• BIST 108.434
  • Altın 151,670
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 14 °C
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay

Nasıl Davaranacağımızı Bilmeliyiz

Burhan Gümrükçü

Sevgili okurlar size bir tanıdığımın görme özürlü bir şahısla yaşadığı bir olayı anlatarak bu yazıma başlamak istiyorum. 
Olay Ankara’nın merkezi semtlerinden Kızılay’da vuku bulmuş. Bilmeyenler için ön bilgi olsun diye söyleyeyim. Kızılay diye adlandırılan semt merkezi bir semt olmakla birlikte araç ve yaya trafiği olarak da oldukça hareketli ve yoğun bir mevkidir. Tanıdığım arkadaş yaya olarak Kızılay’ın ana bulvarında ilerlerken aynı kaldırımda beyaz bastonu ile etrafını yoklayarak gideceği yeri arayan görme özürlü birisini fark eder ve yardımcı olmak amacıyla yanına yaklaşır aralarında şu diyalog geçer. 
Arkadaşım-Merhaba nereyi arıyorsunuz?’ 
Görme özürlü- Merdivenleri arıyorum. 
Arkadaşım- Hangi merdivenleri arıyorsunuz ben size yardım edeyim. 
Görme özürlü- Benim sizin yardımınıza ihtiyacım yok istemez. 
Arkadaş- Neden öyle söylüyorsunuz? Hayır olsun diye size yardım etmek istemiştim. 
Görme özürlü- Ben senin hayır işleme aracın mıyım? İstemez ben kendi işimi görürüm. 
Arkadaş- Peki özür dilerim. Der ve oradan ayrılarak kendi yoluna devam eder. 
Bir vesile söz konusu bu olaydan iki gün sonra kendisiyle görüştüğümüzde size yukarıda yazdığım şekliyle olayı bana anlattı. İlk anda canım sıkıldı ve tepki gösterdim. 
Bir önceki yazımda ileriki yazımda toplumun özürlüye bakışı ve davranışı konusunda bir çok problemler yaşıyor olduğumuzu sıkıntılarımızın her açıdan maksimum düzeyde çözülememesinin temelinde toplumsal özürlü bilincinin eksikliği olduğunu ve bu bilincin oluşturulması için uzun soluklu devlet politikası olması gerektiğini yazmıştım ve bu konu hakkında detaylı bir yazı yazacağımı söylemiştim. 
Gel gör ki zaman zaman çeşitli çevrelerden duyduğumuz bu veya benzeri olaylar bizim için üzücü olduğu gibi başkalarına karşıda zor durumda bırakıyor olmasını kendi içimizde hep konuşup tartışmamıza karşın birden tanıdığımın bu konuyu bana anlatması bu yazımda böyle bir konuyu yazmama sebep oldu. 
Biz özürlüler doğuştan veya sonradan hastalık kaza ve benzeri nedenlerden dolayı vücut yapımızın fiziksel bütünlüğünden hareket kabiliyetimizi kısıtlayan tıbbi rahatsızlıkları olan bireyleriz. İstesek de istemesek de eğer tıbben bir çözümü yok ise yardımcı materyallerimizde kullanarak bu halimizle yaşamak zorundayız. İnancımız gereği takdir-i ilahi böyle tecelli etmiş ise itirazımız olamaz. Bu demek değildir ki hayata küsüp kahredelim ve etrafımıza agresif olalım. 
Özürlü kardeşlerimiz içerisinde bulundukları hal itibariyle kendiyle barışık olmalı ve kendi kendine hayatı zorlaştırmamalıdır. 
Toplumuzun insanı özürlü bilinci oluşmuş veya oluşmamış da olsa merhamet duygusundan kaynaklı yardım etme hissiyatına sahiptir. Küçük büyüğüne büyük küçüğüne genci yaşlısına bilen bilmeyene yapan yapamayana… bu böyle uzar gider… Bizler özürlü isek ve özrümüzden dolayı her ne kadar kendi kendimize yetebiliyor olsak da bir an geliyor ki özrümüzden kaynaklı bir başkasının yardımına ihtiyacımız oluyor. Aslında öyle zaman gelir ki herkesin bir başkasının yardımına ihtiyaç duyduğu an olabilir, eee o halde nedir bu ekabil agresiflik o zaman? 
Bir yandan toplum bizi anlamıyor bize karşı ayrımcılık yapıyor feryatları atacağız böyle bir durumla karşılaştığımızda biz özürlüyüz bize böyle davranamazsınız diyerek karşımızdakilere çıkışacağız öte yandan insani duygularla size yardım etmek isteyen birisine benim sizin yardımınıza ihtiyacım yok diyebilecek kadar saygısızca davranabileceğiz. Böyle bir mantık olamaz. 
Toplumsal sosyal yaşamlarda onunda ötesinde kişilerin bir birlerine karşı saygılı davranmaları gerekmez mi? Elbette ki gerekir 
Bizler bize saygı duyulasını istiyor isek karşımızdaki insanlarda saygılı davranmamız gerekir. Bunu yapmadığımızda sonuçların nelere mal olduğunu düşünmeliyiz. 
Şimdi biraz empati yapacak olursak aynı şekilde bir kişi bize öyle davransa ne düşünürüz. Eğer o kişi özürlü olmayan bir kişi ise ne kaba insan biz insanlık namına yardım etmek istedik onun yaptığına bak demez miyiz? El cevap bence deriz. Peki bu karşımızdaki kişi özürlü ise ve bize bu şekilde davransa o zaman ne deriz. O zaman da insanlık namına yardım etmek istedik bu özürlülere de insanlık yaramıyor gibisinden aklımızdan geçirmez miyiz? Bakın birisinde kişi diğer durumda ise tüm özürlü camiası düşünülüyor. Maalesef acı kötü ama sokaktaki gerçek bu. Öyleyse bizler önce özrümüzü ve özürlü olduğumuzu kabul edeceğiz sonrada insanların bizlere yardımcı olmaları gücümüze gitmeyecek ve aynı zamanda da eğer yardıma ihtiyacımız o an için yok isede bunu karşı tarafa kibarca izah edeceğiz. 
Bunun gibi binlerce örnekleri karşılaştığımız insanlar bizlere anlatıyor v yaşadıkları o çirkin davranıştan dolayı özürlü bir başkasına yardımcı olmaya çekindiklerini de söylemekteler. O halde sokağa çıkan veya evinin dışında her nerede olursa olsun özürlü kardeşlerimiz hal ve tavırlarına dikkat etmeliler. Onların bir yanlış davranışı tüm camiaya mal olabildiği gibi bir başka özürlü kardeşine yapılacak yardımı da engelleyebiliyor. 
Yakın geçmişimizde bizler böyle bir vahim bir olayı yaşamış ve camia olarak da çok üzülmüş idik. Neydi o olay bilenler hatırlayacaklardır. Bir sivil toplum kuruluşunun genel başkanı olan ve aynı zamanda da eski bir milletvekili olan görme özürlü kardeşimiz yaptıkları bir projeye cumhur başkanımızın sayın eşlerinden de destek bulmuş ve kamuoyunu bir dönem meşgul etmişti işte söz konusu projeye sponsor olan bir iş adamıyla mali konuda aralarında çıkan itilaftan dolayı sponsor tarafından gazeteye verilen demeçte aynen “bunlar hem kör hem de nankör” cümlesi kullanılarak hayır yapmak istedik fakat bunlar beni dolandırdılar açıklamasında bulunulmuştu. İşte bizler dikkat etmeliyiz ve kişisel hatalarımızın tüm camiaya zarar verdiğini hesap etmeli ve ona göre davranışlarımızı kontrol altına almalıyız. Hem kaba davranmak kişiye ne kazandırır ki kardeşim neden karşındakine kaba davranıyorum ki. Bende durumum gereği sürekli bir yerlere giden birisiyim ve bana da gerek yürürken gerekse karşıdan karşıya geçerken veya benzeri konularda bir çok kişi yardım etmek istiyor ve ben kendilerine tabi yardım edebilirsiniz memnun olurum diyorum veyahut ta sıkıntı çekmediğim bir durumda isem de kendim rahatlıkla gidebiliyorum siz aynı istikamete gitmiyorsanız benim için zahmet etmeyiniz diyerek teşekkür ediyorum. Şimdi ne oluyor burada benim bir yerim eksiliyor mu veya gururum zedeleniyor mu? Hayır aksine mutlu oluyorum çünkü onlara teşekkür ederek yardım sürecince konuşarak özürlülere karşı ön yargılarının ortadan kalkmasına yardımcı oluyorum. Onlar bizim dünyamızın dışındalar bizlerin özrümüzden dolayı ki dünyamızı tanımıyorlar o halde bizler onlara bu tür ilişkilerle de olsa ir nebze kendi dünyamızı tanıtmalıyız. Toplumsal bilincin oluşması yönünde sürece olumlu katkıda bulunmak için özürlülerinde üzerine düşeni yapması gerekir. Ama yukarıdaki arkadaşımız gibi davranırsak onlarda bizi yanlış tanıyacaklardır işin birde bu boyutu vardır. 
Herkes üzerine düşeni yaparak sürecin olumlulaşmasına katkı sağlamalıdır. 
Ne yapalım hep bizim dışımızdakileri bize karşı yaptıklarından veya yapmadıklarından dolayı eleştirecek değiliz ya bazen de bizlerin yanlışlarını dile getirmemiz gerekiyor. 
Bu kez de böyle oldu, bu hallerde bizim gerçeklerimizden. 
Özürümüzle birlikte kendimizle barışık engelleri kolayca aşabileceğimiz yeni bir dünya dileklerimle sizlere saygılar sunuyorum.
Ad Soyad: Burhan Gümrükçü

Bu yazı toplam 3404 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02