• BIST 108.434
  • Altın 151,670
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 14 °C
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay

Engelleri Birlikte Aşalım

Kürşat Arıkmert

2006 yılının temmuz ayında Eskişehir"den İstanbul"a gelirken böyle büyük bir kentte özel eğitime muhtaç bireyler için yapılmış olan çok büyük eğitim merkezlerin olduğunu, çocuk başına düşen eğitimci sayısının  fazla olacağını , en ünlü hastaneler burada olduğu için özürlü çocukların tedavilerinin de daha iyi yapılabildiğini düşünmüştüm..Çok büyük ümitlerle geldiğim İstanbul"un beni ilk yanıltışı bu oldu..

      Eskişehir"de benim stajer öğretmen olarak çalıştığım özel eğitim merkezi hakkında kısaca bilgi verip bu özel eğitim merkeziyle istanbul"daki bir özel eğitim merkezi arasındaki farkı siz okuyucularımla paylaşmak istiyorum..Eskişehir"de stajerlik yaptığım özel eğitim merkezinin ismi İÇEM ( İşitme Engelli Çocukları Eğitim Merkezi ) dir. İÇEM sadece işitme engelli bireylere eğitim veren , standartları olan, bünyesinde alanında en önde gelen uzmanların çalıştığı bir eğitim merkezidir. Öyle ki İÇEM" e çocuğunuzu kayıt ettirebilmek için çocuğunuzun 2 yaşından gün almamış olması gerekir. Kurumun müdürü profösör, müdür yardımcısı ise doçent dir. Anadolu üniversitesi kampüsü içerisinde olan İÇEM bazılarına göre dünya da özel eğitim kurumu olarak birinci bazılarına göre ise 2. sıradadır. Eğitimle ilgili birçok konuda genellikle sonlarda yer aldığımız dünya listelerini alt üst ederek ilk sıralara yerleşmesi bakımından İÇEM özel eğitime muhtaç çocukların eğitimi bakımından ülkemizin gururu olmuştur.

      İÇEM gibi bir okulda stajerlik yaptıktan sonra İstanbul gibi Türkiye"nin yaklaşık dörtte birinin yaşadığı bir kentte daha üst seviyede eğitim kurumlarının bulunmayışı beni üzüntüye soktu. Neden İstanbul"da da İÇEM benzeri bir özel eğitim kurumu bulunmasın? Temennisiyle çıktığım yolun daha  başında olmama rağmen böyle bir proje konusuna insanların bana destekleri sevindiricidir.

       Özel eğitime muhtaç çocukların anneleri benim en büyük destekçim olmaktadırlar. Şu an çalışmakta olduğum özel eğitim merkezinde yaklaşık olarak 300 çocuk eğitim almaktadır. Bu çocuklar bize eğitim almaya gelirken yanlarında mutlaka bir ebeveynle geliyorlar. Fedakar ebeveynler diye adlandırdığım insanların % 99 u annelerdir. Çünkü babalar gün içerisinde eve ekmek getirmenin derdinde olduklarından özel eğitime muhtaç çocukla ilgilenmek anneye kalıyor. Buradan bu fedakar annelere seslenmek istiyorum: Sizin çocuklarınız çok özel çocuklardır. Gittiği hastanelerde hep en son sıraya atılan; çocuğu gürültü çıkardı diye hastane kapısına konulan , çocuğunu anne anneye götürdüğünde bile zaman zaman yaramazlık yaptığı için istenmeyen kişi olan hep sizler oldunuz. Madem bu kadar meşakkatli bir yoldasınız o zaman çocuklarınızın eğitimleri için el ele verelim ve çocuklarınızı bulundukları noktadan bir basamak yukarı taşıyalım.Ama nasıl? Öncelikli olarak haklarınızdan biraz  bahsetmek istiyorum:  Devletimiz özel eğitime muhtaç çocuklara özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim almaları için 1 ayda 6 seans bireysel , 4 seans da grup da grup eğitim hakkı tanımıştır. Yalnız bunları tanırken zihinsel engel hariç diğer özür gruplarına 21 yaş sınırı koymuştur. Yani özel eğitime muhtaç birey zihinsel engelliyse ölünceye kadar eğitim alabiliyorken diğer özür gruplarının herhangi birinden etkilenmiş olan bireyler 21 yaşını dolduruncaya kadar eğitim alabilmektedirler.

                                             

    2006 yılı haziran ayından önce özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri Soysal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlıydı. 2006 haziran ayıyla birlikte özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri Milli Eğitim Bakanlığı çatısı altında toplanmaya başlanmıştır.Bu tarihten önce sadece sosyal güvencesi olan ailelerin özel eğitime muhtaç çocuklarının almış oldukları eğitimler devlet tarafından karşılanırken 2006 haziran ayından sonra çıkarılan bir yasayla " ÖZEL EĞİTİM HER BİREYİN HAKKIDIR." sloganıyla sosyal güvencesi olsun ya da olmasın bütün özürlü bireylerin özel eğitim giderleri devlet tarafından karşılanmaya başlanmıştır.

      Sosyal güvencesi olmayan ailelerin  çocuklarının özel eğitim giderlerinin de devlet tarafından karşılanmaya başlamasıyla birlikte devletin özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine ödemekte olduğu ücret ( 3 yaşından büyükler için 388.8 ytl ; 3 yaşından küçükler için 302.0 ytl) sektör dışından olan ( manav, bakkal, kasap, taksi şoförü, tamirci vs..) insanların iştahını kabartmış ve bu kişilerin  bu sektörde eğitim kurumları açmalarına sebep olmuştur. Sektör dışından olan bu kişiler özel eğitimci olmayıp özel eğitimi de bilmedikleri için özel eğitim kurumlarını bir ticarethane olarak görmeye başlamışlar özürlü çocuk üzerinden ticaret kaygısına düşmüşlerdir. Devletimiz mantar gibi türemeye başlayan özel eğitim kurumlarına yeterli personel yetiştiremeyeceğini anlayınca belirli bir yaşa geldiğinde emekli ettiği sınıf öğretmenlerine 4 haftada özel eğitim sertifikası vererek kendince özel eğitim öğretmeni ! yetiştirmiştir. Bir zamanlar  45 günde ziraat mühendislerine sınıf öğretmenliği diploması veren zihniyet yeniden hortlayarak  şimdi de sınıf öğretmenlerini 1 ayda özel eğitim sertifikasıyla özel eğitim öğretmeni yapmıştır.

       Değerli velilerim ve özel eğitme muhtaç çocuklar konusunda duyarlı olan tüm Türk insanları : Özel eğitime muhtaç çocuklar özel çocuklardır. Bu çocuklar konusunda yeterince eğitim almamış insanlar zaman zaman kurum sahiplerinin ticari kaygılarından dolayı sizin çocuklarınıza pek faydalı olamasalar da özel çocukların derslerine girdirilmektedir. Bu durum özel eğitime yönelik bir eğitim almamış, hayatı boyunca akademik beceri öğretmenliği yapmış ve kendilerini bu alanda uzmanlaştırmış sınıf öğretmenlerini zorlamakta hem de özel çocuklar için sadece geçici bir oyalamadan başka bir şey olmamaktadır.Oysa ki ; sertifikalı sınıf öğretmenleri özel eğitim kurumlarında sadece akademik beceri derslerine girdirilebilir. Bu sayede hem emekli sınıf öğretmenlerimiz en iyi bildikleri işi yaptıkları için daha az yorulurlar hem de yaptıkları işte daha başarılı oldukları için daha huzurlu bir şekilde akşamları evlerine gidebilirler.Bunlar ve yukarda belirtmiş olduğum sebeplerden dolayı çocuğunuzu bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine kayıt yaptırmaya götürdüğünüzde aşağıda belirtmiş olduğum soruları mutlaka sorun ve daha iyisini buluncaya kadar çocuklarınızı  her ay farklı bir okula kaydettirebileceğinizi unutmayın.

  • Kurum yöneticisinin özel eğitim  öğretmeni mi yoksa farklı bir sektörden mi olduğunu sorun.
  • Çocuğunuzun dersine girecek öğretmenin kim olduğunu, branşının ne olduğunu , hangi üniversite mezunu olduğunu sorun ve mutlaka öğretmenin diplomasını görün.
  • Kurumun grup derlerini nasıl işlediğini sorun
  • Grup dersi olarak çocukları sosyalleştirmek adına ne gibi aktiviteleri olduğunu öğrenin.
  • Kurumdaki psikoloğun görevinin, özel eğitime muhtaç bir çocuğa sahip olmanın ailelere getirmiş olduğu psikolojik yükleri en aza indirme yolları konusunda size destek olmak ve çocuklarınıza psikoljik destek sağlamak olduğunu unutmayın.
  • Kurumun ücretsiz servisi olup olmadığını sorun.
 
 

Sevgiyle kalın… 

                                                                                   Kürşat ARIKMERT

                    Özel Eğitim Öğretmeni 

Bu yazı toplam 93994 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02