• BIST 107.303
  • Altın 152,979
  • Dolar 3,7134
  • Euro 4,3645
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 15 °C
  • 'Cumhuriyet' için kulaç attılar
  • Unlara Folik Asit Vitamini Eklenmesi Yasal Zorunluluk Olsun!
  • ALİ AĞAOĞLU’NDAN AMPUTE MİLLİ FUTBOL TAKIMINA JEST
  • 'Cumhuriyet' için kulaç attılar
  • Unlara Folik Asit Vitamini Eklenmesi Yasal Zorunluluk Olsun!
  • ALİ AĞAOĞLU’NDAN AMPUTE MİLLİ FUTBOL TAKIMINA JEST

Küçük bir kızın hikayesi

Hatice ÖZKAN
Sevgili Pozitif Özürlüler Gazetesi Okurları;
Yürekleri engelsiz dostlarım, bu yazımda sizlerle bir yaşam öyküsü üzerinden daha doğrusu bir kız çocuğunun masalını anlatmak istiyorum. Küçük bir kız çocuğunun hayatını tek bir insanın olumlu ya da olumsuz nasıl etkileyeceğini paylaşmak ve bunun üzerinden insanların hak ettikleri yerlerde olmaları gerektiğinin vurgusunu yapmak istiyorum. Lütfen okurken düşünüp kendi kendinize gerçekten hak ettiğiniz görevde misiniz? Mesleki anlamda kişilik anlamında yer aldığınız yer sizin gerçekten layık olduğunuz yer midir? Okurken bunun sorgulamasını yapmanızı rica ediyorum. Hikâyemiz doğuştan engelli bir kız çocuğunun ilkokula başlama arzusuyla başlıyor. Annesinin onu kırmamak için sabaha kadar bir gecede hani bilirsiniz eskiden dantel yakalıklar vardı. Onlardan örüp çantasını hazırlayıp kokulu silgiler aldığı dönemler vardır ya hepimizin hayatında unutulmaz anılardır bunlar. Her çocuğun hayatında nereye gelirse gelsin okula başladığı o ilk gün asla unutulmaz o kadar özeldir. Bu kız çocuğu da okula başlıyor ve on beş günde okuma yazma öğreniyor. Hikâyemizin kahramanı kız çocuğunun özelliği engelli olması,  o arkadaşları gibi gidip gelmiyor okula annesi ile birlikte gidip geliyor. Elleri çok kuvvetsiz olduğu için annesi kitabını defterini masaya koyuyor onun için bunları düzeltip yanında kalması gerekiyor ders boyunca. Bu kız çocuğu 15 gün içinde eğitim anlamında ne kadar farklı olduğunu gösteriyor diğer farklarını zaten herkes görüyor.  Şunu belirtmek istiyorum benim hayatımda öğretmenlerin hep özel bir yeri vardır, hep hayatımın dönüm noktalarında onlar başrollerde oynadılar. Bir tanesi haricinde hiçbirinin hakkının ödenemeyeceğine inanıyorum onlar gerçek birer eğitimciler. Bu öğretmen bayan ve kendisi de bir anne üstelik 15 gün sonra engelli kızımızın annesinin yanına geliyor ve kızının gözü önünde diyor ki bundan sonra kızınızı okula getirmeyin çünkü diğer çocuklar bundan olumsuz etkileniyorlar. Onlar da annelerini yanlarında istiyorlar ben zor durumda kalıyorum diyor öğretmen bayan.  Engelli kızın annesi kendisine diyor ki iyi de hocaHanım siz eğitimcisiniz bunun nedenini uygun bir dille hem öğrencilerinize hem de ailelerinize anlatabilirsiniz biz bunu ilk günden beri sizinle paylaşmadık mı? HocaHanımın cevabı oldukça enteresan, zaten çocuğunuzu okula kaydetmemiştim ben diyor, onun gönlü olsun diye nasıl olsa sıkılır diye düşündüm birkaç gün gelsin gitsin iyilik olsun diye bunu kabul ettim diyor. Engelli çocuğun annesi tabii ki buna üzülüyor ama o çocuk on sene boyunca bu anı unutmuyor ve maalesef eğitimine devam etmiyor ve kendi hayatını evinde dört duvar arasında geçiriyor. Bu düşüncesiz kadının yapmış olduğu düşüncesizlik kesinlikle buna neden olmamalıydı ama o yaşta bunu ayırt edebilmek oldukça zor ve bu kız çocuğu şu anda size bu satırları yazıyor. Bu masalı yavaş yavaş ilerleteceğim. Ama sadece bu kısmına bu yazımda yer vermek istedim ve bu kız çocuğu 20 yaşından sonra o eğitimci bayanın kendisinden o eğitim hakkını elinden almaya hakkı olmadığını anladığı için geç de olsa eğitimine devam ediyor şu anda iki tane üniversitede okuyor, gazetecilik yapıyor ve kesinlikle yapacakları bununla sınırlı değil. Ben yer yer bunu anlatmaya devam edeceğim tabii ki buradan çıkarmamamız gereken ders herkes mesleki anlamda bir yere gelebilir ama bir şeyi söylemeden önce nelere mal olabileceğini, ve gerçekten o insanın o sıfata nail olabilir miyim diye kendini sorgulaması gerekiyor ben tekrardan gerçekten tüm hak eden eğitimcilerden özür diliyorum,  kendilerine son derece saygım var; ama dediğim gibi bu mesleği gerçekten hak edip layıkıyla yapabilmek lazım yapamıyorsanız da hiç bulaşmayacaksınız kimsenin hayatından onca yılı almaya hakkınız yok. Sevgilerle…
Bu yazı toplam 13172 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02