Eren kaya aslan… Ankara"nın merkezinde köprünün ortasında 36 yaşında bir emekçi engelli. 20 yaşında tanıştı engeliyle. Mersin de inşaatta yüksek gerilim hattına kapılıp sağ kol ve sol bacağını kaybetti. Askerliğine tam 11 gün kala bu kaza başına geldi. Farkında değildi engel kavramının hayattan getirdikleri ve götürdüklerinin. Şuan %80 engeli var ama hayata % 100 bağlı. Kaza yapmadan önce insanlık adına en yararlı olabilecek mesleği seçme düşüncesi vardı aklında; psikolog.
Olmadı. O hiçbir zaman vazgeçmedi. Çok sevdiği Şaziye Hanımla yuva kurdu ve üç çocuk dünyaya getirdiler. Geçen sene lösemiden 5 yaşındaki oğlunu kaybetti. Kemoterapiyi kaldıramamıştı onun küçücük bedeni. Kaya kendi bedensel özrünü atlatmıştı, kafasına takmadı ama oğlunun tedavi süreci ve ölümünden sonraki zaman onu çok yıpratmıştı. Şuan Adana ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde tedavi görüyor. Ağır bir ilaç kullanıyor.
Oğlunu yaşama döndürmek için bankalardan aldığı kredileri ödeyemeyen Aslan"ın evine haciz şoku da gelince yıkıntılara bir yenisi daha ekleniyordu. Yardım alamadığını söyleyen aslan, sabahın ayazında evine ekmek götürmek için çıkıyor evden. Merkezden oldukça uzak olan evine gitmek için takma bacağını takıyor ve düşüyor yola…
Geride kalan ne mi? Acılı anne, emekçi acılı baba, iki masum çocuk…
Engel ne sizce? Asıl engel ne? Bedende mi ruhta mı yaşanıyor?
Engelden uzak olmak mı? Yoksa engele bir engel daha takmayarak destek mi olmak?
Borç batağından kurtulmayı ve başlarını sokabileceği bir ev istiyorlar. Çocuklarının daha iyi bir gelecek, bu ailenin daha farklı koşullarda yaşamasını gönülden geçiriyorsanız, diliyorsanız, bende bir ışık yakmak istiyorum diyorsanız, Ankara"nın merkezinde olan bu duruma dokunun, yüreğinizi dokundurun. Sesini duyurmak isteyen bu aileye sadece aracıyız belki ama mumu elinize biz vermek istiyoruz ve bir kibrit çakmanızı bekliyoruz…
Ankara Sema Kahveci


































