• BIST 107.212
  • Altın 151,535
  • Dolar 3,6828
  • Euro 4,3280
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 4 °C
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin

ENGELLİ ÇOCUĞUNUZA HEP HOŞGÖRÜLÜ OLUN

Ali Rıza SOYASLAN

ENGELLİ ÇOCUĞUNUZA HEP HOŞGÖRÜLÜ OLUN

anne-kiz-cocuk-sevgi-sarilma-mns.jpg

     Ailelerde küçük bilakis hiperaktif çocuklarda her yeri kırıp, yarıp kirletme söz konusudur. Anne babaya sürekli ilgi alaka gösterme ve sabretme görevi düşmektedir. Engelli çocuklarda bu durum diğer çocuklara nazaran daha fazla sabırlı olunması gerekebilir. Engelli çocuklar diğer çocuklara nazaran daha hassastırlar. Engelli çocuğu olan anne babaların engelli çocuklarına karşı atacağı her adım çocuğun geleceğine atılmış bir adım olacaktır. Allah muhafaza engelli çocuğa tahammülsüzlük göstermek ve kalıcı hasar bırakmak çok büyük bir vicdan azabıdır ve günahtır. Konumuza küçük bir hikâye ile devam edelim;

‘’ Adam yeni kamyonuna bakmak için evinden çıktığında, üç yaşındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle kamyonunun kaportasını mahvettiğini görmüş. Buna çok kızan baba, hemen oğlunun yanına koşmuş ve çocuğun eline çekiçle çocuğuna vurmaya başlamış. Biraz sakinleştikten sonra çocuğun elindeki kanları görmüş. Korku içinde oğlunu hemen hastaneye götürmüş.

Çocuğu tedavi etmeye çalışan doktar, çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da elinden bir şey gelmemiş ve çocuğun iki elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış.

Çocuk ameliyattan çıkıp gözlerini açtığında, bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet masum bir ifadeyle,

“Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm.” demiş ve sonra babasına su soruyu sormuş:

“Parmaklarım ne zaman yeniden çıkacak?”

(http://www.bilgecehikayeler.com/parmaklarim-ne-zaman-yeniden-cikacak/)

* * *

Yüce rabbimizin ve İslam dinimizin engellilere karşı çok hassas olduğunu  Hz. İbni Ümmü Mektûm’un Peygamber efendimiz ile olan ibretli hikayesinde görmekteyiz.

Hz. İbni Ümmü Mektûm, Müslüman olduktan sonra Peygamberimizin sohbetinde bulunmak için sık sık huzuruna gelirdi. Peygamberimizden Kur’ân âyetlerini ezberledi. Bir defasında Peygamberimiz, Utbe bin Şeybe, Ümeyye bin Halef ve Ebû Cehil gibi Kureyş’in ileri gelenleriyle, “Belki içlerinden birkaçı imana gelir de İslam’ın gücü artar, onlara bakarak birçok insan da Müslüman olur.” düşüncesiyle tebliğ vazifesini yapıyordu. Bu esnada İbni Ümmü Mektûm meclise gelerek Peygamberimize hitaben, “Yâ Resûlallah, bana Kur’ân okut. Allah’ın sana öğrettiğinden bana da öğret.” dedi.

Peygamberimiz onların üzerinde fazla durduğundan, İbni Ümmü Mektûm’la ilgilenemedi. İbni Ümmü Mektûm, Peygamberimizden cevap alamayınca, arzusunu birkaç defa tekrar etti. Peygamberimiz ona aldırmayıp yüzünü buruşturup döndü, sözünün kesilmesini istemedi, onlarla konuşmaya devam etti. Orada bulunanların, “Bu dine hep zayıflar, fakirler, köleler ve âmâlar giriyor.” diye alaylı bir şekilde gülmelerine yol açmamaları için İbni Ümmü Mektûm’u cevapsız bıraktı. Fakat çok sürmedi, tam sözünü bitirip kalkacağı sırada İlahî ikaz geldi:

“Yanına âmâ geldi diye yüzünü ekşitip döndü! Nereden bileceksin, belki de o günahlarından arınacaktı… Yahut o öğüt alacak ve o öğüt kendisine fayda verecekti... Öğüte ihtiyaç duymayan kimseye gelince, sen ona yöneliyorsun. Onun inkâr ve isyan pisliği içinde kalmasından sen mesul değilsin. Sana koşarak gelen ve Allah’tan korkan kimseyi ise ihmal ediyorsun. Sakın! O Kur’ân bir öğüttür.”

Bu hadiseden sonra Peygamberimiz, İbni Ümmü Mektûm’a iltifat ve ikramda bulundu. Ne zaman onu görse, “Ey Rabb’imin beni ikazına sebep olan kardeşim, merhaba!” diye latife yapardı. Bazen de hırkasını serer, oturtur, hâlini hatırını sorardı. Artık ona ailesinin bir ferdi gibi muamele ediyordu. (http://www.resulullah.org/abdullah-bin-ummu-mektum-ra)

* * *

     Hz. İbni Ümmü Mektûm ile Peygamber efendimiz arasında yukarıda geçen ibretli hikayeyi anlatmamın sebebi şudur: Engelli çocuğu olan anne babalar sadece çocuk yetiştirmekle değil Allahu Teâlâ’nın hassasiyetinde olan bir emanetin de bekçisi durumundalar.

Peygamberimiz (asm) merhamet ve şefkat duygusunun en açık görüldüğü yerin, böylece çocuk sevgisinde ve onlara gösterilen şefkatte bulunduğunu belirtiyordu. Çocuğu sevip öpmenin çok büyük bir sevap olduğunu da Peygamberimiz ‘den öğreniyoruz:

"Çocuklarınızı çok öpün. Çünkü her öpücük için size cennette bir derece verilir ki, iki derece arasında beş yüz senelik mesafe vardır. Melekler öpücüklerinizi sayarlar ve sizin defterinize sevap yazarlar." (Müsned-i Zeyd) (http://m.sorularlaislamiyet.com/index.php?oku=1425)

     Düşünün ki engelli olmayan çocuklara yapılan her iyiliğin müjdeleri o kadar büyük ki… Eminim ki Engelli çocuğu olan anne babaların imtihanı başarıyla geçtiklerinde mükafatları, müjdeleri daha büyük.

Bu yazı toplam 964 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02