• BIST 108.434
  • Altın 151,492
  • Dolar 3,6547
  • Euro 4,3288
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 21 °C
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay

KADINLARIMIZ

Metin Şekerci

 

Kadınlara nasıl bakıldığı önemli, toplum olarak biz onların, saçlarına baktık hele bir de sarışınsa daha çok dikkatli baktık, fiziğine baktık birde göze hitap eden yapısı varsa daha çok şehvetle baktık. Her yerlerine baktık ama gözlerine bakmadık duygularını bilemedik kadınların. Onları biraz anlamış olsaydık, ilgilenseydik daha sağlıklı nesillerin yetişmesini sağlardık. Onların özünde ne var düşünemedik belki de işimize gelmedi. Kendini savunmaya geçtiği zaman hemen susturuldu savunma hakkı tanınmadı, kendilerini anlatmalarına fırsat verilmedi. Sorunlarla ve sıkıntılarla uğraşmaktan kendilerini ifade edemediler. Hep horlandılar, dışlandılar eve hapsedildiler gerekli olduğu zamanlarda hatırlandılar. Kadınlar hep bir cinsel obje olarak görüldü. Onlarında bir insan olduğu duyguları olabileceği dikkate alınmadı. Hata yaptıklarında en ağır şekilde eleştiririlirken, yaptığı iyi şeyler takdir görmedi, güzel sözlerle gönülleri alınmadı. Aşağılandılar şiddete maruz kaldılar bununla da yetinmeyen bazı erkek müsveddeleri tarafından cinayete kurban gittiler. Bir de bunlara Hakimlerin kadına şiddet uygulayan canilere iyi hal uygulaması yaparak neredeyse katilleri masum göstermeye çalışmaları eklenince kadınların ümitleri tamamen kırıldı.  
 
Kadının ev hanımı veya iş kadını olması bir şey ifade etmez eşi için, o her iki durumda da aşağılanacak, sonuçta o bir kadın. Çalışan kadın düşünün, işinden yorgun ve yıpranmış bir halde evine gelmiş, sinirleri bozulmuştur, ama onu umursayan kimseyi bulamaz o kalabalık evde, ondan her şeyi isterler, faturaların ödenmesini, evin masrafını, çocukların ihtiyaçlarını ama ona asla sorulmaz sen ne yaptın günün nasıl geçti diye. Çünkü koca çok meşguldür elinde kumanda bütün ilgisi ve dikkati televizyondadır. Kabullenir her şeyi bütün bu olumsuzluklara sessiz kalır, içine atar da bir şey demez. İş yerinde yorulduğu yetmez gibi birde evinin işlerini yapmaya çalışır onca yorgunluğun üstüne.Aslında o ruhen yorgundur bedeni bitmiştir de bundan haberi bile olmaz. İçinde fırtınalar kopar haykırmak ister ama bunu da yapamaz. İstediği tek şey anlayışlı bir eş bir güzel söz bir güler yüzdür aslında. İlgisiz bir erkekle bir arada yaşamak ona katlanmak maddi olarak ona yardımcı olmak daha zor gelir ona ama ne yapabilir ki, zaten mahalle baskısı vardır atacağı yanlış bir adımla herkesin gözünde küçüleceğini bilir. Ekonomik özgürlüğünü alan kadınların biraz daha cesaretli olmaları gerekir.  
 
Ya ev hanımları onlar farklı mı sanki? Sabahtan akşama kadar evi ve çocukları ile ilgilenmesine ve yorulmasına rağmen, "evde miskin miskin oturmaktan, dedikodu yapmaktan başka ne yaptın ki akşama kadar"  cümlesini eşinden duyduğu zaman yaşadığı travma en büyük şiddet değil midir onlar için? Ev hanımlarının derdi daha büyük, çünkü koca eline bakıyor. Erkek kazanıyor ya evde onun borusu ötecek, eve getirdiği 2 ekmeğin acısını misliyle çıkaracak, kadını stres topu olarak kullanacak. Kadını adeta kendisinin bir esiri gibi görecek emirler yağdıracak fırsatını bulduğunda da şiddet uygulayacak. Sorarım size bu kadın o ruh haliyle çocuklarını ne kadar sağlıklı yetiştirebilir?  
 
Yukarıda saydığım nedenler kadını başka arayışlara iter. Ona değer verecek ilgi gösterecek bir dost bir sırdaş arar, bulur belki zamanla alışır gönlü düşer sever sessizce içi yanar da belli etmez. Kime diyebilir  nasıl anlatabilir? Hele bir de evli ise hepten yalnız kalır. Nasıl biri olduğunu kim olduğunu bilmeden güvenir sevdiği adama. Denize düşen yılana sarılır misali. Belki kötü biri eski hayatını aratacaktır ona ama gözü bir şey görmez. Evinde yaşadığı buhranlar onu bilinmeyen bir yere sürükler. Yürekten sever kadın, bütün ümidi sevdiği adamdır artık. İyi biride olsa kötü biride olsa kadın için her iki durumda zordur.Diyelim ki iyi bir kendine değer veren birini sevdi ama ne yapabilir? Çocukları vardır anlatamaz ki onlara bu durumu öylece kalır. İşi daha da zorlaşmıştır iki arada bir derede kalmıştır. 
 
Boşanmayı düşünür yeni bir hayat kurmak ister kendisini seven erkekle, ama cesaret edemez. Çaresizlik içinde bir çıkış yolu arar ama ne yazık ki bulamaz gene acılar sıkıntılar ona kalır. Halbuki kocası tarafından biraz ilgi görmüş olsaydı bütün bunlara gerek kalmayacak, ve maceraya atılmayacaktı.  Erkekler bunları düşünüp ben ne yapmadım da bu kadın bu yollara başvurdu diye şapkasını önüne koyup düşünmelidir. Erkek üzerine düşeni yaptığı taktirde asil bir kadın ona karşı mutlaka sadakatli olacaktır. Aksi durumda kadını sorgulama hakkını kendinde bulmamalıdır. 
 
Günümüzde her alanda çok hızlı değişimler yaşanırken kadınların çilesini ortadan kaldıracak bir değişim olmamıştır. Kadınlar için değişim ancak onlara olan ön yargıların bitmesi ile başlayabilir. Galiba en zor olanı da bu ön yargıları parçalamaktır. Böyle vahim bir durum karşısında en korkunç olanı da toplumun sessiz kalmasıdır.  Aslında bu sessizlik toplumumuzun değerlerinin ne kadar çürümüş olduğununda bir göstergesidir. Artık kadınlar ezilmesin, kızlarımızı güzel ahlak ile yetiştirmenin yanında ekonomik özgürlüklerini kazanmalarına fırsat vermeliyiz. Kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmeden evlenmelerine izin vermeyelim. Bu gidişata dur demek için önce erkekler olarak kendimizi sonra çevremizi daha sonra da toplumun değişmesini sağlamalıyız.
 
 
 
 
 

 

Bu yazı toplam 12297 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 6
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02