• BIST 106.991
  • Altın 151,480
  • Dolar 3,6710
  • Euro 4,3144
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 4 °C
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin

Düşünmeye davet ediyorum.

Hatice ÖZKAN

 

Düşünmeye davet ediyorum...
Hatize Özkan - 29.12.2015

 

Yazılarımı sürekli olarak takip edip okuyan arkadaşlarım, yakınlarım gayet iyi bilirler; ben pek de normal olmayan anormalliklere sahip bir insanım. Bununla da açıkcası gururlanıyorum desem yeridir. Çünkü düşünüyorum, birçok şey üzerine düşünebiliyorum; düşündüklerimi dile getirmeye çalışıyorum, paylaşmaya çalışıyorum. Mesela şöyle bir şey var:

Son zamanlarda gözlemlediğim kadarıyla, yakın çevremde ve iletişim kanallarıyla (biliyorsunuz, iletişim çağındayız) bütün bilgilere ulaşmamız o kadar kolay ki artık neredeyse dünya parmaklarımızın ucunda. Tabiri caizse böyle bir deyim vardır ama ne kadar bu iletişim çağında iletişim kurabiliyoruz? Benim son zamanlarda kafamı kurcalayıp kendi kendime yönelttiğim sorulardan sadece bir tanesi bu. Yani bizler birçok şekilde (gerek televizyon, radyo, telefon, bilgisayar) ve internet çağındayız; birçok kanaldan iletişim kuruyoruz. İş yerlerimizde, evimizde, cadde ve sokaklarda... Her neyse, çeşitli mekanlarda insanlarla iletişime geçiyoruz. Dünyadan haberler alıyoruz. Bunları takip etmeyi seviyoruz. Haber izlemeyi her kesimimiz çok fazla seviyor. Hani bunu sınıfırlandırırsak eğer, en cahilimiz de haberleri izliyor. Çünkü (!) dünyada neler olup bitmiş, n'olmuş, bir bakalım, bir haberimiz olsun. Bilgi sahibi olalım. Bunun için bizler bilgi edinmeyi seviyoruz. Peki, benim aklıma takılan nokta şurda:

Bizler bu kadar haberi ediniyoruz, depoluyoruz; peki ne kadar üzerinde düşünüyoruz "Burdan bana düşen pay nedir? Ben ne yapmalıyım?" diye kendi kendimize fikir üretiyoruz, öneride bulunuyoruz ya da olmaması gerekenleri ne kadar görüp de dile getiriyoruz? Bunlar benim aklımı kurcalayan şeyler. Haberleri izliyoruz, insanların öldüğünü görüyoruz, canların kaybolduğunu görüyoruz. İşte şehit haberlerimiz oluyor, kaza haberlerimiz oluyor. Çocuklara, kadınlara ve yaşlılara şiddete mağruz kaldıklarını görüyoruz ve maalesef o kadar duyarsızlaşıyoruz ki! Bunları sanki bir pembe dizi izlercesine haberdar olalım diye izliyoruz. En azından, hani genelleme yapmayacam ama birçoğumuz böyle yapıyor. Bir sohbet anında, haa ben de onu görmüştüm diyebilmek için sosyal medyada olsun, basında olsun haberleri takip eden insanlar var.

- Bizler ne zaman böyle olduk?

Yani, benim en çok sevdiğim özelliklerden bir tanesi, ülkemdeki insanların birbirlerine en dar anında, en zor anında kenetlenmeleri. Her zaman milletimin bu özelliğiyle gururlanmışımdır. Ama maalesef ki son günlerde gerçekten hissizleşiyoruz. Çevremizde olup bitenleri o kadar kolay kabulleniyoruz ki düşünsenize, yaşlılalarımızın hani dağ gibi diye tabir ettiği gencecik insanlar ölüyor ve biz bunları sadece böyle izliyor ve "ahh yazık, pek de gençmiş" diyerek üstünden geçiyoruz.

- Bizler ne zaman bu hale geldik, bize ne oldu?

Ben son günlerde, kendime bunları çok fazla soruyorum ve gerçekten cevabından korkuyorum, endişeleniyorum. İnsanlık adına, dünya adına yeni bir yıla gireceğiz. Yeni yılın son günlerindeyiz. Bir yılı arkada bıraktık. Peki dönüp bir bakıyor muyuz? Biz o koca bir yıl içinde neler kaybettik? Nelerin üzeri örtüldü ya da bizler kabullenilme duygusunu sahiplendik. Bizler bu kadar nasıl birbirini tanımaz hale geldik, birbirine tahammülsüz hale geldik? Bunlar cidden can yakıcı şeyler ve maalesef benim aklımı kurcalayan şeyler.

Sizlerle de paylaşmak istedim. Bir nebze olsun üzerinde düşündürme amacıyla bunları yapıyorum. Umarım ki paylaşım olur ve bizler sadece izleyici olmayız! Bizler, varlıklar içerisinde en değerli olan insanlar, düşünmeliyiz, düşünüp harekete geçmeliyiz. Bunun boyutları var tabii ki ama herkesin illa ki ve illa ki yapacakları şey vardır hayatta. Kimse amaçsızca yaratılmamıştır. Ben buna inanmıyorum, o yüzden lütfen düşünelim ve gereğini yapalım.

Sizlerin yeni yılınızı kutluyorum. Yazılarımı okuyup duygularımı paylaşan tüm dostlarımı düşünmeye davet ediyorum...

Bu yazı toplam 9667 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02