• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 4 °C
  • Ampute Futbolun Çocukları Geleceğe Isınıyor
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • Ampute Futbolun Çocukları Geleceğe Isınıyor
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi

NEDEN BEN

aysel oturak

Hayatta en az bir defa bile olsa, yorgan altında hıçkırıklarla ağlayarak "Ben neden böyleyim Allah'ım?" demişiz dir belki hepimiz olma sakta, çok kişilerin;
Neden ben Allah"ım dediği zannederim. Bazılarını anlatmamız gerekirse, şöyle diyebiliriz!

En başta, evet en başı her zaman hastalıklar çekiyor, ilgili olarak, Neden ben.
 
1. Ben neden yürüyemiyorum neden engelliyim, herkes koşuyor oynuyor bense ayak kalkamıyorum gibi.
2.  Benim gibi, Siz hiç saklandınız mı? Hüzün dolu duygular da. Sağa sola sevinç mutluluk saçarak, birilerine gülücük saçmak zorunda kaldığımızda neden ben.
Aslında çaresizliğin son kıyılarına yaklaştığımızı düşündüğümüz sarf ettiğimiz bir kelime genelde.
Hayat ne tuhaf değil mi? Çünkü türlü, türlü sıkıntılara gebe ve dolu. Herkesin bir - iki ya da çok daha fazla derdi var eminim ki hiç biri sağlık sorunu kadar büyük değil.
Her şey de hayat bize çaba ve boğuşma göstermeyi mecbur kılar, boğuşuruz Mücadele ederiz. Hayat bunu gerektirir çünkü.
Yaşamak budur.
Yıkıldığımız zamanlarda olur muhakkak. Savaşmayı bırakıp bir kenara çekiliveririz!
Nereye kadar?
Ne uğruna peki?       
Kaybettiğimiz sağlığımız için mi? Yoksa kaybettiğimiz paramız, varlıklarımız için mi? ··········                                                                                     Yoksa kaybettiğimiz değmezlere mi?········                                                              Yetersiz olan sevgiler, saygılara mı,  yapılan haksızlıklara, sorumsuzlara mı? Yoksa terk edilip gidişlere mi?
Bir sürü soru kafamızı kemirir durur,  sabrımızı tüketir çoğu zaman. Ama hepsinin bizi zorlayacağı yerin bir sınırı bir sonu var hiç bir şey ezeli değil,
sonunda yanımıza alabildiğimiz şey imanımız!
Evet, tek ebedi bizimle olmaya gönüllü tek götürebilme lüksümüz olan imanımız bir de iyiliklerimizdir… 
Allah, eğer dileseydi her insanı mükemmel bir sağlıkla kişilikle ve maddi bakımdan hiçbir sıkıntısı olmayacak gibide yaratabilirdi.                                                                                                                                                                                                    Öyle ki, hiç kimsenin ne sağlık ne mutluluk nede sevgisizlik sorunu olurdu!  Her yaratılışın bir hikmeti bir neden ve sebebi olduğu gibi biz bunları sorgulama hakkına asla sahip değiliz! Çünkü Yüce Mevla zaten bizlere hak etmediğimiz kadar lütufları verip bağışlamıştır, etrafımıza bakmamız, ama gerçekten samimi bir bakış atıp görmek istememiz yeterince kanıtken, bizlerin neden ben deme hakkımız var mı?

Eğer yaşadığımız geçici hayat; değil de ebedi ve sonsuz olsaydı; ölüm, hastalık, yaşlılık ve fakirlik... Olmasaydı, o zaman bu durum belki farklı olabilirdi.

Gözlerin görüyor mu, duyuyor musun? Yürüyebiliyor musun? Felçli misin? Kalbin, böbreğin, ciğerin vs. çalışıyor mu? Kanser misin, astım mısın, tansiyon, şeker. Var mı? Daha binlerce hastalık... Var mı? Ya birde bunların yanında evinde açlığın, başını sokacağın bir çatın var mı?

Ee o zaman; gülümse.

Dünyanın en çirkin insanını bile güzelleştirebilecek yaratanın insana verdiği en anlamlı lütuftur gülümsemek!                                                                                         Hadi gülücükler saç hayata daha iyi gözlerle bak…                   

                                                       Aysel Oturak

 

Bu yazı toplam 15091 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02