• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 13 °C
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin
  • Özel Olimpiyatlar Ulusal Oyunları Başladı
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin
  • Özel Olimpiyatlar Ulusal Oyunları Başladı

İbret Almak İsteyenlere

Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ
Hastalık, engellilik, yoksulluk ve benzeri musibetlere maruz kalmak ilahi bir sınav olabilir. Yüce Allah Bakara suresinin 155. ayetinde biraz açlık, biraz korku, canlardan, mallardan ve ürünlerden noksanlaştırmak suretiyle insanları mutlaka imtihan edeceğini bildirmekte ve sabredenlerin müjdelenmesini istemektedir. Yüce Allah, Kur"ân"da nimetlere şükredilmesi, musibetlere sabredilmesi gerektiğine Eyyûb Peygamberi örnek olarak zikretmektedir.

      Eyüp Peygamber; Şam civarında Beseniye kasabasında doğdu. Annesi Lut Peygamberin kızı, babası, İbrahim Peygamberin üçüncü batından torunu idi. Yakup Peygamberin kızı Leyya ile evlendi ve 7 oğlu, 3 kızı oldu.

      Eyyûb Peygamber, uzun boylu, güçlü kuvvetli ve çok zengin bir insandı. Çok geniş arazileri, sürüleri ve hizmetçileri vardı.

      Peygamberlik ile görevlendirilen (Nisa suresi, ayet, 163) Eyyûb aleyhisselam; ilim, hikmet ve takva sahibi, hayırsever, sabırlı, merhametli ve kâmil bir insandı. Yoksulları, kimsesizleri, dulları, yetimleri koruyup kollardı, çok misafirperverdi, sofrasında misafir eksik olmazdı, açları doyurmadan kendisi yemezdi.

      Yüce Allah, kendisini büyük bir imtihana tabi tuttu. Tabii afetler ve düşman saldırıları sonucu çocukları ve bütün malı mülkü telef oldu. Başkalarına muhtaç duruma düştü. Ağır bir hastalığa yakalandı, çiçek ve cüzzam hastalığına müptela oldu, bütün bedenini çıban sardı, dili şişti, yemeğini ancak iki eliyle yiyebiliyordu, barsakları çalışmaz hale geldi, çok zayıfladı. Yakınları ve dostları kendisini terk etti, iyilikleri unutuldu, komşuları onu kasaba dışına çıkardı, eşinin dışında çevresinde kimse kalmadı, bir gölgelikte yaşamaya başladı.

      Hastalığını ve sıkıntısını sabır ve tevekkülle karşıladı, hiç sızlanmadı, kimseye dert yanmadı. Eşinin musibetini kaldırması için Allah"a yalvarmasını söylediğinde ona, “Biz 70 yıl nimet içinde yaşadık, 70 yıl da musibet içinde bulunalım” karşılığını verdi. Serveti, evladı ve sağlığı verenin de alanın da Allah olduğunu, nimetlere şükrettiği gibi musibetlere de sabretmesi gerektiğini söyledi. “Anamın bağrından çıplak çıktım ve toprağın bağrına çıplak döneceğim; Rab verdi ve Rab aldı. Rabbin ismi mübarek olsun” derdi. Musibet içinde de Allah"a secde ediyor, hamd ediyor ve kullukta kusur etmiyordu.

      Eyyûb Peygamberin yoksulluğu, kimsesizliği ve hastalığı 18 yıl sürdü.

      Hastalığı çekilemez hale gelmişti. Secdeye kapanıp Allah"a dua etti. Eyyûb Peygamberin duası Kur"ân"da şöyle bildirilmektedir:

      “Eyyûb"u da hatırla. Hani o Rabbine “Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti.” (Enbiya suresi, ayet, 81)

      “Ey Muhammed! Kulumuz Eyyûb"u da an. Hani o, Rabbine, “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu”, diye seslenmişti.” (Sâd suresi, ayet, 41)

      Eyyûb aleyhisselam bir yandan yoksulluk ve hastalık ile uğraşırken diğer taraftan da şeytanın vesvesesi ile mücadele ediyordu. Çünkü Şeytan iptilası ve hastalığı sebebiyle Allah"a isyana teşvik ediyordu. Ayetteki “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu” cümlesi; Eyyûb aleyhisselamın şeytandan gelen ve kendisini isyan etmeye zorlayan psikolojik baskıdan sıkıntı çektiğini ve bu baskıya karşı savaş verdiğini ifade etmektedir.

      Eyyûb aleyhisselam, samimiyetle Allah"a yalvarmış, derdinin sona ermesini istemişti. Allah duasını kabul etti, hastalığından kurtulması için şu tavsiyeyi yaptı:

      “Biz ona, “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su”, dedik.” (Sâd suresi, ayet, 42)

      Eyyûb Peygamber, Allah"ın emrini yerine getirdi.  Ayağını yere vurdu. Yerden su çıktı, bu su ile yıkandı. Vücudunun dışındaki, cildindeki bütün hastalıkları iyileşti. Ayağına tekrar yere vurdu. Yerden yine su çıktı. Bu sudan içti ve iç hastalıkları iyileşti. Eyyûb aleyhisselam, bütün hastalıklarından kurtuldu, eski gücüne, kuvvetine ve güzelliğine kavuştu. Allah tekrar ona mal-mülk ve çocuk verdi. Bu husus Kur"ân"da şöyle bildirilmektedir:

      “Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa hepsini gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar / ibadet edenler için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik(Enbiya suresi, ayet, 84; bk. Sâd suresi, ayet 43)

     Kitab-ı Mukaddes"e göre Eyyûb aleyhisselam; “Bundan sonra yüz kırk yıl daha yaşadı ve oğullarını ve torunlarını gördü.” (Eyyûb, 1/1–8; 42/10–17)

      Eyyûb Peygamberin hayat hikâyesinden bizim alacağımız dersler ve ibretler vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

      1. İnsan zengin, varlık ve sağlıklı iken yoksul ve hastalıklı, yoksul ve hastalıklı iken, varlıklı ve sağlıklı olabilir. Varlıklı ve sağlıklı olmak da yoksul ve hastalıklı olmak da biz insanlar içindir.

      2. İnsan varlıklı ve sağlıklı iken nimet ve sağlığının kıymetini bilmelidir.

      3. Varlığını veya sağlını kaybettiği zaman insan, isyana dalmamalı, sabırlı ve metanetli olmalıdır.

      4. Düşenin dostu olmuyor. Maalesef doğru olmayan bu davranış, geçmişte olduğu gibi günümüzde de söz konusudur. Hâlbuki Allah; garibin, yoksulun, kimsesizin, düşenin, düşkünün, musibete uğrayanın, hastalığa maruz kalanın yanında olunmasını, bu tür insanlara destek verilmesini ister. Bu, iyi ve vefakâr insanın davranışıdır, karakteridir.

      5. Sağlığını kaybeden insan, iki şey yapmalıdır. Biri şifa vermesi için Allah"a dua etmeli, diğeri maddi anlamda çare aramalı, tedavi olmalıdır.

      Yüce Allah, Eyyûb Peygamberin hastalıktan kurtulması için su ile yıkanmayı ve suyu içmeyi emir buyurmuştur. Su bir vasıtadır. Allah isteseydi bu vasıta olmadan da hastalığı giderebilirdi. Ancak insanlara örnek olsun diye maddi tedavi anlamına gelen su ile yıkanmayı ve su içmeyi tavsiye etmiştir. Bu iki tedavi yöntemini günümüzün dili ile ifade edecek olursak buna psikolojik ve maddi tedavi diyebiliriz.

      İnsan psikolojik ve biyolojik bir hastalığa yakalandığı zaman tedavisi için maddi ve manevi tedbirlere başvurmalı, iyileşinceye kadar sabır göstermeli, Şeytanın vesvesesine kapılıp isyana dalmamalıdır.

      Görme, işitme, konuşma ve benzeri tedavisi mümkün olmayan bir engeli olan kardeşlerimiz, hayatı olduğu gibi kabul etmeli, bardağın dolu tarafına bakmasını bilmeli, sabırlı ve metanetli olmalı, asıl yaşanacak olan ahiret hayatı için bunun bir azık olabileceği bilinci ile hareket etmelidir.

      Her insanın az çok derdi ve sıkıntısı vardır. Her sıkıntının daha büyüğü ve daha kötüsü olabilir. Bu itibarla daha beteri de olabilirdi diye hamd edilmelidir.

      Her çareye başvurduktan sonra sonuç alınamayınca Allah"a isyan etmenin o derde bir yararı olmaz, aksine insanın günaha girmesine sebep olur. Çareye başvurmakla birlikte sabredilebilirse çok sevap elde edilir. Kur"ân"ın beyanına göre “Sabredenlere mükâfatları hesapsız verilir.” (Zümer suresi, ayet, 10)

      İmtihan dünyasında insanın sevindiği günleri olduğu gibi üzüldüğü günleri de olur, nimetlerle karşılaştığı gibi musibetlerle de karşılaşabilir. Bu husus, peygamberler dâhil bütün insanlar için söz konusudur. Sevinçli günlerinde azmayan, nimetler karşısında nankörlük etmeyen, üzüntülü günlerinde ümitsizliğe düşmeyen, musibetle karşılaştığında isyana dalmayan kimseler; takdire şayan, övgüye layık, Allah"ın razı olduğu iyi insanlardır.

      Ne mutlu nimetlere şükredebilenlere…

      Ne mutlu musibetlere sabredebilenlere…

      Ne mutlu iyi insanlara…

Bu yazı toplam 9155 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02