• BIST 108.434
  • Altın 151,670
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 14 °C
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay

Bir dolu itiraz yükselir

Savaş KOÇ

 Değerli  Okurlar,

 

   Yaşam Yokuşundaki Savaş" a kendimizi öyle kaptırıyoruz ki asıl önemli olan birçok olayı unutuyoruz.

   Sakın ola ki yazımı, sizlere ders verme falan gibi algılamayın, benim kesinlikle bildiğim; Sadece sizlerden değil birçok çok çok insandan daha az şey bildiğimdir.

Bu yazımı üzerinize alınarak değerlendirmeyin, genelleyin ve etrafınıza bakarak değerlendirin.

İstanbul 2010 Kültür Başkenti Kapsamındaki bir kahve konuşmama daha başlamadan, muhalif olduğunu sonradan öğrendiğim birisi beni belediye görevlisi sanarak;

“ – Kardeşim! Senin anlatacaklarını biliyoruz .” dedi.

Ben de : “ – Bildiğinizi sanmıyorum.” Dedim ve SELAM konusunu işliyordum. “ –Siz ” dedim. “ Öyle inanıyorum ki, bu gün SELAM vermediniz, hatta iddia ediyorum, burada bulunan hiç biriniz bugün SELAM vermediniz.”

Bir dolu itiraz yükselir gibi oldu. Sonra bir kişi hariç geri kalanların Selam vermediği ortaya çıktı. Bu arada sizler içinde aynı soruyu soruyorum:

Büyük bir olasılıkla birçoğunuz hiç SELAM vermiyorsunuzdur.

Selam derken; günaydın, merhaba, gülümseme, good morning iyi akşamlar, vb. sözcükler dâhildir.

Bugün, bir çocuğa veya hiç tanımadığınız birine Selam verdiniz mi?

Cevabınız hayır ise Selam vermemişsiniz demektir. Tanıdığa Selam normal bir davranış asıl Selam örnek bir davranışla çocuğa veya tanımadığınız birine Selam vermektir.

Sizler Selamınızı verin, insanlık vazifenizi yapın gerisini unutun. Karşılık beklemeden yapın, karşılık beklediğinizde alış veriş olur. Ticaret olur.

 

Bu Dünya ya gelişimizin bir nedeni olduğu düşüncesindeyim.

Sizlerin de çok iyi bildiğiniz gibi, eğer bilgisayarlardan örnekleme yapmak istersek ortalama insan beyninin 500 terabyte  lık bir kapasitesi varsayılıyor. ( Ortalama 500 giga byte lık bilgisayarlardan 1000 Bin adet.) Bu kapasiteyi mümkün olduğunca randımanlı kullanabilmek için bir dolu eğitimler vb. alıyoruz.   Bu arada;

Yaşam yokuşundaki savaşımız tüm acımasızlığı ile sürmektedir.

Kapasitemiz ne olursa olsun kullanmada bir dolu engeller ve engellemeler var.

Engeller fiziksel, engellemeler ise düşünsel ve davranış biçimleriyle olabiliyor.

Tüm bu engeller ve engellemelerin üstesinden gelebilmek ayrı bir sanat, ayrı bir başarı.

Eğer üstesinden gelemiyorsak içimizde birçok eksiğimiz var demektir. 

Kendini yetiştirmiş veya yetişmişlerin, kendini elit sayanların, bu satırları okuyup anlayanların, özümseyenlerin neler becerdikleri veya becermeye çalıştıklarını, engelleri ve engellemeleri nasıl aşmaya çalıştıklarını tartışmaya açmak isterim.

Yaşam yokuşundaki savaşımızda;

Yaşlandıkça daha çok şey biliyor olmamızın yanı sıra daha çok şeyler yapmak durumunda olduğumuz halde maalesef vücut metabolizmamızın yavaşlaması, DHEA moleküllerinin ve büyüme hormonlarının neredeyse yok oluşuna doğru yol alışımızı düşünmek ve değerlendirmek zorundayız.

Aldığımız eğitimler, edindiğimiz tecrübeler mutlaka ama mutlaka bir değer yaratmalıdır.

Evrenin, İnsanlığın geleceğine bir şeyler katabilme zorunluluğumuz vardır.

Her şeyden önce bu çok önemlidir. Bir de işin bir başka boyutu vardır.

Eğer inanırsak, bu yaşam formumuza extra görevdeşlik katacak, bu yaşam formumuzdaki savaşımızı kolaylaştıracak bir düşünce:

Bu çabalarımız, bizim moleküllerimizin frekanslarında değişiklik yaratacak ve sırlar âlemindeki bir başka boyutta mutlaka özel bir yerimiz olabilecektir. Bu özel yer nedeniyle bu âlemdeki bildiğimiz, gördüğümüz, beraber yaşadığımız, sevdiğimiz canlı veya cansızlara yardımcı olabilme veya onlardan yardım alabilme olanaklarımız doğacaktır.

Yukarıda söylediğim gibi;

Diyelim ki sırlar âlemi ve bir başka form yok, yine de önemli ve yararlı, eğer varsa ki şahsen varlığına inanıyorum, kaymaklı ekmek kadayıfı.

“ Gençler bilebilse, yaşlılar yapabilse ” diye bir söz var. Artık bu söz sadece sözde kalmalıdır. İhtiyarlara sözüm yok, Allah onlara yardım etsin. İnsan yirmi yaşında bile hedefsiz, umutsuz, hevessiz ise  ihtiyar sayılır..

Yaşlılar da yapabilir.  Yaşlandıkça görevler artmaktadır.

En önemlilerinden biri; örnek olma görevidir.

Edinilmiş tecrübelerle Yapabilme Yöntemlerini oluşturabilmek gençliğe nazaran daha kolaydır. Sadece enerji eksikliği vardır Onu da giderebilmenin çareleri vardır.

Pazarlama ve farkındalık düşüncelerinden yola çıkarsak;

İnsan her durumda MOR İNEK olmaya çalışmalıdır. Üç aşağı beş yukarı aynı renk, şekil ve davranışa sahip yüzlerce sığır içerisinde,  şekil ve davranışı aynı bile olsa rengi aykırı olan, örneğin mor renkli inek, hemen dikkatleri üzerine çekecek, incelenmeye değer bulunacak, adeta bir mücevher gibi korunacak kollanacak, kesilmesi düşünülmeyecek, el bebek gül bebek beslenecektir. Ondan doğanların da ayrıcalıklı sertifikaları olabilecektir.

 

Peki Ne Yapmalı?  Diye kendimize bu soruyu sık sık sormalıyız.

Eriştiğimiz zaman bizi mutlu kılacak hedefe ulaştıracağını varsaydığımız,  sevdiğimiz işimiz olmalı ve onu en iyi şekilde yapmaya çalışmalıyız.  En iyi şekilde yapabileceklerimizi yazıp uygulamaya koymalıyız. Komplekslerimizden arınmalıyız. Özellikle zamanımızda her yaştan kişilerin, bir çocuğun bile bizden fazla bir şeyler bilebileceğini kabullenmeliyiz.

“ - Başkaları ne der? ” düşüncesinden, bizi kısıtlayan inançlardan arınmaya çalışmalıyız.  “ Olmaz! ” diye bir sözü unutmalıyız.

“ Olur, ama zaman alır, biraz fazla çaba göstermek gerekir. ” , “ Olması için başka ne yapmam gerekir? ”,“ Bu işi yapmam için yardımcı unsurlar nelerdir? ” diye düşünmeliyiz. Burada İsak Alaton" un;

“ Torunlarım için ceviz dikeceğim” yazısını anımsatırım.

Bu yazımda üzerinde durmak istediğim, en son söylediğim “ Yardımcı unsurlar ” meselesidir.

En önemli yardımcı unsur: “ TAKIM KURMAK ” tır. Yalnız başına başarı,  “ Olmaz! ” Diye olumsuzlama sözcüğü kullanmak istemiyorum ama mucizevî bir olaydır.

İnsanlık tarihine damgasını vuran her konuda,  Halifeler, havariler, dava arkadaşları vardır. Takım arkadaşları vardır. Evet !!!  İyi takım kuran, iyi oynar ve hedefe varır.

Yukarıda söyledim. Yaşlandıkça özellikle yaşama sevinci üzerinde rol oynayan DHEA molekülleri azalıyor. Kişisel olarak günde on bin adım atma egzersizi yanı sıra takıma,  hedefinizi benimseyen gençleri,  yaşlanmış ama genç ruhlu olanları, hedefinizi yayma konusunda hevesli olanları almanız gerekmektedir.

Cenap Şahabettin" in  “ – Menfaat toplumun çimentosudur.” Sözünü değerlendirerek, hedefe ulaşıldığında;  takım elemanlarının maddi ve manevi beklentilerinin de giderilebileceğine inandırılması gerekir.   

Ülkemizdeki bütün yerli firmalara bakın, çoğunlukla halen aile firmalarıdır. Yabancı kuruluşlar müesseseleşmişlerdir. Eskiler Vakıflar kurmuşlar. Dikkatinizi çekerim.

Vakıflar ve müesseseleşmede yaygınlaşma ve oturmuşluk toplumsal bir süreçtir, ben geleceğe yönelik olmasında, yarar gördüğümden bahsediyorum.

Okul ortamında hele öğretim görevlisi iseniz, fabrika ortamında hele üst düzey yönetici iseniz takım kurabilmek daha kolaydır. Daha halen keşfedilmeye hazır veya yaşamı kolaylaştırmaya hazır çok şey var ve bu bilgi dünyasında eskisinden daha kolay. İstemek ve harekete geçmek önemli. Anne olsanız, Baba olsanız, Dede olsanız, kayınvalide, büyük anne de olsanız, toplumun geleceğine yönelik, üretime yönelik yapılabilecek çok ama çok şey var. 

 

Yine çokbilmişlik yapayım; 

İnsan kendi kör noktasını göremeyebiliyor.

“ Yahu Kardeşim! Bu saatten sonra ne yapabilirim? ” derseniz. Mevcut durumunuzu anlatabileceğiniz güvendiklerinize danışın önerileri değerlendirin.

 

SONUÇ OLARAK;

 

TANIDIKLARINIZ ARASINDA DÜNYA ÇAPINDA OYUNCULAR VARDIR ANCAK BİR ARAYA GELİP ANTRENMAN YAPMAZ, BİREYSEL ÇALIŞIRSANIZ,

Bu gayya kuyusundan kara deliğe giderek, KAYBOLMAK İSTEMİYORSANIZ, ORTAK SAHADA ORTAK ÇALIŞMA YAPMANIZDA SAYISIZ YARARLAR VARDIR.

 

HER ŞEYİN GÖNLÜNÜZCE OLMASI DİLEKLERİMLE.

 

SAVAŞ KOÇ

Kimyager ODTÜ

PERPA İŞ ADAMLARI (PERSİAD)  BAŞKANI

 

Bu yazı toplam 13805 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02