• BIST 107.212
  • Altın 151,644
  • Dolar 3,6838
  • Euro 4,3281
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 4 °C
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin

ENGELLİ AİLELERİN AVUCUNDAKİ KELEBEKLER

Ali Rıza SOYASLAN

ENGELLİ AİLELERİN AVUCUNDAKİ KELEBEKLER

kelebek_ve_eller_th.jpg

 

     Geylani Karaarslan’ın Ağlatan Cuma Sohbetini anlatacağım sizlere…

      İmanını kurtaran bir insanın ölümünü anlatacağım. Bütün namazlarını kılmış, hiç kaza namazı bırakmamış, oruçlarını tutmuş, zekâtını vermiş, haccına gitmiş, kul hakkına girmemiş ya da girmiş veya insanlarla helalleşmiş, Allaha ibadet borcu yok, insanlara kul hakkı borcu yok bir insanın vefatını anlatmak istiyorum sizlere. Böyle bir insan nasıl vefat eder.Buyurdu ki büyüklerimiz; Allah-u Teala bu insana çeşitli vesilelerle ölüm verir. Öldüğünü anlamaz. Bunlardan bir tane misal vermek istiyorum sizlere;

      Allah’ı razı eden bir insan hastalanır ve yatağa düşer. Artık bu hastalık onun ölüm hastalığıdır. Ölecek Allah-u Teâlâ bunu vesile kılmış.  O hasta yatağında iken Allah-ü Teâlâ ona arkadaşı kılığına girmiş bir melek gönderir. Ve onun yanına gider. O melek de yanında birkaç melek daha götürür. Yanında Azrail (a.s)’da getirir. Azrail (a.s)’da doktor kılığına girmiş ve o hasta adama;

-          Selamünaleyküm

-          Ve Aleykümselam

 

Hasta yatağındaki adam der ki;

 

-          Yahu sen nerelerdesin. Ben bunca zamandır hastayım. İnsan bir gelir ziyaret eder.

 

Hani dost dosta tatlı bir sitem eder ya o bab da.

 

-          Ya kusura bakma. Hasta olduğunu yeni duydum. Duyar duymaz geldim ve doktor getirdim sana. Bu doktor öyle bir doktor ki nereye elini dokunsa anında şifa saçıyor Allah’ın izniyle. Bu doktor seni bir tedavi etsin, ondan sonra seninle oturalım uzun uzadıya sohbet edelim.

-          E peki madem doktor getirmişsin, o zaman beni bir tedavi etsin. Ondan sonra seninle oturalım uzun uzadıya sohbet edelim.

 

Doktor kılığına girmiş Azrail (a.s) eliyle adamın ayaklarından sıvamaya başlar ve beline kadar elini getirir.

 

-          Ya arkadaş inanır mısın belimden aşağısı sapa sağlam oldu.

-          Eee ben sana demedim mi bu doktor şifa saçıyor.

 

Azrail (a.s) elini belinden boynuna kadar çeker.

 

-          Hakikaten bu doktor şifa saçıyor. Vallahi boynumdan aşağı hiçbir şey kalmadı.

 

Çünkü boynundan aşağı can kalmadı. Ruhunu alıyor hissetmiyor. Azrail (a.s) elini başından çeker. Adam yatakdan doğrulur. Aslından adam öldü. Doğrulan ruhtur. Ceset yatakda yatıyor. Öldü adam. Dünya hayatı bitti. Çocukları feryadı figan ediyor. Ağlayanlar, sızlananlar. Adam görmüyor. O iyileştim kalktım zannediyor.

 

Diyor ki arkadaşına;

 

-          Hay senden Allah razı olsun. Bu ne kadar güzel bir doktormuş.

 

Diyor ki;

 

-          Uzun zamandır ben yatağa bağlı kaldım biraz dışarı çıkalım ve hava alalım.

-          Hadi çıkalım. 

 

İyileştiğini zannediyor. Arkadaşı olan görevli meleklerle dışarı çıkarlar ve bakarlar ki dışarıda bir cenaze yıkanıyor. Kendi cenazesi yıkanıyor. Tanımıyor. Allah-u Teala bildirmiyor.  Allah’ın her şeye gücü yeter. Ol demesiyle neler olur.

 

Derki Adam;

 

-          Ya bu cenaze yıkanıyor kimin cenazesi bu.

-          Falan dostumuzdu mahallemizde, arkadaşımızdı.

-          Öyle mi öldü mü?

-          Öldü ya.

-          Hadi gidelim arkadaşlık dostluk vazifemizi yerine getirelim. Onun yıkanmasına yardım edelim.

              Gider kendi cenazesinin yıkanmasına yardımcı olur. Öldüğünden haberi yoktur.

              Kendi cenazesidir.

              Der ki;

-          Biz bunu yıkadık bari kabre kadar da eşlik edelim. Arkadaş olarak son vazifemizi yerine getirelim.

 

Cenaze ile birlikte kabre kadar gelirler, cenazeyi defnederler ve imam efendi telkinini verir ve cemaat dağılmaya başlar. Cemaat dağılmaya başlar fakat Kendisi ruhtur. Ruh olduğu için farklı düşünür. 

 

Der ki;

 

-          Acaba bu adam mezarda tek başına ne yapacak. Çok merak ediyorum. Acaba bu adam mezarda tek başına ne yapacak.

 

Der ki;

 

-          Benim bu mezara girmem lazım… Mezara girebilir mi girer. O ruhtur. Mezarın etrafında dolandıktan sonra süzülür topraktan içeriye girer. Nasıl girer. O ruhtur girer. Güneşin ışığı camdan içeriye nasıl süzülüyor ise ruh da toprak dan süzülür öyle girer.

 

Mezarın içerisine girince bakar ki cenaze orada yatıyor. Acaba bu adam ne yapıyor. Ruhtur. Farklı düşünür.

 

Der ki;

 

-          Benim bu cesedin içine girip onun düşündüklerini hissetmem lazım. Cesedin etrafında kabirde tur attıktan sonra cesedin içine giriverir. Cesedin içine girince ceset canlanır, canlanınca doğrulur, doğrulunca da mezarın tahtasına başını şöyle bir vurur. Mezarın tahtasına başını vurur. Çünkü cesede girince ceset canlanır.

 

Allah resülü sahabeden biri şöyle sordu;

-          (Kabirde) aklımız başımızda olacak mı Ya Rasûlullah?..

-           Evet!.. Aynen bugünkü gibi!.."

 

Adam Başını da tahtaya vurunca biraz biraz kendine gelir gibi oldu. Dışarıda yürüyen insanların ayak seslerini duyuyor. Mezarlığın yanından geçen insanların konuşmalarını duyuyor. Biraz daha aklı başına geliyor ve adam diyor ki;

 

-          Eyvaaaaah… Ben ölmüşüm ya… Ama bu nasıl bir ölüm. Hani cenneti ve cehennemi görecektik. Hani Azrail (a.s) gelecekti. Hani bir şeyler , bir şeyler olacaktı. E,  ben bunların hiçbiri görmedim ki. Bu nasıl ölüm ya… Çoluk çocuğun haberi de yok.

 

Öyle zannediyor. Aklı başına tam gelmedi daha. Dışarıdan hatta kendini kaptırır ve yürüyen insanlara der ki;

 

-          Çoluk çocuğa haber verin… Benim ben… Öldüm ya. Beni merak etmesinler.

 

Oysa çoluk çocuğu onu defnetmiştir.

 

Ve merakla beklemeye başlar. Şimdi ne olacak acaba diye. Ve dünyada yapıp ettiklerinizle baş başasınızdır. Biraz bekledikten sonra bir bakar ileriden bir nur parlıyor nur yüzlü bir genç delikanlı çıktı geldi adamın yanına.

 

-          Selamünaleyküm

-          Ve Aleykümselam

 

Gelen O nur yüzlü delikanlıya dedi ki;

 

-          Sen kimsin. Ne kadar güzel yüzün var.

-          Ben dünyada senin arkadaşındım.

-          Benim dünyada senin kadar güzel arkadaşım yoktu. Allah aşkına kimsin söyle.

-          Senin dünyada terk etmediğin namazım ben namaz. Sen beni dünyada yalnız bırakmadın bende burada seni yalnız bırakmayacağım.

 

Ve biraz daha vakit geçti; bir nur yüzlü delikanlı daha çıktı daha geldi.

 

-          Sen kimsin

-          Ben Kuranı Azimüşşan.

 

Ve biraz daha vakit geçti; bir nur yüzlü delikanlı daha çıktı daha geldi.

 

-          Sen Kimsin

-          Ben Haccım.

 

Ve biraz daha vakit geçti; bir nur yüzlü delikanlı daha çıktı daha geldi.

 

-          Sen Kimsin

-          Ben Zekâtım.

 

Ve biraz daha vakit geçti; bir nur yüzlü delikanlı daha çıktı daha geldi.

 

-          Sen Kimsin

-          Ben Sadakayım.

 

Dünyadaki yapmış olduğu bütün güzel ameller başına toplandı ve adama dediler ki;

 

-          Biraz sonra sorgu sual melekleri gelecek ve Sana diyecekler Rabbin Kim? Hiç heyecanlanma. biz sana yardım edeceğiz. Rabbim ALLAH dersin. Sana diyecekler ki; Dinin nedir? Dinim İSLAM dersin. Sana diyecekler ki; Kitabın nedir? Kuranı Azimüşşan dersin.

 

Kabirde Bir rivayete göre 3 soru sorulacak, Bir rivayete göre 4 soru sorulacak. Dördüncü soru sorulacaksa da şu soru sorulacak buyruluyor.

 

-          Efendimiz (s.a.v.) simasını gösterilecek ve bu zat hakkında ne dersin? O benim peygamberim. Muhammed Mustafa (s.a.v.). Dersin.

 

Ve biraz sonra gözleri gök yeşili, sesi aynı gök gürültüsü gibi iki tane melek çıkageldi.

 

-          Rabbin Kim

-          Rabbim ALLAH

-          Dinin nedir?

-          Dinim İSLAM

-          Kitabın nedir?

-          Kuranı Azimüşşan

-          Efendimizi göstererek; bu zat hakkında ne dersin?

-          O benim peygamberim. Muhammed Mustafa (s.a.v.)

 

Ve melekler ona derler ki;

 

-          Biz senin zaten doğru cevabı vereceğini biliyorduk. Sana müjdeler olsun. Sen ebediyen kurtuldun artık. Bütün dünyadaki sıkıntıların bitti. Sabah erken kalkıp işe gitmelere. Otobüs durağında otobüs beklemeler, Hastanelere gitmeler. Hepsi bitti.

 

Ve o kulun kabri 6 cihetten genişler. Önden, arkadan, Sağdan, soldan, yukarıdan, aşağıdan. Gözünün görebildiği yer açık. Ve onun kabrinin sağından bir pencere açılır cennetteki makamını seyreder. O arada haydi kıyamet koptu derler. Bu kadar kısa süre. Âmâ değerli cemaat varsa gelecek değil mi? Kaza namazlarını kıldıysak gelecek namaz. Orucu tuttuysak gelecek. Paramız var da zekât verdiysek gelecek zekat. Paramız var da hacca gittiysek gelecek hac. Paramız var da sadaka verdiysek gelecek sadaka. Tabii bunları yapmadıysak gelecek olan belli; ŞEYTAN.

 

Evet, dünyada engelli çocuklarımıza şükürle, sabırla bakabildiysek, topluma kazandırabildiysek, imanlı yetiştirebildiysek. Kabirde neden bizlerin sadaka kelebekleri olmasın. Belki de engelli çocuklarımız bizlerin anne babaların ahirette cennet anahtarı, kabir anahtarı.

 

 

Not: Yukarıda anlatılan sohbetin aşağıda you tube linkini tıklayarak mutlaka dinlemenizi tavsiye ederim.

 

Geylani Karaarslan’ın Ağlatan Cuma Sohbeti

            LİNK;  www.youtube.com/watch?v=9Ts26ZlBw0U

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 3842 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02