUTBOL TAKIMINA JEST

ÖZÜRLÜ MÜ ENGELLİ Mİ ?

Kürşat Arıkmert

Yazarlık yaptığım sitelerden birinin forum bölümünde bir gün bir konu açtım? Konu başlığım ‘ ENGEL ile ÖZÜR ARASINDAKİ FARKLAR NELERDİR? ‘ Orada insanlar bana çok büyük tepki verdiler. Siz bizim yaramızı eşeliyorsunuz; Özür ‘ özür dilemek ‘ anlamına gelir; Engel ile özür arasında hiçbir fark yoktur; Özürlü kelimesi çok ağır bir kavramdır, oysa engelli kelimesi daha hafif bir kavramdır; Özürlü kelimesi kulağa çok itici gelirken engelli kelimesi kulağa daha hoş geliyor; Amannn canım: bize hizmet edilsin de hitap ederken ne derlerse desinler… gibi çeşitle cevaplar aldım..

Yine bir gün veli görüşmesinde bir veli kızına engelli değil de özürlü dediğim için bana bir sürü serzenişte bulundu. Ona özürlü kavramının engelliden daha hafif bir kavram olduğunu anlatıncaya kadar yaklaşık 1 saat zaman harcadım. Çünkü yılardan beri kafasına yerleştirmiş olduğu yanlış bir tanımlamayı silip yerine doğru tanımlamayı yerleştirmek zorunda kaldım. Bunlar ve bunlara benzer karşılaşmış olduğum birçok durumdan dolayı böyle bir konu hakkında yazmak istedim.

 

            İnsanlar çok eski çağlardan beri çevrelerinde bulunan normalden sapmış bireylere farklı etiketlemeler yapmışlar ve sakat, kör, çolak, topal, sağır, geri zekalı gibi adlandırmalarda bulunmuşlardır.. İnsan haklarına verilen önemin artmasıyla birlikte toplumlar normalden sapmış bireylerin hak ettikleri yerde olmadıklarını fark etmişler  ve zaman içersinde daha güzel adlandırmalar bulmuşlardır. Sakat, kör, çolak, topal, sağır, geri zekalı gibi yapılan adlandırmalar kişiyi suçlayan adlandırmalardır. Bir kişi bedensel bir problem yaşıyorsa bu kişiye sakat demek sanki kişi isteyerek bu duruma gelmiş anlamı katar. Oysa  bedensel bir problemle yaşamayı hiç kimse istemez.

            Aradan geçen yıllarda topal yerine bedensel engelli, kör yerine ama, geri zekalı yerine zihinsel engelli gibi tanımlamalar yapılmıştır. Lakin bu da kişilerin normalden sapmalarına  göre yapılmış bir etiketleme olduğundan sadece güzel adlandırma olmaktan öteye geçememiştir. Şayet ben bu gibi etiketlemelerin yerine normalden sapma göstermiş birey  tanımlamasını daha uygun buluyorum ve bu yazımda da bu terimi kullanacağım.

            Normalden sapma göstermiş bireylere geçmişten beri verilen isimlere biraz değindikten sonra gelelim asıl konumuza : ÖZÜR ve ENGEL NEDİR? Özür : Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılamada güçlükleri olan ve korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişidir.

Görme, konuşma, işitme, ortopedik özürlüler, sürekli hastalığı olanlar, zihinsel özürlüler, sürekli klinik bakıma ihtiyaç duyanlar, duygusal, sosyal ve ruhsal sorunu olanlar, yasalara göre özürlü olarak kabul edilmektedir.

            Bu tanımdan yola çıkarsak; özrün doğuştan veya sonradan meydana gelebildiğini, özürlü kişinin çeşitli derecelerde zihinsel, bedensel, ruhsal, duygusal ve sosyal alanda uyum sağlamada ve günlük gereksinimlerini karşılamada güçlük yaşadığını görürüz. Özür çeşitli derecelerde olabileceği için kişinin rehabilitasyon, korunma, danışmanlık ve destek hizmetlerine gerek duyabileceği belirtilmektedir.

            Peki engel nedir? Engel; özrün kişideki seyir oranının yüksekliğinden ve kişinin çevresindeki kişiye göre yapılması gereken düzenlemelerin yetersizliğinden dolayı kişinin normal insanların yapabildiği bir şeyden kısmi ya da tamamen mahrum olma durumunda kalmasıdır.

            Bu tanımı parça parça incelersek karşımıza şunlar çıkar: Engelli olabilmek için öncelikle özürlü olmak gerekmektedir. Sonra özür oranın yüksek olması gerekmektedir. Buna şöyle bir örnek verebiliriz : ‘Nuray Hanım 24 yaşında işitme engelli bir genç kızdır. Nuray Hanım’ da 38 dB işitme kaybı vardır. Nuray Hanım işitme kaybının azlığından dolayı dili çok iyi bir şekilde öğrenmiştir. Üniversiteyi bitirdikten sonra bir konfeksiyon atölyesinde modelist olarak çalışmaya başlamıştır. Nuray Hanım konfeksiyon atölyesinin gürültüsünden dolayı işyerindeyken arkadaşlarını duymakta güçlük çekmektedir. Ama mesai bitip atölyeden çıktıktan sonra arkadaşlarıyla hiç sorun yaşamadan iletişim kurabilmektedir.’

            Bu öyküden yola çıkarak engel ve özür arasındaki farkı daha somut bir şekilde görebiliriz. Nuray Hanım atölyedeyken arkadaşlarıyla iletişim kuramamaktadır. Çünkü makinaların oluşturmuş olduğu arka plan gürültüsü arkadaşlarının konuşmalarının Nuray Hanım tarafından duyulmasını engellemektedir. Oysa aynı Nuray Hanım iş çıkışı makinaların arka planda oluşturmuş olduğu bir gürültü olmadığından arkadaşlarını daha net duyabilmektedir. Dolayısıyla onlarla çok güzel bir şekilde iletişim kurabilmektedir. Buradan şuna ulaşırız : Nuray Hanım atölyedeyken makinaların oluşturmuş olduğu arka plan gürültüsünden dolayı arkadaşlarını duyamıyor. Nuray Hanım’ın arkadaşlarını duymasını engelleyen 2 neden var. 1. si arka plan gürültüsü, 2.si ise Nuray Hanım’ın sahip olduğu işitme kaybı. Buradan şu sonucu çıkarabiliriz : Nuray Hanım atölyedeyken engelli bir bireydir ama dışardayken engelli bir birey değildir. Lakin dışarda olduğunda da Nuray Hanım kulakları normal işiten bir birey kadar iyi duyamadığından Nuray Hanım  özürlü bir bireydir.

            Engel ile özür arasındaki farkın daha iyi anlaşılmasını sağlamak için bu örnekleri çoğaltabiliriz : ‘ Ahmet Bey yaz tatilini geçirmek için gittiği bir şehirdeki mağazadan kendine yeni bir ceket alıyor. Tatil bitip eve döndüğünde  ceketinin iç astarının bir kısmının dikilmemiş olduğunu fark ediyor. Ceketi aldığı mağaza başka bir şehirde olduğu için de gidip astarı sökük olmayan başka bir ceketle değiştiremiyor. Ceketi astarı sökük bir şekilde giymeye başlıyor.’

            Burada en başta şunu belirtebiliriz : Ahmet Bey’in ceketi özürlüdür, ancak ceketteki özür başka insanların görebileceği bir yerde olmayıp ceketin iç tarafında olduğundan Ahmet Bey’in  ceketi giymesini engellememiştir. Dolayısıyla ceket özürlüdür ama giymeye engel değildir.

Değerli okuyucularım :Engel özrün ilerlemiş halidir. Her engelli özürlüdür; ama her özürlü engelli olmayabilir. Aynı kişi bir ortamda ( Nuray Hanım’ın atölyede engelli olduğu gibi ) engelliyken başka bir ortamda ( Nuray Hanım’ın atölye dışındaki durumu )  engelli olmayabilir.

 Özellikle özel eğitimin içinden gelmeyen ya da özel eğitimin içinde olup özel eğitimle pek alakası olmayan insanların çoğunlukla karıştırmış olduğu özür ile engel arasındaki konuya burada değinmeye çalıştım. Haftaya farklı bir konuda buluşmak dileğiyle.

Sevgiyle kalın…

 

                                                               Kürşat ARIKMERT

                                                     ÖZEL EĞİTİM ÖĞRETMENİ

                                             karikmert@hotmail.com

 

           

Bu yazı toplam 91817 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 5
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02