• BIST 106.991
  • Altın 151,480
  • Dolar 3,6710
  • Euro 4,3144
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 4 °C
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin

mükemmel yaratılan insan

İsmail Çavdar

Merhaba degerli okurlar recai bilen kardeşimizin makalesi mükemmel olmuş sizlerle paylaşmak istedim yüregine saglık.

En mükemmel yaratılan insan, neden en vahşi olabiliyor..
Bilimsel araştırmalara göre kainat mükemmel bir şekilde yaratılmış, insan ise en mükemmeli.. Fakat insanlık tarihine baktığımızda, diktatörlük, zulüm ve vahşetle karşılaşıyoruz..

Fen ve bilim sahasındaki araştırmalar ve hadsiz tecrübelerle sabittir ki; Kâinatın nizamında mutlak galip, takip edilen ana gaye ve  Sani"i Zülcelal"in hakiki maksadı; hayır, iyilik, güzellik ve mükemelliyettir. Çünkü kâinata ait fenlerden (bilimlerden)  her bir fen, genel prensipleri ile bahsettiği tür ve taifelerde öyle bir intizam ve nizam gösteriyor ki, ondan daha mükemmel olabileceğini akıl bulamıyor.

Meselâ: Tıp Bilimi"ne ait Anatomi ilmi ve Gökcisimlerinin özelliklerini ve birbirleriyle ilişkilerini inceleyen Astronomi ilmi ve bitkileri inceleyen Botanik ilmi, Hayvanları inceleyen Zooloji ilmi vb. bilimlerin her birisi, genel prensipleri ve kaideleriyle o bahsettiği kısımda Sani"i Zülcelal"in o türdeki nizamında kudret mucizesini ve hikmetini ve “Allah, her şeyin en güzelini, en mükemmelini yarattı,” hakikatini bu bilim dalları gösteriyorlar.

Hem kainattaki bu harikulade düzene ve muhteşem dengeye, canlı ve cansız varlıkların yaratılış hikmetlerine ve gayelerine baktığımızda, şunu rahatlıkla anlıyoruz  ki: şer, zulüm, kötülük, çirkinlik, bâtıl, fenalık kâinatın yaratılışında azdır, cüz"idir. Maksud değil, kıyasdır, dolayısıyladır. Yani meselâ çirkinlik, çirkinlik için kâinata girmemiş.. Belki güzelliğin bir hakikatı çok hakikatlere dönüşmesi için, çirkinlik bir karşılaştırma, kıyas ölçüsü olarak yaratılmıştır.

Şer, hatta şeytan dahi insanın hadsiz terakkiyatına, manevi yükselmesine müsabaka ile vesile olmak için insanlara musallat edilmiş gibi cüz"i şerler, çirkinlikler, büyük ve külli güzelliklere, hayırlara vesile olmak için kâinatta yaratılmışlardır.

İşte kâinatta hakiki maksad ve yaratılış gayeleri göstermektedir ki; hayır, güzellik ve tekemmül esastır, hakiki maksad onlardır. Elbette insanoğlu da  bu hakiki maksadın dışına çıkamaz. Sırf zulüm ve şer işlemek için bu dünyaya gönderilmemiştir.

Fakat insanlık tarihine baktığımızda insanoğlunun kendi dışındaki varlıklara (yaratılış maksadına uygun) iyi bir örnek teşkil edemediğini görüyoruz. Zira beşer tarihine baktığımızda; Zalim Neron gibilerin (Maximilien Robespierre, İdi Amin, Belçika Kralı II. Leopold, Pol Pot, Korkunç İvan, Josef Stalin, Adolf Hitler, haçlı seferleri…) kılıçlarının akıttığı milyonlarca mazlumların kanı ile nasıl insanlık tarihinin kana boyandığını görüyoruz.

İşte tarihin çöplüğü karıştırıldığında nice zorba kavimlerin, nice kanlı despot ve diktatörlerin kirli, kara zulüm ve vahşetiyle karşılaşıyoruz. Bu vahşetler ve zulümler insanlık tarihinde kara bir leke olarak yerini almıştır. (Fakat maalesef  hala bugün, bu vahşet ve zulüm ölmüş,  ortadan kalkmış değildir. Belki medeniyet suretinde tenasuh etmiş, o zalim ruh ceset değiştirmiş, medeni bir libasa bürünerek mimsiz  medeniyet olarak varlığını, hakimiyetini sürdürmektedir, ya da medeniyetin ve siyasetin hile ve tuzaklarına sarılarak zamanımıza kadar gelmiştir.)

Batılıların Hırıstiyan olmayan milletlerle  olan muameleleri bu iddiamızın delilidir.

Beşer bu kadar zulüm ve  küfrüyle zemin yüzünü kirlettiği ve perişan ettiği halde, cezasını görmeden ve kâinattaki yaratılış maksadına da mazhar olmadan, dünyayı bırakıp yokluğa kaçamayacak. İşlediği zulmü ile mutlaka cehennem hapsine gireceği gibi, Sani"inin yaratılış sırrının tahakkuku için de yeryüzündeki varlıkların üzerine bir “halife”, bir komutan olduğunu da bu dünyada gösterecektir.

Aksi taktirde beşer bu aleme emanet-i kübra mertebesinde ve yeryüzünün halifesi makamında sair kâinattaki varlıklara büyük ve mükerrem bir kardeş olduğu halde; en aşağı, en berbad, en perişan, en zararlı ve ehemmiyetsiz, hırsızcasına ve dolayısıyla bu kâinat içine girmiş, karıştırmış olur ki, bu farz-ı muhal,  hiçbir cihetle kabul edilmez.

“Düşün o zamanı ki, Rabbin melâikeye hitaben, “Ben yerde bir halifeyi yaratacağım” dedi. Melaike de, “yerde fesat yapacak, kan dökecek kimseleri mi yaratacaksın? (Bakara Sûresi:30 meali)”

Yukarıdaki ayet-i kerimede belirtildiği üzere beşer; hilafete layık olduğunu ve  istikbalde özellikle İslâm âleminde insanoğlunun mazide işlediği günahlara kefaret olacak bir dünya saadeti ile gösterecek.

Her halde; çabuk başında bir kıyamet kopmazsa, İslâm hakikatleriyle bezenmiş, insanlığı içine düştüğü “esfel-i safilin” denilen en alçak durumdan kurtarıp, yeryüzünü temizlemeye ve dünyada umumi bir barışı temin etmeye vesile olmasını Rahman-ı Rahim"in rahmetinden niyaz diyoruz, ümit ediyoruz ve bekliyoruz.

Zira bu aynı zamanda bir “va"di İlahî”dir.
Recai BİLEN

Bu yazı toplam 1971 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02