• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 9 °C
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston

KAYBOLMUŞ

aysel oturak

Çoğu zaman, birçoklarımız, yitirdiklerimizin peşi sıra ağlarız, üzülürüz, ama iyi bir gidişatın veya kötü olanların tek sebebi, tek sorumlusu biz kendimiz miyiz yoksa! Bizlere iyi bir gelecek bırakmayan geçmişlerimiz mi? Demeden geçiyoruz.
Biz bilinmezliklerde yaşamayı kendimiz m, İstedik?  Kendimiz, mi bu günümüzü hazırladık? Aydınlığın peşi sıra koşarken neden gittikçe karanlığa gömülüyoruz, bu sorularımızın cevapları her zaman yanıtsız…
Sadece hata bizim mi? Yoksa bu günleri bize bırakanların ardından…
Temel ve öz değerlerimizi unutturan, her iddialarında iyi bir gelecek hazırlıyoruz derken, asıl bizleri bataklara sürükleyip, çıkmazlara layık görenlerin mi?
Görmezden geldiğimiz onca gençlik örflerimizi, adetlerimizi birer, birer unutuyoruz, unutturuluyoruz.
Amaçsızca körleşiyoruz giderek, gözlerimiz bağlanıp, salıveriliyoruz, bilinmeyen meçhul karanlıklara doğru...
Seçtiğimiz yolun sonunda kimsesizliğin, yalnızlığın kokusu yaralarımızı yeniden acıtıyor, daha da derinleşerek, durmaksızın…
Acıyan yüreğimizle geri kaçıyor, dönüp başka yerlerde başka aydınlıklara doğru ilerlemek istiyoruz, ama nafile…

Umarsızlıklara, çaresizliklere kulak kabartıyoruz, hiç ilgilenmeden!  Kaçarcasına vurdumduymazlığımızı görüyor, karardıkça, kararıyor sanki çelimsiz hayatlarımız. Sanki insanı değerlerimizi de mi, Yitiriyoruz ne?
 Biraz ilerlemek istediğimizde karşımızda yine beklenmedik engeller, yalnızlıkla karşı, karşıya geliyoruz.
Gittikçe yalnızlaşan, taş gibi katılaşan yüreklerin sesini duyuyoruz, hıçkırıklara boğulmuş…
Öyle kendimiz güvendeyiz ki; bu yolları geçmiştik diyemiyoruz!
 
Birbirimizle, buluşamıyoruz; Düşman olmuşuz birbirimize sanki saygı ve sevgiyi de gömmeyi öğreniyoruz zamanla.
 Bizi körleştiren, görmezden getiren bağı söküp atamıyoruz bir türlü; Gittikçe bizlerde mi? Körleşiyoruz ne?
Bu zalimliğin, bu acımasızlığın duvarlarını yıkıp kendi yolumuzu açamıyor, bulamıyoruz. Bu çıkmazdan, düştüğümüz bu kör kuyudan çıkamıyor, kurtulamıyoruz nedense.
Bu katılaşan bencil ruhumuz, elimizden tutmuş bırakmıyor sanki uğursuz bir yapışkan misali, amansız çekerek bizi anlamsız eski hatalarımızın, günahlarımızın çıkmazına sürüklüyor da, sürüklüyor.

 Ders almıyoruz, öğrenmiyoruz yaşadıklarımızdan, olanlardan.
Köreltilmiş gözlerimizle, her kuşakta bilinen basamaklara basarak, hep aynı duvarlara dokunarak dolaşıyor çıkışı arıyoruz, daha da, her an daha da kaybolarak.

Bencilliğimize – duygusuzluğumuza mı? Yeniliyoruz ne?
Bir bilinmeze koşuyoruz sonundan habersiz, çaresiz ve umarsızca.
Bu koca, bu karanlığın içinde kayıp olan…
Benim hayatım ve gençliğim... Köreltilmişiz elimize verilmiş kara geçmişimiz, bırakılmışız sanki bu ıssız, bilinmezliğe.
Bin, bir umutla geri dönüp, kaçıyoruz geldiğimiz ıssız ve karanlık olan duvarların arasına; orada bizi bekleyen yalnızlığımızın kollarına, umutsuzluğumuza…
Bizi kör eden bağı söküp atamıyoruz çünkü. Bu karanlığı, bu ıssızlığın zindan olmuş duvarlarını aşıp kendi yolumuzu bulup, açamıyoruz, açtırmıyorlar. Önümüzde durup!
 Bu çıkmazdan kurtulamıyoruz; biz aynı masalları yaşamayı çok seviyoruz bıkmadan usanmadan dinliyoruz, çünkü…
 Ders alamıyoruz, öğrenemiyoruz…
Bağlı gözlerimizle her çağda bildik duvarlara dokunarak çıkış arayan yenik bir ordu gibi, aydınlığı düşleyerek, karanlığımıza koşuyoruz da koşuyoruz fark etmeksizin…
                    Aysel oturak

Bu yazıyı, çok beğeniyorum. Ne güzel özetlemişler.
Durumun özeti...
 
Adamın biri çok uzun yıllar yurt dışında kaldıktan sonra ülkeye dönmüş. Havaalanından evine gitmek için bir taksiye binmiş. Yolda giderken yanında sigarası olmadığını hatırlamış ve şoföre bir markette durmasını, sigara alacağını söylemiş.
Şoför gitmiş bir caminin önünde durmuş ve '' buyurun beyim, sigaranızı alın '' demiş. Adam şaşırarak '' nasıl yani, burası cami '' demiş. Şoför '' beyim artık ticaret camilerde yapılıyor '' demiş. Şaşkınlığı artan adam '' burası ibadet yeri değil miydi, hocalar, imamlar nerede...
Peki, ibadet nerede yapılıyor '' diye sormuş. Şoför '' beyim ibadet üniversitelerde '' diye cevap vermiş. Adam '' profesörler, doçentler nerede... eğtim, eğitim nerede yapılıyor '' demiş. Şoför sakin, sakin '' beyim eğitim hapishanelerde '' diye cevap vermiş. Adamcağız panik halinde '' ya hapishanedeki hırsızlar, düzenbazlar nerede '' deyince, şoför cevap vermiş  '' beyim onların hepsi şimdi yükseklerde '' .  

Bu yazı toplam 5226 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02