• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 9 °C
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston

KADIN DİLİ

İsmail Çavdar
Oğlum bir hafta sonra evleniyor. Sorumluluk sahibi bir baba olarak ona > öğüt vermem gerekiyor. Fakat bunu evde yapamam çünkü annesi ağız > tadıyla öğüt vermeme izin vermez, sözü ağzımdan kapıp kendi devam > eder. İş yerimden oğluma telefon açtım, “Akşam yemeğini dışarıda > birlikte yiyelim.” dedim. Deniz kenarındaki bu şirin lokantada şimdi > onu bekliyorum. Geliyor aslan parçası, yakışıklılığı da aynı ben. Yan > masadaki kızlar gözleriyle oğlumu süzüyorlar. Bakmayın kızlar, onu > kapan çoktan kaptı. Hoş beşten sonra konuya giriyorum. > > Oğlum haftaya düğünün var, bir baba olarak sana bazı konularda yol > yordam göstermem gerekiyor. > Çocukluğunda suç işlediği zamanlardaki gibi birden bire kızardı.


> Kerata ne anlatacağımı zannettiyse! > -Baba ben yirmi altı yaşındayım, bazı şeyleri biliyorum artık. > -Ah senin o biliyorum zannettiğin konu larda da çok bilmediğin çıkacak > ama ben o konulardan bahsetmeyeceğim. Keşke konuşabilseydik ama henüz > o kadar modern olamadım. > Rahat bir nefes aldı. Bu arada yemeklerimiz de geldi. Oğlumla şöyle > keyif yaparak muhabbet edelim bakalım. > -Kaç dil biliyorsun oğlum sen? > -İngilizce, Fransızca, bir de Türkçe"yle üç dil oluyor. > -Bugün ben sana dördüncü dili öğreteceğim. Dilin adı Bükçe. Kadınlar > tarafından kullanılır. Sen buna “kadın dili” de diyebilirsin. > Güldü. Güldüğü zaman benim yanağımdaki gibi küçük bir gamzesi var, o > ortaya cıkıyor. > -Kadınların ayrı bir dili mi var? > -Tabii ki. Eğer kadın dilini bilirsen bir kadınla yaşamak dünyanın en > büyük zevkidir, ama bu dili bilmezsen hayatın kararabilir. O yüzden > bir kadınla mutlu olmak isteyen her erkek Bükçe"yi öğrenmeli. > > İyi de niye Bükçe? > -Çünkü kadınlar konuşurken, genellikle söyleyecekleri sözü net > söylemezler. Eğip bükerler; onun için dilin adını ;Bükçe” koydum. > -”Bükçe zor bir dil mi baba?” diye sordu gülerek. > -Bana bak, çok önemli bir konu ama eğleniyor gibisin, biraz ciddiye > al. Bir kadınla mutlu olmak istiyorsan bu dili bilmen çok önemli. > Çünkü kadınlar sözü bükerek bükçe konuşurlar sonra da senin sözün > doğrusunu anlamanı beklerler. Felsefesini anlarsan kolay, anlamazsan > zor. Mesela Çinli bir karın var, sen karına sürekli Fransızca “seni > seviyorum” diyorsun ama karın hiç Fransızca anlamıyor. Fransızca “seni > seviyorum” un onun için bir anlamı yoktur. Ona Çince seni seviyorum > dediğinde seni anlayabilir. > -Tamam baba, haklısın ciddiyetle dinliyorum. Peki, sence kadınlar > neden bizimle aynı dili konuşmuyorlar, söyleyeceklerini direkt > söylemiyorlar ? > -Bence bir kaç sebebi var. Birincisi, duygusal oldukları için, hayır > cevabı alıp kırılmaktan korktuklar ından sözlerini de dolaylı > söylüyorlar. İkincisi, kadınlar dünyaya annelikle donanımlı olarak > gönderildikleri için onların iletişim yetenekleri çok güçlü. > -Bu konuda biz erkeklerden bir sıfır öndeler yani. > -Ne bir sıfırı oğlum, en az on sıfır öndeler. Düşünsene, henüz > konuşmayan, küçük bir çocuğun bile yüz ifadesinden ne demek istediğini > hemen anlıyorlar. İşin kötüsü kendileri leb demeden leblebiyi > anladıkları için biz erkekleri de kendileri gibi zannediyorlar. Onun > için leb deyip bekliyorlar. Hatta bazen, leb demek zorunda kaldıkları > için bile kızarlar. “Niye leb demek zorunda kalıyorum da o > düşünmüyor?” diye canları sıkılır. > -Biz de bazen Canan"la böyle sorunlar yaşıyoruz. “Niye düşünmedin?” > diye kızıyor bana. > -Kızarlar oğlum, kızarlar. Kadınlar ince düşüncelidirler, > detaycıdırlar, küçük şeyler gözlerinden hiç kaçmaz. Bizim de kendileri > gibi düşünceli olm amızı beklerler, fakat erkekler onlar gibi değil. > Biz bütüne odaklıyız, onlar detaya. Beyinlerimiz böyle çalışıyor. > -Ne olacak baba o zaman, yok mu bu işin çaresi? > -Var dedik ya oğlum, Bükçe"yi öğreneceksin, bunun için buradayız. Hazır mısın? > -Hazırım baba. > -Bükçe bol kelime kullanılan bir dildir. Biz erkeklerin on kelime ile > anlattığı bir konu, Bükçe"de en az yüz kelime ile anlatılır. Dinlerken > sabırlı olacaksın. Mesela karın o gün kendine elbise aldı, diyelim. > Bunu sana “Bugün bir elbise aldım.” diye söylemez. Elbise almak için > dışarı çıktığı -ndan başlar, kaç mağazaya gittiğinden, almak için kaç > elbise denediğinden, indirimlerden, yolda gördüğü tanıdıklarından, > alırken yaptığı pazarlıktan devam eder ve sana kocaman bir hikaye > anlatır. > -Hikaye dili yani. > -Aynen öyle. Sen akıllı bir erkek olarak ona asla, “Hikaye anlatma, > ana fikre gel, kısa kes.” demeyece ksin. Böyle bir şey dediğinde > bittin demektir. İster öyle de, istersen “seni sevmiyorum.” de. İki > durumda da “seni sevmiyorum” demiş olacaksın. > -Ne alakası var baba “seni sevmiyorum” demekle “kısa anlat” demenin? > -Çok alakası var. Kadınlar dinlenmedikleri zaman sevilmediklerini düşünürler. > -Bu önemli. Bükçe"de dinlemek sevmektir diyorsun. > -Aynen öyle. Devam edelim. Bükçe ima dolu bir dildir. Kadınlar > konuşurken bir şeyler ima etmeyi severler. Biz erkekler de imalı > konuşuyoruz diye düşünürler ve gözlerimizle onlara ne demek > istediğimizi çözmeye çalışırlar. Oysa erkeklerin ima yeteneği pek > gelişmemiştir. Bizim kastımız söylediğimiz şeydir. > -Geçen hafta Canan bana “Bir kaç kilo daha versem gelinliğin içinde > daha iyi duracağım.” dedi. Ben de “Böyle de iyisin.” dedim. Canı > sıkıldı, bir kaç saat surat astı. “;Neyin var?” diye sordum. “Hiçbir > şeyim yok.” dedi. Sence nered e hata yaptım? > -”Böyle de iyisin” derken o “de” ekini orda kullanmamalıydın. Canan > bunu şöyle anlamıştır. “Böyle de fena sayılmazsın, eh işte, idare > edersin ama tabi daha da iyi, daha da güzel olabilirsin.” > -Peki ne demem gerekiyordu? > -Şunu hiç unutma. Kadınlar kendileri ile ilgili, giysileri ile ilgili > ya da aileleri ile ilgili bir soru soruyorlarsa, kesinlikle iltifat > bekliyorlardır. Es kaza eleştirmeye kalkarsan yandın. Bunu hiç > unutmazlar. O gün “Hayatım sen zaten Çok güzelsin, kilo vermeye falan > bence ihtiyacın yok.” deseydin, günün zehir olmazdı. Mesela bir gün > kucağına oturup “Ağır mıyım?” derse sakın ;Evet, biraz” falan deme > “Hayır” de. Yoksa bir daha kucağına oturmaz. > -Yani diyorsun ki bir kadın her daim güzeldir, her giydiği yakışır ve > her kadının annesi bir hanımefendi, babası da beyefendidir. Bana ne > yaparlarsa yapsınlar. > -Aferin oğlum, çok hızl ı anlıyorsun bana çekmişsin. Kadının, kendi > anne babasıyla sorunu olsa, kendi eleştirir ama asla senin eleştirmeni > kabul etmez. Bunu kendine hakaret olarak alır. > -Ve asla unutmazlar, değil mi? > -Aynen öyle. Yıllar once annene, annesi için “Biraz cimri.” demiştim. > Hala “Sen benim annemi sevmezsin.” der ve annesi bize bir şey > aldığında gözüme sokar, en çok göreceğim yere koyar. > -Hadi o konularda dilimi tutarım da, şu ima işini çözmek zor geldi. > -Zor gibi ama biraz gayret edersen çözersin. En önemlisi imaları > anlayacaksın ama “Sen şunu mu demek istiyorsun?” diye asla yüzüne > vurmayacaksın. > -Anladım. Anlayacaksın ama anladığını belli etmeyeceksin.

Buna şöyle > de diyebiliriz. O beni iğnelediğinde “Niye bana iğne batırıyorsun?” > Diye sormayacağım, o iğneyi ben kendi kendime batırmışım gibi > yapacağım. > -Güzel ifade ettin oğlum. Mesela dün öğlen annen beni aradı. “Akşam a > tok mu geleceksin?” diye sordu. Beni biliyorsun akşam yemeklerinde hep > evdeyimdir. Kırk yılda bir dışarıda yerim onu da haber veririm. Tabi > ben hemen anladım annenin ne demek istediğini. “Tok gel, yemekle > uğraşmak istemiyorum” demek istiyor. Anladım ama tabi “Ne demek > istiyorsun?” demedim. > -Dün çok yorulmuştu baba, düğün alışverişine çıkmıştık. > -Bunun pek çok sebebi olabilir. Yorulmuş olabilir, bir kabul gününden > tok gelmiş olabilir, bin beş yüzüncü diyetine başlamış ve o gün > yemekle uğraşmak istemiyor olabilir. Ama bunu biz erkekler gibi kısa > yoldan “Canım benim karnım tok, sen de dışarıda bir şeyler ye, ya da > yorgunum, gelirken bir seyler getir yiyelim.” demez. Sanki böyle > derse, iyi ev kadını rütbesi =ozlanacak, mevki kaybedecek. İlla Bükçe > anlatacak, asık bir yüzle karşılaşmamak için senin de anlaman > gerekiyor. “Hayır, evde yiyeceğim ama istersen hazır bir şe yler alıp > geleyim, ne dersin?”dedim. “Tamam.” dedi. Döneri sever biliyorsun, dün > eve giderken, ekmek arası döner yaptırdım. Onun dönerini de porsiyon > yaptırdım. Bunu düşündüğüm için ayrıca sevindi. O da diyette, düğünde > daha zayıf görünme derdinde bu sıralar. > -Bu Bükçe"de kısa konuşma yok mu =aba? > -Var ama yerinde olsam hiç tercih etmezdim. Kadın konuşmuyorsa ya da > kısa konuşuyorsa kesin ciddi bir sorun var demektir. Mesela baktın > canı sıkkın, soruyorsun, “Neyin var?” diye. “Hiçbir şeyim yok.” > diyorsa, aman bir şeyi yokmuş diye bırakma. Yoksa az sonra, çok > ilgisiz olduğundan yakınarak, ağlamaya başlar. > -Bükçe"de “Hiçbir şey yok.” demek “;Çok şey var, benimle ilgilen.” > demek oluyor, o zaman. > -Evet. Biz erkekler “Bir şey yok.” diyorsak ya gerçekten bir şey > yoktur, sadece başımızı dinlemek istiyoruzdur ya da bir sey vardır > ama; “Şu anda konuşacak bir şey yok.” diyoruzdur. Her ikisinde de > konuşmak istemiyoruzdur. Ama kadınlar ilgiyi sevgi olarak gördükleri > için “Bana değer veriyorsan, ilgilen ki anlatayım.” demek istiyordur. > Çok nadiren gerçekten anlatmak istemiyor olabilir, o zaman da fazla > üstüne varıp bunaltmayacaksın tabi. > -Bir arkadaşım da “Kadınların "Peki." demesi tehlikelidir” demişti. > -Doğru. Bir kadının ağzından çıkan kuru bir "peki", "olur", "tamam" > her zaman tehlikelidir. Bu Bükçe"de “Şimdi tamam diyorum ama acısını > daha sonra çıkaracağım.” demektir. Sana en kısa zamanda kesin bir ceza > keser. Fakat pekinin yanında “Peki canım, olur hayatım” gibi bir > hoşluk ekliyorsa korkmaya gerek yok. > -Zor bir dil baba. > -Yok yok gözün korkmasın, her yabancı dil gibi. İlk başlarda biraz > çalışacaksın, pratik yapacaksın, bazen hatalar yapacaksın, dikkat > edeceksin sonra otomatiğe bağlanırsın. Kolay yanı şu; senin bükçe > k onuşman gerekmiyor. Dili anlaman yeterli. > -Anlamak da pek kolay değil ama. > -Korkma, o kadar zor değil. En önemli kuralları ben sana öğretiyorum > zaten. Devam edelim. Kadınlar istediklerini söylemek zorunda kalınca, > düşünemediğimiz için biz erkeklere kızarlar ve konuşurken suçlayarak > konuşurlar; fakat suçladıklarının farkında olmazlar. Sitem ediyoruz > zannederler. > -Nasıl yani? > -Mesela, karın sana “Ne zamandır dışarı çıkmadık.” derse bunu suçlama > olarak üstüne alma, canı seninle gezmek istiyordur, bunu sen düşünüp > teklif etmediğin için kalbi kırılmıştır. Maksadı seni suçlamak > değildir. “Daha geçenlerde gezmeye gittik.” gibi bir savunmaya girme. > “Tamam canım haklısın, ben de istiyorum, en kısa zamanda gideriz.” de, > konu kapanır. Tabi ilk fırsatta da sözünü yerine getirirsen iyi olur. > -Küçük ama önemli detaylar. > -Aynen öyle. Mesela karın “Üşüdüm.” diyorsa, “Üstün ü kalın giy.” > demeni ya da kombiyi açmanı değil, ona sarılmanı istiyordur. > -Keşke okullarda öğretselerdi biz erkeklere Bükçe"yi. Ne kadar erken > başlasak o kadar çabuk kavrayabilirdik belki. > -Haklısın, aslında ben de sana öğretmek için geç kaldım. Neyse zararın > neresinden dönülse kardır. > -Not mu alsaydım… Epeyce detayı varmış dilin. > -Sen bilirsin oğlum, unutacaksan al. Keşke ben de not alıp gelseydim. > Umarım sana eksik öğretmem. Şimdi aklıma geldi. Kadınların en nefret > ettiği sözcük “Fark etmez.”dir. “Fark etmez”i kadınlar “Hiç umurumda > değil, ne yaparsan yap.” diye anlarlar. > -En değerli sözcük nedir? > -Sen bil bakalım. > -”Seni seviyorum.” herhalde. > -Evet, kadınlar “Seni seviyorum.” sözünü sık sık duymak isterler. Biz > erkekler “;Söylemiştim, zaten biliyor.” diye bu konuda gaflete > düşmemeliyiz. > -Bükçe sadece konuşma dili midir baba? Bunun bir de davranış dili var > gibi geliyor bana. > -Zekan kesinlikle bana çekmiş. Ben de tam ona geliyordum. Davranışlar > da çok önemli tabii. kadınlar küçük şeylere önem verirler. Akşam ona > sarıl, televizyon izliyorsan sarılarak izle. Gündüz onu düşündüğünü > ifade etmek için kısacık da olsa bir mesaj gönder, küçük sürprizler > yap. O yemek hazırlarken ona yardım et, salata yap, çay demle. > -Akşam gelip sırt üstü yatmak yok yani. > -Gözünde büyütme. Sayınca çok şey gibi görünüyor ama aslında bunlar > zaman alacak, zor ve masraflı şeyler değil. Sen bu küçük şeylere > dikkat et, zaten karın sana paşa gibi davranır, seni yormaz. Bir erkek > bu küçük şeylere dikkat etmezse zamanını karısıyla büyük kavgalar > yaparak geçirir. Sevgiyle geçirmek varken niye kavgayla geçiresin ki? > Kadınlar çok vericidir ama, eğer sen hep alıp hiç vermezsen, bir gün > birden patlarlar. Küçük küçük alırlarsa, büyük büy ük verirler. > -Tamam baba, bunlara dikkat edeceğim. > Garson yemek tabaklarını kaldırırken oğlumun telefonu çalmaya başladı. > Belli ki nişanlısı arıyor, konuşmak için deniz kenarına doğru > adımlamaya başladı. Az sonra geldi. > -Baba çok teşekkür ederim. Bükçe"yi anlamaya başladım. Canan aradı. > “Salonun perdeleri ne renk olsun karar veremedim, yarın birlikte mi > baksak?” dedi. Tam “Fark etmez, sen seç.” diyecektim ki bunu senin > söylediğin gibi “Ev de perde de umurumda değil.” gibi anlayacağı > aklıma geldi. “Tabii canım, istersen birlikte bakabiliriz ama ben > senin zevkine güveniyorum, sen seç istersen.” dedim, çok mutlu oldu. > Kendi seçecek. > -O zaten perdeyi çoktan seçmiştir de kadınlar illa yaptıklarını > onaylatmak isterler. Birlikte de gitsen o seçtiği perdeyi almak > isteyecektir. Biz erkekler onların ne demek istediklerini anlarsak, > işlerden kolay sıyırırız. > – Baba tekrar teşekkür ederim. Bu iyiliğini hiç unutmayacağım. Bana > Bükçe"yi öğretmeseydin h ali mi düşünmek bile istemiyorum. > > Şanslısın oğlum. Benim seninki gibi bir babam yoktu. Bunları deneye > yanıla öğrenmem yıllarımı aldı. Sen yine iyisin, hazıra kondun. Güle > güle kullan, isteyene de öğret, herkes de güle güle kullansın. > Kullansınlar ki yüzleri gülsün. > > Sema Maraşlı"nın Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz kitabındankadın.

Bu yazı toplam 3613 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02