• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 9 °C
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston

ENGELLİ ÇOCUĞU OLAN ANNELERİN BAŞARI STRATEJİLERİ

Ali Rıza SOYASLAN

ENGELLİ ÇOCUĞU OLAN ANNELERİN

BAŞARI STRATEJİLERİ

     ‘’Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Fakat sen buna karşı direneceksin, önüne sonsuz engeller de yığacaklardır; kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana büyük derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin.’’  

                                                                    Mustafa Kemal Atatürk

anne.jpg

      Hayat sürprizlerle dolu. Yarın ne olacağını bilmiyoruz. Yaşamı güzel demekle kalmayıp, yaşamalıyız doyasıya, çocuğumuzun engellerini bilerek, gerekli önlemleri alarak, yeni engeller olmasın diye. En önemlisi de engelleri aşarak başarıya yürümek lazım. Anne engelli çocuğunu eline aldığı andan itibaren başlamalı hayat mücadelesine. Peki başarılı anneler ne yaptı da engelli çocukları başarılı oldular. Engelli olmayanların gıptayla kendilerine örnek aldığı bu çocukları başarıya koşturan sır neydi.

Önce Keşke’leri hayatlarından çıkardılar

"Keşke sigara içmeseydim", "Keşke beslenmeme daha dikkat etseydim" "Keşke doktor kontrollerimi aksatmasaydım" "Keşke eşime daha çok yardımcı olsaydım" "keşke onu daha iyi bir hastaneye götürseydim"

Örneklerdeki "keşke'ler annelerin kendilerini suçlamalarının birer ifadesidir.

“Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım” der Mevlana. Engelli çocuğunu eline alan annenin geçmişe takılı kalmayıp sürekli araştırmalar yapması lazım. Engelli çocuğuna yeni bir hayat hazırlaması lazım. Keşkeleri hayatından çıkarmazsa ne anne ne de engelli çocuk başarıya koşabilir. Belki de kan, ter ve göz yaşı ile dolu bir yola çıkacak anne, belki de yol düşündüğünden daha kısa olacak anne için. Belki de başarı annenin elini uzatmasını bekliyor? Başarı yolunda hiçbir yol kolay zahmetsiz değildir. Anneler hayat boyunca emek verecekler ki engelli çocuklarının başarılarını yiyebilsinler. Netice de Özgüveniniz yoksa engelli aile olmak çok daha zor...

Engelli çocuklarının dünyalarına girmeyi başardılar.

     Otizm’li Ayberk Aksu’nun başarı hikâyesini annesi Naciye Torunlar Aksu anlatıyor;

Önce hedeflerimi koydum. Yaşamak için gerekli olan temel dinamiklerin; yemek, uyumak, temizlik, barınmak, korunmak ki bunlar her birey için dünyanın her yerinde aynı. Ayberk de  tek başına yapabilsin, kimseye muhtaç olmasın istedim. Böylece hedef yolculuğumuz başladı.   İlk olarak birkaç gün 24 saat Ayberk’i gözlemledim ve  her şeyde empati yaparak onun ne hissettiğini, bizim dünyamızı nasıl algıladığını anlamaya çalıştım. Daha sonra sevgi, güven, özgüven, sorumluluk, spor yapma ve sosyalleşme faktörlerinin hepsini harmanlayıp 24 saat boyunca her saniye ve 15 gün boyunca hiç aralıksız Ayberk’e Otizmin panzehiri olarak verdim. Asla kendi dünyasına girmesine izin vermedim. Kendi dünyası sallanmak, bağırmak, istemsiz hareketler yapmak gibiydi.  ilk 15 gün bir şeyleri yaptırana kadar defalarca denedim, yapmıyor diye pes etmedim. Ben Ayberk’i Otizmli değil de çok çok zeki ve yetenekli görüyorum. Ben onu yabancı bir ükeden gelmiş, Türkçe okuma yazması olmayan ve/veya bir de sağır dilsiz biri gibi düşündüm ve ona göre yaklaştım. Yabancı bir çocuğu önce sevginizi verirsiniz sonra onun güvenini kazanırsınız sonra da ona hayatı tanıtırsınız. Ben de böyle yaptım her şeyin ismini nasıl kullanacağını defalarca tekrarlayarak öğrettim ve buna ilk sevdiği şeylerden başladım. İlk kelimeyi günde en az 200 kez tekrar ediyordum. İlkini öğrenince diğerlerini daha kolay öğrenmeye başladı. Asla konuşmaz dedikleri Ayberk şu an konuşuyor. Hem de ingilizce söylemleri var.

(http://indigodergisi.com/2014/03/ayberk-bir-hastalik-degil/ -Rüya Yüksel - 01 Mart 2014 Röportaj, Sayı: 102, Yaşam)

Engelli çocuklarını Sevdiler ve şu sözleri söylediler;

     "Çocuğumuzun engelli olduğunu kabul etmek bizim için çok zordu. Fakat bugün herşey çok güzel."

"Burcu, bizim ailemizin pırlantası, o tek başına bir kişilik."

"Çocuğumuza karşı olan sevgimiz bize kuvvet ve güç verdi."

"Umut'suz bizim ailede bir kalp eksik olurdu."

"Abi olarak gerçekten çok iyi. Kardeşini öyle bir seviyor ki, oğlumuzla gurur duyuyoruz."

     Okuduğum bir kitapta Down Sendromlu bir kızı olan yabancı bir aileyle ilgili olarak şunlar anlatılıyordu: "Durum onlara anlatıldıktan sonra yeni doğan bebeklerini eve getirmeyip, bunun yerine enstitüde bakılması için hastaneye bırakmaya karar verdiler. Eve yeni doğan bebeklerini almadan dönünce, büyük oğullarına Down Sendromlu bebeğin problemlerini ve niçin eve getirmediklerini anlattılar. Bunun üzerine küçük çocuk ' Baba, eğer bana bir şey olursa ve artık güzel görünmezsem bu beni de yollayacaksınız anlamına mı geliyor?' diye sordu. Bunun üzerine aile hemen gidip yeni doğan çocuklarını eve getirdi." Bu olay gösteriyor ki ne olursa olsun çocuklarımızı sevmeliyiz

(http://www.dostyasam.org/v1/yasam.html)

Pozitif oldular

     Tekerlekli sandalyeye bağlı yaşayan 8 yaşındaki Kaan Koçdemir'e pozitif bakış açısını kazanmasındaki en büyük rolün sahibi ise annesi. Kaan'ın ailesi engelli çocuk sahibi anne ve babalara yol gösterecek fedakârlık örneği sergiliyor. Kaan'ı okula götüren ve onu tüm gün bekleyen anne, “Yeter ki çocuğum sosyalleşsin, bunun için sosyal hayatımı feda ederim.” diyor. Koçdemir, “Çocuğun engelli oluşu ne kendi suçu ne de anne babanın. Allah'ın takdiri. Bu yüzden bizde moralin her zaman yüksek olmalı. Çünkü anne-babanın pozitif oluşu çocuğu da olumlu etkiliyor.” şeklinde konuşuyor. Arkadaşlarının gözdesi olan Kaan, neşesi ile onlara da umut aşılıyor. Kaan, ‘Hayat herkese güzel. Yaşamayı çok seviyorum.' ifadelerini kullanıyor. Öğretmeni Orhan Kocakaya'ya göre Kaan'ın diğer çocuklardan hiçbir farkı yok, yürüyemiyor olması onun için engel değil.

(http://www.zaman.com.tr/gundem_umut-varsa-hayat-var_2335857.html - MELİKE SÖNMEZ - İSTANBUL-1 Ocak 2016, Cuma)

Mücadele ettiler ve başardılar…

     Anne Aynur Yavaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, oğlunun 12 yaşına kadar normal bir hayat sürdüğünü, ancak babasıyla yolun karşısına geçmek istediği gün trafik kazası geçirdiğini belirtti ve şunları söyledi;

"İlk önce akıl sağlığı önemli. Herkesin Allah'ın verdiği bir meziyeti vardır. Herkesin ayrı ayrı yapacağı işler vardır. İnsan önce kendini tanımalı. Ben buraya gelirken çok zorlanarak geliyorum ama geliyorum. Benim mücadelem, hayat kavgam hep oğlum için. Ben onunla annelik duygusunu tattım. Kadere 'kader' demedik biz. Oğlumun yüzde 2 yaşama şansı vardı, uzun süren tedaviden sonra ayağa kalktı. O da benim gibi mücadeleci. O benden, ben ondan güç alıyorum. Oğlumla mücadelemizi bırakmadık ve başardık."

İsmi gibi hayata olan "Ümit" duygusunu hiç kaybetmeyen oğul Yavaş ise annesiyle kafa kafaya verdiklerini ve çıktıkları yolda başarıya ulaşmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi.

(http://www.haberler.com/anne-ve-oglu-engelleri-birlikte-asti-7812179-haberi/ - 25 Ekim 2015 Pazar 11:41)

 

Anneler Yalnız olmadığınızı unutmayın… sizin durumda olan bir çok aile var. Zorluklarla baş edebilmede size yardımcı olabilecek en önemli kaynak sizsiniz.

Bu yazı toplam 3341 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02