• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 13 °C
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin
  • Özel Olimpiyatlar Ulusal Oyunları Başladı
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin
  • Özel Olimpiyatlar Ulusal Oyunları Başladı

Bir rehabilitasyon merkezi kursaydım…

M.Hilmi Eren

Öncelikle, niyetimi sorgulardım; Bu işe para kazanmak için mi, hayır için mi, statü elde etmek için mi giriyorum, diye. Eğer cevabım; işini en iyi şekilde yapıp insanları memnun ederek çocuklarının gelişimlerine katkı sağlamak ve bunun doğal sonucu olarak para kazanacağımı bilmekse bu işe girebilirdim.

Sermayemi kontrol eder ve yapacağım hesapla ilk 1 yıl hiç para kazanamayacağımı düşünerek ekonomik analizimi yapardım. 

Tercih edeceğim mekan, merkezi bir konumda olmak zorunda olmazdı. Bilirdim ki ben kaliteyi sağlarsam, cazibe merkezi haline gelirim ve insanları çekebilirim. İlgili bütün mevzuatı inceler, standartlar yönergesine uyardım. Mevzuat konusunu hiç kimseye havale etmezdim. Bu işe cidden niyetlendiğimde niyetimi etrafıma duyurur, alanında uzman ve beğenilen isimleri araştırır, bina hazırlığındayken bir taraftan da iş başvurularını görüşürdüm. Onlara vizyonumu, beklentilerimi anlatır, gerçekleştireceğim ve insanları heyecanlandıracak projelerimden bahseder, maddi ve manevi tatmin sağlayacak bu yolculukta yanımda yer almalarını teklif ederdim.

Rehabilitasyon merkezi olarak seçeceğim binanın çocukların oyun oynayabileceği, ailelerin dinlenebileceği genişliği sunan bir bahçesi olması şartını arardım. Çünkü bilirdim ki rehabilite sadece odada çocukla yapılan görüşme ve dersten ibaret değildir. Bahçede yalın ayak dolaşılabilmesi, çimin üstünde top oynanabilmesi, havuzdaki su sesinin dinlenebilmesi, rehabilite sürecinin lüzumlu bir yanıdır. Bahçe içerisinde insan dostu bir köpeğin, keyifle seyredilecek tavşanların yer almasını sağlardım. Bina içerisinde hidroterapi çalışmasının da yapılabileceği, bütün öğrencilerin istifade edebileceği küçük de olsa bir havuz inşa ettirirdim.

Merkezimde klimalara, plazma ekranlara, pahalı mobilyalara para harcayacağıma, ders materyali ve çalışanlarımın iş koşullarını iyileştirmeye yönelirdim. Çünkü tecrübemle öğrenmişimdir ki veliyi ve öğrenciyi çeken, pahalı ve cafcaflı görüntülerden ziyade çalışanların güler yüzü ve öğrencilerimin gelişimidir. Ben, buna odaklanırdım. Personelimin, çalıştıkları alandan mezun olmalarını göz önünde bulundururdum. Zor olan öğretmenlik mesleği içerisinde zorluğu en fazla olan özel eğitim alanında çalıştıklarını unutmaz, ilerleme kaydettikleri nispette mutluluk ve doyum kazanacaklarını hatırlatırdım. Bazen de, işyeri havasından sıyrılmaları ve kuruma bağlılıkları için organizasyonlar düzenlerdim. Kurumumda dedikoduya izin vermez, velilerin çalışanlar hakkındaki şikayetini çalışanımı dinlemeden sonuçlandırmazdım. Çocuğun gelişimi için ailenin katılımı ve ilgisinin önemini bilerek asla, “Bu söyleyeceklerimizi zaten biliyorlardır” demez, velilerimle aylık toplantılar düzenlerdim. Babaların da sene içerisinde en az 3 toplantıya katılmalarını sağlardım. Bütün sosyal hakları konusunda bilgi sahibi olmalarına çabalardım. Tüm bu çalışmalarda dışarıdan “uzman” diye bilinen birini çağırmaktansa kendi personelime görev verir böylece onların da gelişimine katkı sağlamış olurdum.

Kurumumun bekleme salonundaki panoda, doğum günü olanların resimleri ve hikayeleri yer alırdı. Veliler arasındaki sıcaklık ve dayanışmanın, kuruma bağlılık geliştirdiğini bilerek sene içerisinde en az 2 piknik - 2 gezi düzenlerdim. Rehabilite olduğunu gördüğüm çocuğun ailesine ilerlemeden bahseder,  destek eğitiminin devamı için devletten talepte bulunmazdım.

Velilerime karşı dürüst olur, uçuk hedefler vaat etmez, onları karamsarlığa da sevk etmezdim. Rehabilitenin tek taraflı olmayacağını bilerek aileye ev ödevleri verir, takibini yapar, çocuk okula devam ediyorsa okuluyla sıcak temas halinde olurdum. 

Destek raporu düzenleme pozisyonunda olan RAM personeliyle medeni ilişkiler çerçevesinde eğitime dair tavsiyelerine kulak verirdim. Aslında herkesin işini yapmaya çalıştığını bilerek kendimi hiçbir kurumla restleşme pozisyonuna sürüklemezdim. Yönlendirme ya da erkene randevu gibi talepleri hiç gündeme getirmez, ne karşı tarafı sıkıntıya ne de kendimi şaibeli duruma düşürecek işlere yönelmezdim. Tebessümün, açık sözlü olmanın ve insani yaklaşımın
Bu yazı toplam 5291 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02