• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 4 °C
  • Ampute Futbolun Çocukları Geleceğe Isınıyor
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • Ampute Futbolun Çocukları Geleceğe Isınıyor
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi

Önyargısız bir güne merhaba

Begüm TAŞKIN
Merhaba; Sizlerle paylaşmak istediğim ilk yazımda, kimimizin farkında olmadan kimimizinse bilerek yaptığı ama her iki şekilde de alışkanlık haline gelen ve birlikte yaşamı zor kılan, önyargılarımızdan bahsetmek istedim.
Önyargılarımız; doğduğumuz andan itibaren, içinde bulunduğumuz çevrenin etkisi ile yavaş yavaş yerleşir içimize. Küçükken; annemiz, babamız, ailemizyargılar bizi. 
Özgüvenimiz de buna bağlı derecede gelişir.
 Çevremiz yavaş yavaş genişlemeye başladığında, bizler de yavaş yavaş çevremizdekilere bunu
yapmaya başlarız. Ve önyargılar bu şekilde içimizde gelişir. Zamanla kötü bir alışkanlık halini alır.
Bazılarımız; zamanla sorgular ve önyargının yanlış olduğunun farkına varır. Bazılarımıza göre; ‘genel düşünce herkes için ne ise, doğru olan o’dur.’ gibi bir zihniyet hakimdir, ne yazık ki…
Ama bence bu konuda en çok zarar gören taraf yine doğruları göstermek isteyen taraf olur. 
       Yargılamak; toplumumuzda, insanların ‘eleştiri’ kelimesinin arkasına saklanıp diğer insanları acımasızca kendi zihniyetlerindeki belirli kalıplara oturtmasıdır.
İnsan; bunca zaman sorgulamadan kabullenip devam ettirdiği yanlışı kendisine söylendiğinde, bunun kendisini ‘sorgulamayı’ gerektireceğini anlar. 
Fakat maalesef ki, insan kendisini eleştirmeyi aslında sevmez. Zaten genelimizkendimizi eleştirmeyiz de… Bu bize öğretilmemiştir. Eleştirel yaklaşımlar bize yöneldiğinde; doğal bir içgüdüyle sinirlenip, okları bizi eleştiren kişiye çeviririz. Bu kişilere verilen en büyük ceza dışlanmaları olur. Onlar; kendilerini hiç tanımayan insanların kendi kafalarındaki kalıplarda yaşar. 
Bizim için; sadece kendi doğrularımız olmasa, başka kişilerde başka doğruların olabileceğini bilsek...
Yargılamak yerine, saygı duyabilsek…  Bencegezegenimiz çok daha yaşanılır bir hal alırdı. Gözden kaçırmamamız gerekir ki, ön yargılarımız da bir engeldir. Kişiye ön yargı, hayvanları sevebilmeye yönelik ön yargı, yaşamı keyifli kılabilecek aktivitelere yönelik ön yargılar gibi özetleyebileceğimiz her şey; aslında hayatımıza, yaşama tarzımıza ve yaşama isteğimize engel oluşturduğumuz ön yargılarımızdır. Bazıları korkuya, fobiye hatta anksiyeteye dönüşüp ciddi oranda kısıtlar bizi.
Özetle önyargılarımız, bizim engel olmamız gereken engellerimizdir. Ben ya da başkaları bu konuları dile getirdiğinde, yazdığında yalnızca üzerine konuşulmuş bir konu olarak kalır.
 Okuduğunuzda bana hak verir misiniz bilmiyorum ama eğer hak vermek isterseniz, düşünmek isterseniz emin olun bahsettiğim değişim, yalnızca kendimizi dürüstçe sorgulamakla başlar.
İlk yazımda yaşanılası bir dünyaya bir adım daha yaklaşmak için bir fikirde ben vermek istedim. 
Yargılama ve eleştiriyi birbirine karıştırmadığımız günler umuduyla, sevgiler.
 
 
Bu yazı toplam 7314 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02