• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 31 °C
  • Engelli Milletvekilini Rampa Olmayınca Cumhurbaşkanı Korumaları Taşıdı
  • KAN VE KÖK HÜCREDEN YAPAY DERİ ÜRETTİ!
  • Stevie Awards’tan 10 ödül birden
  • Engelli Milletvekilini Rampa Olmayınca Cumhurbaşkanı Korumaları Taşıdı
  • KAN VE KÖK HÜCREDEN YAPAY DERİ ÜRETTİ!
  • Stevie Awards’tan 10 ödül birden

Doğal koruyucuları

Doğal koruyucuları
Tek yapmanız gereken; vücudu C vitamini ve folik asit açısından fakir bırakmamak!.
Genç kalmak istiyorsanız öncelikle damarlarınızın yaşlanmasına izin vermemelisiniz. Damar ve kalp sağlığınız için ihtiyacınız olan sihirli formülü ise doğa size zaten cömertçe sunuyor. Tek yapmanız gereken; vücudu C vitamini ve folik asit açısından fakir bırakmamak!.

Doğru besinleri tüketerek sağlığı korumanın mümkün olduğu artık biliniyor. Yapılan pek çok bilimsel çalışma, yaşlanma sürecinin ve onun bedensel yansımalarının geciktirilmesinin, doğru besin desteğiyle hiç de zor olmadığını kesin bir şekilde ortaya koyuyor. 'Gençlik' olarak tanımladığımız dönemi olabildiğince uzatmanın yolu, öncelikle kalp ve damar sisteminin sağlığını korumaktan geçiyor. Vücudun en ücra noktalarına kadar oksijeni taşıyan da, her bir hücreye ihtiyacı olan hayati öneme sahip molekülleri ulaştırıp zararlı atıkları uzaklaştıran da, yaraları onaran da; hep o mükemmel yaratılmış 'damar sistemi'mizdir. Yani aslında 'yaşlanma' derken, ilk anlaşılması gerekenin bu hayati ağın yaşlanma süreci olduğunu görüyoruz. Onun için; her kim uzun ve sağlıklı yaşamak istiyorsa, öncelikle ve mutlaka kalp damar sistemini korumak, kanını risk faktörlerinden temizlemek zorunda. Peki korunması gereken nedir? Korunması gereken, damarların elastikiyetidir; tıpkı su borularının kireçle tıkanması gibi, damarların da tıkanmasının önlenmesidir. İşte bunun sağlanmasında doğanın cömert eli imdadımıza yetişiyor; kimi zaman 1 kg yeşil sağlığı, bazen de 1 kg kırmızı güzelliği soframıza bırakıyor.

* HAYATİ ÖNEME SAHİP C VİTAMİNİ VE FOLİK ASİT: Geyiklerin, fillerin veya maymunların neden kalp krizi yaşamadığını hiç merak ettiniz mi? Ya da bunu biliyor muydunuz? Cevabı basit: Çünkü onlar, kendi C vitaminlerini kendi vücutlarında üretebiliyorlar ve ana besin kaynakları olan otlar ve meyveler folik asit açısından çok zengin. İki ABD'liden birinin vitamin tabletleri yutmaya başladığından beri kalp damar hastalıklarında oldukça önemli bir azalma olduğunu biliyoruz. Bizde ise son 30 yılda olumlu bir işaret görünmüyor.

* ZAMANLA YAŞLANAN DAMAR SİSTEMİ: Damarların iç duvarlarını örten tabakada zamanla birtakım lezyonlar oluşuyor. Organizma bu delikleri onarmak için LDL kolesterol gibi (yani kötü huylu kolesterol) ve lipoprotein gibi bazı yağ moleküllerini hasarlı bölgeye yolluyor. Bu; doğal bir alçı görevi görüyor ama zamanla kalınlaşan kireç tabakası, damarların elastikiyetlerini kaybetmesine ve daralmasına yol açıyor. Günün birinde bir kan pıhtısı gelip bu damarı tıkadığında ise beslediği alan kansız kalıyor, oksijen alamıyor ve bu da dokuların ölümüne yol açıyor.

* NEDEN DAMAR DUVARINDA HASAR OLUŞUYOR: Çünkü damar duvarı; protein ve C vitamini eksikliğinden dolayı zaman içinde sabit bir hızla inceliyor. C vitamininin; damar duvarının bağ dokusunu güçlendiren kollajen yapımını uyarması gibi bir görevi var. Bir de kan damarlarının duvar yapısında lizin ve prolin adında iki önemli protein bileşiği bulunuyor. Eğer organizmada bu iki madde ve C vitamini yeterli miktarlarda değilse kas dokusunun hücreleri, tıpkı kötü inşaatlardaki gibi ikinci kalite tuğla kullanıyor. Kalite açığını kapatmak için gereğinden fazla da üretim yapınca damar çapı daralıyor, buraya kandaki yağ molekülleri çökünce sorun daha da ağırlaşıyor.

* ÖNLEMEK MÜMKÜN VE KOLAY: Yukarıda sözünü ettiğim dejeneratif olayları önlemek aslında oldukça kolay. Lizin ve prolin adındaki proteinleri içeren besinlerin alınması ve dışarıdan gerekli C vitamininin organizmaya sağlanması yeterli. C vitamini damar duvarlarının onarımı için son derece önemli. Ve asıl iyi haber; yeteri kadar alındığında ileri derecedeki damar kireçlenmesini dahi geriletmede başarılı olduğu saptandı.

* HOMOSİSTEİN'E DİKKAT: Kanda kolesterolden çok daha tehlikeli bir madde bulunuyor: Homosistein! Hekimler tarafından yakın zamanda tespit edilen bu madde, kükürtlü bir aminoasit bileşiği; her beş kişiden birinde normal düzeylerin üstünde bulunuyor ve kan damarlarında ciddi hasara yol açıyor. Aslında vücudumuzun doğası önlemini alıyor. Folik asit, homosistein'i kolaylıkla etkisiz hale getirebiliyor; yeter ki kanda yeterli düzeyde folik asit bulunsun. Ama sorun da bu noktada başlıyor; çünkü her iki kişiden birinde folik asit eksikliği var!

* FOLİK ASİT HAYAT KURTARIYOR: Washington Üniversitesi araştırmacılarının, miyokard enfarktüsü (sessiz kalp krizi) vakalarının yüzde 40'ının, günlük 400 mikrogram folik asit alımıyla önlenebileceğine dair yayınları; bu maddenin hayati önemini ortaya koyuyor. Yeşil yapraklı sebzelerin ve tahılların folik asit bakımından zengin olmasına karşın, besin yoluyla alımında bazı sorunlar bulunuyor. Çünkü folik asitin önemli bir bölümü yiyeceklerin hazırlanması ve saklanması sırasında kaybediliyor. Dolayısıyla dışarıdan takviyesi gerekiyor. 1998'de ABD'nin bu konudaki maksimum otoritesi olan FDA'nın; ekmek, pirinç ve un gibi gıdaların folik asitle zenginleştirilmesini zorunlu kılması da önemli bir gösterde. Ayrıca B6 ve B12 vitaminlerinin, homosistein ile mücadelede önemli yer tuttuklarını da belirtmek gerekiyor. Son olarak; bu vitaminlerin yanında magnezyum ve selenyum gibi kalbin müttefiği iki minerali de unutmamanız gerektiğini hatırlatmalıyım.
Dr. Ali Kerim Diler
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • İnsan Beyninin DNA'sı çözüldü02 Haziran 2007 Cumartesi 16:30
  • Sıcaklarda kalp sağlığına dikkat02 Haziran 2007 Cumartesi 16:26
  • Nargile, sigara kadar tehlikeli29 Mayıs 2007 Salı 22:22
  • Pekmez bebek için mucize29 Mayıs 2007 Salı 19:07
  • Süt vücut direncini arttırıyor28 Mayıs 2007 Pazartesi 22:19
  • Sivilceye karşı birebir28 Mayıs 2007 Pazartesi 22:14
  • Şeker hastalığı gençleri seviyor28 Mayıs 2007 Pazartesi 13:47
  • Kulağınıza dikkat27 Mayıs 2007 Pazar 15:24
  • Şeker gençleri vuruyor..26 Mayıs 2007 Cumartesi 17:50
  • Enginar önemli besin kaynağı26 Mayıs 2007 Cumartesi 14:35
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02