• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 9 °C
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston

Engelli mi? Özürlü mü?

Sevim Önay Çavdar

Merhaba;
Sevgili dostlar. Bu gün sizlerle hepimizin kafasını karıştıran. Bazen kırıcı da olunabilen, aslıda bana göre önemli olan hitabetten öte iasanların yaşamlarını kolaylaştırmaktır.

Bu konuda kafamıza takılan sorunun cevabını  BEN SA-KAT-LAN-DIM kitabında Şükrü Sürmen bey çok net bir şekilde vermiş. Sizlerle paylaşıkorum. Daha ayrıntılı bilgiye ulaşmak için kitabı okumanızı tavsiye ederim.

DOĞRU TERİM, GELİŞMİŞ DÜŞÜNCE….

 

Dilimizin ihmal edildiği bir gerçek. Bilimsel yaklaşımlar oluşturulurken, özellikle de terimlerin tasarım süreçlerinde özenli davranılmadığından ve geniş düşünülmediğinden, çok zaman sağlıklı akıl yürütmeyi zorlaştıran dar çerçeveler içinde kalıyoruz.

 

Son zamanlarda ”Dünya Sağlık Örgütü” nün tanımlarına dayanarak bilim çevreleri Türkçe"de “Disabled” kelimesini ”Özürlü”, ”Handicapped” kelimesini de ”Engelli” ile karşılamaktadırlar. Bunlardan yaygın olarak kullanılanı “Disabled” “Özürlü” dür ve bir sosyal grubu anlatan kelime olarak da “Özürlüler”in veya “Sakatlar”ın kullanılması dil mantığımıza daha uygun düşmektedir.

 

“Gözümden, belimden sakatlandım.” ve “Omurgasında,bileğinde özür var.” şeklindeki doğal Türkçe ifadelerin” “engel, engelli ve engellenmek” kelimeleri kullanılarak ifade edebilecek, dilimizin mantık yapısına uygun karşılıkları yoktur. Engel bünyenin dışında bir olgu olup, insanın bedensel, duyusal, zihinsel, ve ruhsal durumuna ilişkin hiçbir işaret taşımaz. “400 Metre Engelli” yarışında özne koşmakta, önündeki nesneler veya çevre şartları ise ona dışarıdan bir baskı uygulamaktadırlar. Özür ve sakatlık ise  bünyenin kendisinde mevcut noksan, hasar veya işlev bozukluklarını anlatırlar. Mesela, “Görme engelli” ifadesi akla, başına örtü yada çuval geçirilmiş bir kişiyi getirebilir ki, onun çok sağlıklı gözlere sahip olması da mümkündür. Öte yandan bedenlerinde bir takım  sakatlıklar, özürler bulunan kişilerin hiç de engellenmeden yaşamakta oldukları  bir garçektir. Mesela, bir kambur  özürlü bir kişidir, ama bekli de engellenmeden yaşayabilmektedir. 

 

 

“Ben bir tekerlekli koltuk sakatıyım.” ifadesi doğaldır ama “Ben bir tekerlekli koltuk engellisiyim.” denemez. “Özürlü” ve  “sakat” kelimelerinden “Özür” ve “Sakatlık” kelimelerine anlamlı geçişler yapılabilir. “Engelli”den “Engel”e geçtiğimizde ise ortaya bir gariplik çıkar. Özür ve sakatlık türleri. “Körlük, sağırlık, topallık vs. ”Engel türleri. “Tepe, uçurum, duvar vs”…Özürlü, sakat, felçli, kör, sağır dediğimiz zaman nesnel bir değerlendirme yapmış oluruz.Yani burada hepimiz aynı insanlık durumunu, aynı hayat gerçeğini, aynı tabloyu aklımıza getirmekteyizdir. “Engelli” dediğimizde ise bir yorumda, kötümser bir  yorumda bulunmuş oluyoruz. Gelişmiş bir toplumda özürlü ve sakat insanlar yine bulunacaktır ama elde edilmiş olan ideal şehirsel ve mimari çevre şartlarının sonucunda bunlar engelli olarak yaşamayacaklardır. Özürlüler ve sakatlar yalnız her mekana,yere ve inşa edilmiş çevreye değil,bütün toplumsal konum katmanlara da engelenmeden girebileceklerdir. Demek ki, bir insanın engelli oluşu geçici bir durumdur. İnsanüstü bir gücün bilinçli bir şekilde insanı “engelli” durumda bırakması ise, felsefi olarak, yaratılışın yapısına ve güzelliğine, evrenin anlamına aykırıdır.

 

Tekerlekli sandalyedeki bir insana bakanlar doğal olarak, “bu insan sakat.”diyeceklerdir. Ama tekerlekli sandalyedeki bu insanın engelli olup olmadığı şartlara, özelliklede yaşadığı şehirsel çevrenin şartlarına bağlıdır. Öte yandan  bir toplum özürlü insanlara olgun şekilde yaklaşıyorsa,yani mesela, doğuştan iki kolu olmayan özürlü bir kişi bir ülkede devlet başkanı olabiliyorsa, o kişi yine bir engelli sayılamaz. Bu kişinin özürlü bir insan olduğu gerçeği ise hiç bir zaman değişmeyecektir. 

 

 

Türk dilinde,sakat, sakatlanmak, sakatlık, kör, sağır, dilsiz, kötürüm, felçli, ama, topal, çolak, özürlü gibi bir insanın fiziksel durumu ile ilgili pek çok kelime vardır ve bunların kullanılmamaları yada dilden atılmaları söz konusu olamaz. Öte yandan, bir insanın fiziksel yada bedensel durumunu anlatan bir ifade onun insan olarak değeriyle yakından uzaktan ilgili değildir. “Engelli” kelimesi ise bir insan için kısıtlı bir dünya erişimi, dışlanmışlık, genişletilmeyen, yetenekler ve basit çevrelere indirgenmiş bir hayat tablosunu  çağrıştırdığından ve bir kadere isyan rengi taşıdığından küçültücü sayılabilir.

 

 

Bunlara mukabil şimdilerde başka bir terimde söz konusu olabiliyor. Özel ihtiyacı olan insanlar. Her insanın farklı özellikleri ve farklı ihtiyaçları vardır. Özürlüler ve sakatlar için daha farklı olan durum,hayatın akışının büyük ölçüde engellenmesi sebebiyle bu insanların  daha geniş çapta özel hizmetlere,araçlara süreçlere ve donanıma ihtiyaç duyulmalıdır. Yani bütün insanların  özel ihtiyaçları vardır. Terimler konusundaki  bir arayış sonucu  İngiltere"de “people with Special Needs” ibaresi ortaya çıkabiliyor.

 

Bu yazı toplam 3775 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02