• BIST 107.303
  • Altın 152,979
  • Dolar 3,7134
  • Euro 4,3645
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 15 °C
  • 'Cumhuriyet' için kulaç attılar
  • Unlara Folik Asit Vitamini Eklenmesi Yasal Zorunluluk Olsun!
  • ALİ AĞAOĞLU’NDAN AMPUTE MİLLİ FUTBOL TAKIMINA JEST
  • 'Cumhuriyet' için kulaç attılar
  • Unlara Folik Asit Vitamini Eklenmesi Yasal Zorunluluk Olsun!
  • ALİ AĞAOĞLU’NDAN AMPUTE MİLLİ FUTBOL TAKIMINA JEST

HAYATIN GÜZEL YANINI GÖRMEK

Hayrettin  Dereli

Hayatın hep güzel yanarını görmek, anlatmak hoşta gerçeğin kendisi olmuyor hiç. Atatürk ün bir alıntı idi galiba; Askeri Mektepte okurken soğuk kış günlerinde yanmayan sobayı şikayet için gittiği  kumandanın odasında, gürül gürül yanan sobanın yanında kumandadan yediği azarı anlatır. Bizim odalarda da hep sobalar yanıyor galiba. Hep asrileşmekten, medeni olmaktan bahis ederiz. Kadınların toplum hayatına katılmalarını , aksi olan toplumlarda kalkınmanın olmadığını söyleriz ya. 15-20 Yaş arasında genç kızlar arasında yapılan geniş çaplı bir araştırma sonuçlarını okumuştum. Sosyal hayat, çalışma hayatı yerine evlerinin kadını olmalını yeğliyorlar.

Ülkemizin dünya ülkeleri arasında ki yerine bakalım bir de. Bizim insanlarımız başka ülkelerin insanlarına kıyasla nasıl yaşıyor. Birleşmiş Milletler yaşam kalitesini belirlemek için 300 e yakın kriter uyguluyor. Bunun insanı gelişmişlik endeksi Türkiye üye 177 ülke içinde 94. sırada. Yunanistan 25.sırada bizden 69 basamak daha iyi yaşamaktalar. Bu sıralamada daha yukarılarda olmayı hak ettiğimizi düşünerek Kitap Fuarındayız. Bu sene teması "Kitap Fuarının 27 Yılı".  Taksimde bir otelin alt katında başlayan, Tepebaşında TÜYAP de devam eden ve şu anda Beyükdüzünde  binlerce metrekarelik bir alanda sürmekte olan  300.000 i aşkın katılımcısı ile dünyanın sayılı fuarlarından biri artık İstanbul Kitap Fuarı. Katılıcılarının % 75 i 40 yaşın altında olan fuarımız umudumuzu yeşertiyor gelecek için.

Bu günkü yazımıza çok güzel bir alıntı ile devam edelim. Çok eski bir dergiden İstanbul efsaneleri.

Bir varmış, bir yokmuş... Allah" ın kulu çokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, eşek mühürdar, katır silahtar iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, yaranı safa, kızıştı kafa, ak sakal, berber elinden yeni çıkmış bir taze sakal... Kasap olsam sallayamam satırı, nalbant olsam nallayamam katırı, hamama girsem sorar mıyım natırı, nadan olan bilmez ahbap hatırı.

 

Dereden geldim, tepeden geldim, sandığa girdim bir de ne göreyim, köşede bir hanım oturuyor. Şöyle ettim, böyle ettim, hanım yerinden kalktı, yüzüme baktı, çıktık birlikte yola, ne sağa saptık ne sola.... Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik, altı ay bir güz gittik, bir de arkamıza baktık ki bir arpa boyu yer gitmişiz... Ne dönülür geri, ne gidilir ileri, sana bir masal söyleyeyim bari gel beri...

 

Bir varmış, bir yokmuş. Diyarların en güzeli, efsanelerin sultanı bir şehr-i İstanbul varmış....

 

Bu şehr-i Sitanbul ki, bi misl-ü behadır,

Bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır

 

Şair Nedim

 

Bu yazı toplam 5608 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02