• BIST 106.991
  • Altın 151,480
  • Dolar 3,6710
  • Euro 4,3144
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 4 °C
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin

BM ne yapıyor?

Sevim Önay Çavdar
Merhaba; sağlık olsun, işin başı sağlık gibi sözcüklerle başlarız söze genellikle ama yine de tam olarak kaybetmeden pek önem vermeyiz sağlığımıza.  Kendi kendimizin doktoru olmamız gerektiği de sıkça kullandığımız ama çoğumuzun uygulamaya geçirmediğimiz bir hasletimizdir. 
 
Dünyamız sözüm ona gelişmiş denilen ama geliştikçe canileşen ülkeler tarafından yaşanılmaz hale getirildi. Geçtiğimiz hafta birleşmiş milletlerin küresel ısınma ile ilgili düzenlediği devlet ve hükümet başkanları düzeyinde katılımla gerçekleşen toplantılar ile konuya dikkat çekilerek dünyamızı 
kurtarmak için birlik oluşturma çabası vardı. Beş artı bir yani altı ülke hiçbir şekilde sorumluluk almıyor imza atmıyor onlar gelişmiş ve imtiyazlı ülkeler:
 
Amerika, Rusya, Çin, Fıransa, İngiltere artı Almanya; aslında dünyanın canına okuyan da bu ülkeler. Burada bir anımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Baba Bush zamanıydı bundan 25 - 30 yıl önce bir tv. programında, sera gazı salınımları ile küresel ısınma oluştuğunu ve buna sebep olan ABD deki sanayi tesislerinde önlem alacakmısınız sorusuna, Başkan Bush un verdiği cevap; Amerikan halkının çıkarları doğrultusunda hareket edeceklerini söylemiş idi. Zaten dünyanın hiçbir ülkesinin bu altı ülkeye BM yasası gereği yaptırım uygulayamayacağı gibi, istedikleri ülkede iç karışıklık çıkarıp insan hakları ihlali var deyip ürettikleri silahları oralara boşaltıyorlar, kültürünü yok ediyorlar. İstediği ülkeye istediği kotaları koyuyor. Hibrit tohumlarla genetiğini bozdukları meyve ve sebzelerle dünya insanlarının sağlığını bozuyorlar. Kendilerinin sorumluluk almadığı fakat gelişmekte olan ülkelere imzalattıkları tarım ve hayvancılıkla ilgili gıda anlaşmaları ile istedikleri politikaları uyguluyorlar.
 
Sonuç olarak doğru beslenmemek ve hareketsiz yaşam şekli nedeniyle insanlar; obezite, dolaşım sistemi (kalp ve damar hastalıkları), sindirim sistemi, böbrek (diyaliz), ruh ve sinir hastalıkları, şeker hastalığı vb. gibi  birçok hastalıkla mücadele etmek zorunda kalıyor. Bırakalım acımasız imtiyazlı dünya ülkelerini ve liderlerini bir tarafa biz sohbetimize başlarken de söylediğimiz gibi kendi kendimizin doktoru olalım.
 
Öncelikle yemek saatlerimize dikkat ederek işe başlayabiliriz. Sabah sekiz, öğlen bir, akşam yedi gibi yemeğimizi yer, yemek aralarında atıştırmazsak, porsiyonlarımızı küçültüp hergün yarım saat spor amaçlı yürürsek ayrıca doğru nefes alma taktiklerini öğrenip uygular isek, şimdi olduğumuzdan çok daha sağlıklı olacağımıza inanıyorum ben.
 
Ama uygulamak bu dediklerimi hayatımıza katmak önemli olan, ölümlü olduğumuzu biliyoruz. Aslolan yaşadığımız süreci sağlıklı verimli ve anlamlı kılmaktır, hastane hastane gezip topbalar dolusu ilaç kullanmak değil. Sağlıklı yaşam diliyorum tüm okurlarıma, bir sonraki yazımda buluşmak üzere; Hoşçakalın.
Bu yazı toplam 3053 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02