• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 4 °C
  • Ampute Futbolun Çocukları Geleceğe Isınıyor
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • Ampute Futbolun Çocukları Geleceğe Isınıyor
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi

ENGELLİLİĞE ENGEL OLUNABİLİR Mİ?

G. Resuloğlu

1992 yılından itibaren işsiz kalmış birçok, bankacıdan biriydi. İdealistti, yüksek lisans yapmış, dil öğrenmeye Londra’ya gitmişti. Uluslararası eğitimci olacak dünyayı dolaşacaktı.

 Çalıştığı banka, diğer bir başka devlet bankası ile birleştirilirken,  devredilen bankasının yetkilileri ile görüşmüş,  Ankara’da  bankanın genel merkezinde çalışabileceğini zaten yalnız olduğunu söylemişti.  Gel gör ki, erkek kafası ile yalnız olduğum için merkeze alamayacaklarını, İstanbul’da daha düşük görevde şubede çalışabileceğini söylemişlerdi. O da sevdiği eğitim alanından uzaklaşmamak ve başka iş bulmak için istifa etmişti.

İşsiz kaldığı günlerde, arkadaşı ile bir falcıya gitmişti, ağır bunalımdaydı, falcı ona ilaç kutuları arasında çalışacağını söyleyince gülmüş, kız kardeşim eczacı diye geçiştirmişti. İşsizliğe dayanamayınca, eczanede işe başlamış işini çok sevmişti.

Yalnızdı, yalnızlık özgürlüktü, özgürlük yalnızlık mıydı? O zaman evet diyebilirdi, ama şimdi kolayca hayır diyebilirdi. Çünkü bedensel engeli ile özgürlüğünü kalabalıklaştırmaya uğraşıyordu.

 

Her sabah erkenden işe giderken, nedenini bilmediği, merdivenin son basamağında,  alt komşudan gelen Zeki Müren,  şarkılarını  dinleyerek, merdivenleri iner, arkasında o sesi hüzünle  bırakarak yola düşerdi.

İşini seviyordu, tüm kişiliğine uygun, hem hizmet sektörü hem de özgürce çalıştığı bir ortamdı. Anlamadığı, her zaman aynı kişilerin, aynı sağlık sorununu sorması, eczaneyi, sürekli danışma ortamı sanmalarıydı. Çok şaşırırdı, bir anne üçüncü çocuğunda bile aynı soruları nasıl sorardı, ateşi çıktı, ne yapacağımı bilemedim, demeleri öfke yaratır, bazen al kafanı duvara dur demek gelirdi içinden. Susar gülümser, aynı yanıtı verirken utanırdı düşündüğünden.

Yaşı çok gençti, o zaman anlayamıyordu, kadınların istediği  amacı, o zamanlar, emeğinin, çabasının görülmediği evinden, evden, kendisine değer verilen, dinlenilen bir ortamı yaşamak mıydı bilemiyordu.

En çok şaşırdığı, bu gün dilinden düşürmediği;  özenle üstüne basarak vurguladığı; (engelliliğe evde, çocukları iyi gözlemleyerek, engel olunmasıyla başlar cümlesi), nin o zamanlarda yaşadığı bir olaya dayanıyor olmasıydı.

Eczaneye, sürekli gelen,  annelerden biri gelmiş, çocuğuna hazır mama alıyordu, kucağında 2 yaşında oğlu tezgaha yaklaşmıştı, o daha müşteriyi kapı önünde görünce tezgahın arka tarafına geçer, onların isteklerini karşılamaya hazır beklerdi

Hoş geldin dedi, kadına aldığı mamayı biliyordu, mamayı uzattı, danışanlarıydı onların, onların her özelliğini bilirdi, kadının oğluna merhaba dedi, konuşmaya çalıştı, çocuk tepkisiz, sadece bakıyordu, birden çocuğun duymadığını hissetti, anneye bu çocuk duymuyor galiba dedi.

Kadın da kendisi de  şaşırmıştı, anne çocuğuna seslendi, çocukta tık yok, ellerini kulağının önünde çırptı çocukta tepki yoktu, anneye kula burun boğaza götür dedi, anne mamayı almadan çıkmıştı bile, birazdan geri dönerdi.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 116 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02