• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 8 °C
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin
  • Özel Olimpiyatlar Ulusal Oyunları Başladı
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin
  • Özel Olimpiyatlar Ulusal Oyunları Başladı

Hep Bir Yerim Acıyor

Burhan Gümrükçü

Sevgili Okurlar, bir süredir sizlerden ayrı kalmak durumu hasıl oldu. Hamd olsun bu yazı ile tekrar buradayım. Ayrı kaldığım süre içerisinde sizlerle yazılarımı paylaşamamam tamamen benden kaynaklanmıştır. Bundan ötürü sizlerden özür diliyorum. 
Geçmişte bahsettiğim bir husustaki gelişmeyi sizlere arz ettikten sonra asıl yazmak istediğim konuda birkaç satır karalamaya çalışacağım. 
Hatırlarsınız ki önceki bir yazımda Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından görme özürlülerin kullanabilecekleri Braille alfabe ile basılmış Kur’an-ı Kerim’lerin eşdeğerlerinden üç misli kadar daha fazlaya mal edilip satışa sunulması bizce kuşkuyla karşılanmış konunun araştırılması için ilgili ve yetkili mercilerle temaslarımı sürdürdüğümü bu temasların sonucunu sizlerle de paylaşacağımı yazmış idim. 
Kıymetli Okurlarım, konu ile ilgili meclis başkanlığı, başbakanlık ve ilgili devlet bakanlığıyla kurduğumuz temaslara meclis başkanlığı ve başbakanlık tarafından hiçbir cevap gelmemesi ile birlikte ilgili devlet bakanlığı ile yazılı görüşmelerimiz bir süre karşılıklı devam etti. Bizim tarafımızdan konunun kuşku verici yönleri ve piyasanın emsal örnekleri, devlet bakanlığına sunulmasına karşın, karşı makam ısrarla bize Diyanet İşleri Başkanlığının maliyet rakamlarını bilgi amaçlı göndermiştir. Bunlara karşılık başkanlığını yaptığım komisyon adına tarafımıza bildiren maliyet rakamlarının bizce biliniyor olduğunu kuşkunun da bu maliyet rakamlarının piyasa değerlerine göre yüksek olmasından ve basım sürecinde izlenen yoldan kaynaklandığına ısrar etmemiz üzerine ilgili devlet bakanlığı tavrından vazgeçmeyerek sürecin ve maliyetin haklılığını savunmakta direnç göstermiştir. Bu aşamalarda Diyanetten sorumlu Başbakan Yardımcısı Devlet Bakanı Sayın Bekir Bozdağ ile görüşme taleplerimiz araya birkaç milletvekili hatırı koymamıza rağmen geri çevrilerek kabul görmemiştir. Hal böyle olunca yaşanan bu gelişmeleri “ortada kuyu var yandan geç” yapıyorlar diye tek bir cümleyle özetliyor. Yorumu size bırakıyorum. Zira konuyla ilgili görüşlerimi daha önceki yazılarımda ve çeşitli platformlarda açıkladığımdan tekrar burada gündeme getirmiyorum. 
Şunu da hatırlatayım ki Braille alfabeli Kur’an-ı Kerim’ler şuan için satılmadan Diyanet İşleri Başkanlığının elinde beklemektedir. 
Bu açıklamadan sonra sizlerin arasında bütün sıkıntılarımız bitti de tek sıkıntımız bu mu kaldı diye düşünen kardeşlerimiz olabilir. Elbette haklılık payları da yok değil tabikî diğer sıkıntılarımız önemlidir ve çözümlenmeyi beklemektedir. Ancak bu konuda bazı açılardan önem arz etmektedir. 
Birazda hepimizi ilgilendiren sıkıntılarımıza dönecek olursak biz özürlülerin önde gelen sıkıntılarının temelini oluşturan faktörlerden bir tanesi de özürlülere verilen özürlülük ölçütü ve sağlık kurulu raporudur. Tüm gayret ve çabalara rağmen bu sorun bir türlü olması gerektiği şekilde bir standarta oturtulamayarak adeta yapboz haline dönüşmüştür. En son 30 Mart 2013 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren rapor yönetmeliği de öncekine göre çok bir farklılık teşkil etmeyip sorunun asıl kaynağının düzenlemek yerine pansumani tedbirler getirmiştir. İstihdam sorunumuz kamuda bir aşama kaydediyor olmasına karşılık yine de sorunu ortadan kaldırmamıştır. Hatta özelde ve kamuda istihdam edilen özürlü kardeşlerimiz kendi içinde yani iş yerinden kaynaklı anlayış ve farklı şartlara dayalı sıkıntılar yaşamaktadırlar. Bunun ötesinde özürlü memur seçme ve yerleştirme sınav yönetmeliğinde bazı aksaklıklar ve bu yönetmeliğe rağmen ÖMSS sınavında devamında da atamalarda birçok aksaklıkların yaşandığı görülmektedir. Eğitimde birtakım düzenlemeler yapılmış olduğu halde yine de eğitim gören özürlü kardeşlerimiz gerek özürlü okullarında gerek kaynaştırılmış eğitimde gerekse de yüksek eğitimde özürün den dolayı karşılaştığı sıkıntılarda halen devam etmektedir. İşi olmayan özürlü kardeşlerimizin 2022 sayılı yasadan yararlanabilmesi için yasa gereği ortaya konulan şartlar ve son düzenleme ile mülki amirliklere bağlı sosyal yardımlaşmaya devredilmesiyle de mağduriyetler vardır. 
Bunlar evde bakım maaşı, özürlülüğe dayalı zaruri medikal ve teknolojik ihtiyaçların sosyal güvence altına alınması, ÖTV ve KDV kapsamındaki farklılıkların giderilmesi, Yüksek Okul mezunlarının mezun oldukları branş ve mesleki alanda istihdam edilmesi, bu şekilde olanların bürokratik açıdan yükselmelerinin sağlanması, kamuda ve kamuya açık alanlarda tüm özürlülerin hayatını kolaylaştıracak fiziksel düzenlemelerin yapılması gibi sıralanıp gider. Hepsini yazacak olsak bu liste uzar gider. 
Bunların yanı sıra birde mevcut uygulamalarda bölgesel şehirsel kurumlar arası aynı şartlardaki farklı uygulamalar da biz özürlüler için sıkıntı oluşturduğunu da söyleyebiliriz. 
Genel olarak baktığımızda birçok alanda özürlülerle ilgili düzenlemeler yapılmış bir ilerleme kaydedilmiş görülüyor ve hatta toplumda da böyle algılanıyor. Evet algılandığı gibi birçok düzenleme ve ilerleme kaydedilmiştir ancak konunun içerisinde olan biz özürlüler tarafından bakıldığında yapılmış olan tüm bu düzenlemeleri eksik, aksak ve ihtiyacı tam karşılıyor olduğunu söylememizde doğru olmaz. Yapılıyor görünen bu çalışma ve düzenlemeler 5378 sayılı özürlüler kanunu da dahil olmak üzere tamamı sorunları gerektiği gibi çözüyor olmamasının yanı sıra bazı uygulamalar açısından beraberinde başka sorunlara da yol açmıştır. 
Bütün bunları bir kenara koyup dönüp toplumumuza baktığımızda da karşımıza “oh maşallah devlet size birçok yardımda bulunuyor, birçok hizmeti ücretsiz alıyorsunuz adeta hayatınız beleş insanın özürlü olası geliyor…” diyen bir toplum görüyoruz. Bu güne kadar gerek topluma gerekse de devlete var olduğumuzu, bizimde bu toplumun bir bireyi olduğumuzu insan olarak doğuştan tüm insanların olduğu gibi özürlülerinde haklarının olduğunu önümüzdeki engellerin kaldırılarak maksimum seviyede toplumsal yaşamdan özürlü olmayan bireyler gibi yararlanmak istediğimizi anlatmaya ve kabul ettirmeye uğraş verirken bir de bedavacı, beleşçi gibi görülüyor olmamız, geldiğimiz noktada daha çok uğraşmamız gerektiğini gösterdiği gibi belki belli etmiyoruz ama onurumuzu da zedelemektedir. 
İşte tam bu noktada birçok şey yazmak isterdim ama biliyorum ki bu yazımı çok uzun tuttum bu nedenle konuyu bağlayacak olursak yukarıdan aşağıya belli konulara kısaca temas ederek buraya kadar yazdığım ve daha yazamadığım birçok sıkıntımızı oluşumunun temelinde yatan asıl problem özürlülere ve özürlülüğe karşı toplumsal bir bilincin oluşmamış olmasıdır. Bugüne kadar biz özürlüler hep topluma bizde varız bizi de toplumun ve toplumsal hayatın içinde kabul edin diye uğraş gösterdik oysa olması gereken evet özürlülerde bu toplumun bir bireyi onlarda bizler gibi toplumsal yaşamda hak ettikleri yeri almalı bunun için gerekli kolaylık ve hassasiyetleri özürlüleri incitmeyecek şekilde yerine getirmeliyiz diyen meseleye böyle bakan bir toplum olmalı… İşte bunun olması meseleleri sıkıntıların maksimum seviyede hallolmasını sağlayacaktır. Bunun içinde toplumsal bilinç oluşturulmalıdır. Şu gerçeği kabul edelim ki gerek özürlü bireye sahip olan aileler gerekse de toplum özürlüler ile birlikte nasıl yaşanılabileceği, nasıl davranılması gerektiği bilincine sahip değildir. 
Çözüm olarak öncelikle bir devlet politikası haline getirilerek yaygın bir alanda yani yazılı, görsel ve sesli medyayı, kullanarak bunun yanı sıra idareci konumundaki bürokratlarda dahil olmak üzere uzun soluklu yıllara yayılan rating ve gelir kaygısını ortadan kaldırarak acıma ve merhamet hissini uyandırmayacak projeleri hayata geçirerek toplumun tamamı üzerinde bunu uygulaması gerekmektedir. 
Bu haliyle bahsettiğim çözüm çok iyi anlaşılmamış olabilir ancak bu çözümü içini doldurarak açar isem ne anlatmak istediğim daha iyi anlaşılır. Kısmet olur ise onu da bir başka yazıda alırız. 
Bu arada bana ulaşmak isteyenler burhan.gumrukcu@gmail.com adresinden ulaşabilir. Yaşadığı sorunları paylaşabilir. Sesiniz olmaya derdinizle dertlenmeye gayret edeceğim… 
Engellerin minimuma indirgendiği bir yaşam dileklerimle tüm okurlarıma saygılarımı arz ediyorum.
 Burhan Gümrükçü

Bu yazı toplam 2225 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02