• BIST 104.123
  • Altın 145,449
  • Dolar 3,4885
  • Euro 4,1695
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 23 °C
  • İstanbul’da 65 bin konut üretilecek
  • Engelli Gençler Girişimci Olmaya Hazırlanıyor
  • Vodafone Türkiye Baykuş Ödülleri’nde 5 ödül birden aldı
  • İstanbul’da 65 bin konut üretilecek
  • Engelli Gençler Girişimci Olmaya Hazırlanıyor
  • Vodafone Türkiye Baykuş Ödülleri’nde 5 ödül birden aldı

Beyaz ve sağlıklı dişler için

Beyaz ve sağlıklı dişler için
Sağlıklı dişlere nasıl kavuşabiliriz. Bir de beyaz olursa ne ala. 17 soruda dişleriniz hakkında herşeyi ögrenin.
Soru: Diş taşlarını temizletmek zararlı mı?
Cevap: Tabiki zararlı değildir. Hatta bu işlemi temel alan anabilim dalı dahi vardır. Diş taşları bütün dişeti hastalıklarının etken faktörüdür. Nihai itibarı ile ağızdan bilinçli ve ehil ellerce uzaklaştırılması gerekir. Ancak ''nasılsa diş hekimim temizler'' mantığı ile ağız hijyen uygulamalarından uzak durmak her işlemden sonra diştaşı birikimine çanak tutar. Önemli olan diş taşlarını temizletmek değil, dişleri temiz tutmaktır. Çünkü diş taşı temizliği kozmetik bir iş değil, bir tedavi biçimidir.

2 Soru: Hangi aralıklarla diş taşlarımı temizletmeliyim?
Cevap: Bunun bir periodu yoktur. Çünkü muayeneler ve kontroller arası geçirilen sürede amaç dişleri ve ağız dokularını temiz tutmaktır. Bunun yerine 6 ayda bir hekim kontrolü daha uygun bir öneri olacaktır.

3 Soru: Hangi diş macununu kullanmalıyım? En iyisi hangisidir?
Cevap: Diş macunu konusunda bir hekimin herhangi bir markaya angajmanı etik olmayacaktır. Zaten önemli olanda hangi macunla temizlik yaptığınız değil, mekanik temizlik prosedürlerini ne ölçüde yerine getirdiğinizdir. Hekimiminizin size marka önermemesi size bir şey kaybettirmeyecektir. Bilinen herhangi bir macun işinizi görecektir. Zira su ile yapılan fırçalamalar bile önemli ölçüde yeterlilik gösterebilir.

4 Soru: Diş ipi kullanmalı mıyım?
Cevap: Tabiki evet. Diş ipi bize en çok yardımcı oral hijyen araçlarındandır. Diş fırçası ile ulaşamayacağımız diş arası bölgeleri, çürüksel veya diş eti ile alakalı tüm hastalıkların genellikle başlangıç yeridir. Bilhassa çapraşık dişlerde durum daha da önem kazanır. Bu yüzden diş fırçalamaya ek olarak günde bir kere diş ipi kullanmakta fayda vardır. Not: Lütfen hangi diş ipinin size uygun olduğunu ve diş ipinin nasıl kullanılacağınızı hekiminize danışınız.

5 Soru: Dişlerimi ara sıra karbonat ya da tuzla fırçalıyorum. Doğru yapıyorum değil mi?
Cevap: Dişlerinizi temiz tutmak için klasik yöntemler dışında başka bir yönteme gerek yoktur. Hatta karbonat yada tuz gibi aşındırıcı maddelerin yanlış kullanımı, dişsel aşınmalara yada travma kaynaklı diş eti çekilmelerine sebebiyet verebilir. Uygun bir diş fırçası ve diş macunu ile yapacağınız metodik bir fırçalama alışkanlık haline getirilebilirse, bir diğer ispatsız yönteme gerek kalmayacaktır.

6 Soru: Dişeti hastalıklarını nasıl fark edebilirim? Bu hastalıkların ilk belirtileri nelerdir?
Cevap: Dişeti hastalıkları, kısaca dişi çevreleyen dokuların iltihabı olarak kabul edilir. Genellikle ağrı vermezler. Bu da; kişinin dişeti hastalığının farkına geç varmasına sebebiyet verir. Bu yüzden bu hastalığa sinsi bir hastalık dersek yerinde olur. Sağlıklı dişeti gül kurusu pembe renkte, diş üzerine sıkı sıkıya yapışık ve bıçak sırtı gibi keskin sonlanan, kanamasız ve şişkin olmayan yapıdadır. Sağlığın bozulması ile öncelikle renk kırmızımsılaşır, diş eti hafif şişkinleşir ve diş üzerindeki sıkı sıkıya tutunma özelliğini yavaş yavaş kaybeder. Diş üzerindeki tutunma bölgeleri bıçak sırtı formundan uzaklaşır. Ağız kokusu oluşmaya başlar ama herşeyden önemlisi fırçalarken ve /veya tükürürken yada sert bir gıda ıssırırken kanama baş gösterir. O vakit hastanın yapması gereken, derhal bir diş hekimi yada bir dişeti uzmanı ile kontakt kurmaktır. Aksi takdirde geri dönüşümsüz sonuçlar oluşabilir ve bu durum hastayı ve hekime güç durumda bırakır. Unutulmamalıdır ki dişi ağızda tutan, onu çevreleyen destek dokulardır. Destek dokuların kaybı dişin kaybı demek olacaktır.

7 Soru: Diş beyazlatmak zararlı mıdır?
Cevap: Aslında bu konu hekim camiasını da ikiye bölmüştür. Faydasına inanmayan hekimlerin yanısıra çalışmaların sonuç verdiğini ispat eden meslektaşlarımızda vardır. Biz Medikodent hekimleri olarak, diş beyazlatmanın uygun teknik,uygun ekipman ve uygun nosyon rehberliği ve uygun vaka seçimi kriterlerinin hepsinin aynı andaki beraberliğinde, başarılı olacağını kabul etmekteyiz. Çünkü sağlığın tanımı fiziksel,biyolojik ve ruhsal açıdan tam bir iyilik hali olarak yapılıyorsa, dişlerinin renginden memnun olmayan ve bunu kendisine problem kabul eden kişi sağlıksız sayılır.Bu tanıma uyan kişi için, diş beyazlatma bir tedavi biçimi olacaktır. Ancak kabul etmek gerekirse diş beyazlatma beklentisi ile kliniğimize gelen hastaların asıl sorunu boyayıcı maddelerle kirli görünen dişlerdir ve bunun tedavisi ise profesyonelce ama gayet rutin bir işlem olan diş taşı temizliği ve parlatmadır. Ve tecrübeyle sabittir ki, bir çok kişi için bu işlem en uygun tedavidir. Ancak yinede dişlerinin daha beyaz görünmesini isteyen kişilere vital bleaching dediğimiz yöntem uygulanabilir. Ancak hasta beklentileri gerçeklik sınırlarını aşmamalıdır. Diş beyazlatmada ütopik beklentiler karşılanamaz ve memnuniyetsizlik oluşur. Buna ilaveten örnek verecek olursak; çaydan gördüğümüz zarar kadar yada tv seyrederken aldığımız radyasyon kadar minimal bir zararı göze almak gerekir ve herşeye rağmen uygun şartların varlığında diş beyazlatma yapılabilir. Ve başarılı sonuçlar almak hiçde zor değildir.

8 Soru: Beyaz dolgu mu daha iyidir, siyah dolgu mu?
Cevap: Dolgu maddesini seçerken diş hekimleri maddenin arka dişlerde çiğneme basıncına dayanabilmesini; ön dişlerde mümkün olduğunca fark edilmemesini; dişin pulpasına zarar vermemesini göz önüne alırlar. Siyah renkli amalgam dolguların sızdırmazlığı, çiğneme basıncına dayanıklılığı, uzun ömürlü oluşu avantajlardır. Dezavantajları ise estetik açıdan olumsuz rengi, kimyasal sertleşmesi ve nadir de olsa içeriğindeki cıvaya olan alerjidir. Beyaz renkli kompozit dolguların avantajları estetik başarı, fark edilmemesi ve ışınla sertleşmesi (sertleşmesi kısa zaman alır 2 saat gibi bekleme süresi gerekmez). Dezavantajları ise sızdırmazlığı amalgam kadar başarılı değildir,ömrü daha kısadır ve daha pahalıdır.Estetik kaygı çok önemli olmadıkça dolgu seçiminin tercihi diş hekimine bırakılmalıdır.

9 Soru: Dişlerimin uçları aşınmış gibi duruyor. Sizce nedeni nedir? Ne yapmalıyım?
Cevap: Sebebi diş gıcırdatma ve/veya diş sıkma alışkanlığıdır. Bruksizm (diş gıcırdatma) genellikle uyku esnasında oluşan güçlü çene hareketlerinin neden olduğu çeneleri sıkma, dişleri gıcırdatma olayıdır. Genellikle bu alışkanlığa sahip bireyler bundan habersizdir. • Diş gıcırdatmanın sebepleri; stres ve Malokluzyon (dişlerin diziliş ve sıralanışındaki bozukluklar) dır • Diş gıcırdatması sonucu ağız ve dokularında şu belirtiler görülebilir: Dişlerin çiğneyici yüzünde oluşan aşınma; Dişlerde kırılma; Dişlerde aşırı hassasiyet; Diş etinin geriye çekilmesi ve genellikle bununla birlikte oluşan dişin boynunda diş eti hizasında oluşan çentik şeklindeki aşınmalar; Dişlerde sallanma; Yanaklarda irritasyon (tahriş) ; Kas ağrısı; Baş ağrısı; Çene ekleminde ağrı. • Tedavi: Diş hekimi tarafından uygulanan "gece plağı", diş gıcırdatması semptomatik tedavisinde kullanılan en önemli araçtır. Bunun yanında bazı ek tedaviler de gerekmektedir. Stres terapisi; Rahat uyumayı sağlayıcı önlemler, Hatalı yapılmış diş dolgusu ve kaplamaların yenilenmesi, Eksik olan dişlerin yerine koyulabilmesi için protez uygulamaları.

10 Soru: Benim diş problemim irsi, birçok dişimi bu yüzden kaybettim. Kalanları çektirip diş yaptırayım diyorum. Sizce nasıl olur?
Cevap: Yapılan araştırmalara göre %30 oranında genetik bir yatkınlık vardır. Ayrıca ağız bakımının kötü olması ile başta dişeti hastalığı olmak üzere tüm çürüksel faaliyetlerin gelişme olasılığı 6 kat daha artar. Ailede dişeti problemi yada çürüğe yatkınlık olan bir kişi var ise dişlerinizi kaybetme durumu ile kalmamak için mutlaka bir dişhekimine muayene olunuz.

11 Soru: Dişetlerim sıkça kanıyor, acaba neden?
Cevap: Diş eti hastalıklarının ilk ve en önemli belirtisi dişeti kanamasıdır. Dişetlerinde renk, şekil bozuklukları ve ağız kokusu ile kendini daha da belli eder. Sağlıklı dişeti gülkurusu açık pembe renktedir. Dişe ve kemiğe sıkıca yapışmış olup, portakal kabuğuna benzer parlak - pütürlü bir görünümü vardır. Dişeti hastalığının temel nedeni bakteri plağı denen dişe sıkıca tutunmuş, yapışkan saydam bir tabakadır. Tırnağınızla dişinizin üzerini kazıyarak plağı fark edebilirsiniz. Bakteri plağı kaldırılmazsa sertleşir ve diş taşı ya da tartar olarak isimlendirilen birikintiler oluşur. Plaktaki bakteriler tarafından üretilen toksinler (zararlı maddeler) dişetlerine zarar verir. Toksinler dişetlerinin etrafındaki destek dokularını yıkar, dişlerden uzaklaşır, oluşan periodontal ceplerde daha fazla bakteri plağı birikir. Periodontal hastalık geliştikçe cepler daha da derinleşir. Bakteri plağı dişlerin açığa çıkmış kök yüzeylerine yapışır. Dişlerin kemik desteği yok olur ve tedavi edilmeyen dişler sallanmaya başlar ve sonunda çekilmek zorunda kalırlar.

12 Soru: Süt dişleri zaten düşecek neden dolgu yapalım ki?
Cevap: Tedavi edilmeyen süt dişi çürükleri, ağrı, kötü koku, çiğneme zorluğu, beslenme bozukluğu ve çirkin görüntüye yol açar. Bu dönemdeki tedavi edilmeyen diş bozuklukları, ileride diş çarpıklığı, çene gelişiminde bozukluk ve genel sağlık problemlerine (romatizmadan kalp rahatsızlıklarına kadar) sebep olabilecektir. Dolayısıyla süt dişlerindeki çürükler, "nasıl olsa yerine yenileri gelecek" yanılgısına düşmeden tedavi edilmelidir. Süt dişlerindeki çürükler; ağrı ile çocuğun çok küçük yaşlarda tanışmasına ve gelecekte bazı fobileri olmasına neden olabilir. Ayrıca bu çürükler süt dişlerinin çok erken kaybına neden olabilir ve bu da süt dişlerin daimi dişlere sürme rehberliği yapmasına engel olur.

13 Soru: Çocuğumu hangi yaştan itibaren size getirmeliyim?
Cevap: Bebek 6–8 aylıkken. (yani ilk dişler ağızda göründüğünde) temizleme işlemi başlamalıdır. Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce dişleri (en azından çiğneme yüzeylerini) temiz bir tülbent ya da gazlı bezi ıslatarak silmek, temizlemek yerinde olur. Diş fırçası kullanımına ise çocuğun arka dişlerinin çıkmasından sonra (ortalama 2,5 - 3 yaşında ) başlanması uygundur. Okul öncesi çocuklarda diş fırçalama için bir teknik uygulatmak çok zordur. Bu yaşlarda önemli olan, çocuğa diş fırçalama alışkanlığı kazandırmaktır. Çocuklar diş fırçalarken çoğu zaman dişlerin görünen ya da kolay ulaşılan yüzlerini fırçalar. Oysa çürüklerin önlenmesi için dişlerin ara yüzleri ve çiğneyici yüzeylerini çok daha iyi temizlemek gerekir. Bu nedenle fırçalamadan sonra anne-babanın kontrolü iyi olur.

14 Soru: Dişlerimdeki lekelenmelerin nedeni nedir?
Cevap: 1-İçten gelen renklenmeler: Travma, uygun yapılmayan kanal tedavileri, amalgam dolgular, çocukluk dönemindeki süt dişi iltihaplanmaları, tetrasiklin lekelenmeleri, aşırı flor alımına bağlı renklenmeler. 2-Dış faktörlere bağlı lekelenmeler: Ağız hijyeni iyi olmayan hastalarda görülen renklenmeler, sigara, tütün, puro renklenmeleri, uzun süre “klorheksidin” gargaralarını kullananlarda sarı-kahverengi lekeler, yaşlanmayla beraber görülen lekelenmeler.

15 Soru: Ağzım çok çabuk kuruyor. Sizce nedeni nedir?
Cevap: İşte nedenler: • Biyolojik yaşlılık: Bu etkili bir faktördür, tek başına etkili değildir. • Sistemik hastalıklar: Romatizmal hastalıklar(Sjogren's sendromu), Bağışıklık sistemi hasarı (AIDS), Hormonal bozukluklar (Şeker hatalığı), Nörolojik bozukluklar (Parkinson) • Çiğneme kabiliyetinin azalması: Eğer beslenme alışkanlıklarınızda sıvı ve yumuşak gıdalar ağırlıktaysa çiğneme fonksiyonu azalır. • Tükürük bezlerinin cerrahi olarak çıkarılması • Radyoterapi: (Radyasyon tükürük bezlerinde kalıcı hasar yapar) • İlaçlar: (400'ün üstünde ilaç türü ağız kuruluğu yapar: dekonjestanlar, diüretikler, tansiyon ilaçları antidepresanlar, antihistaminikler) • Kafein ve alkol tüketimi

16 Soru: Ağız kokusunun nedenleri nelerdir?
Cevap: Ağız kokusunun sebebi ölü bakterilerin atık maddesi olan ve volatile sülfür adı verilen bir gazdır. Nefeste oluşan kötü koku büyük oranda ağız içi kaynaklıdır. Ağız içi bir enfeksiyon, ilerlemiş bir dişeti hastalığı ya da sadece ağız içinde birkaç saatten fazla kalmış gıda artıklarına yerleşen bakteriler kokuya sebep olurlar. Kokuya sebep olan diğer sistemik problemler ise: Tonsilit, akciğer iltihabı, sinüzit, şeker hastalığı (aseton kokusu), mide bağırsak hastalıkları, böbrek yetmezliği (balıksı koku), karaciğer ve metabolizma bozukluklarıdır. Ağız kokusunun öncelikle sebebi teşhis edilmeli ve buna göre tedavisi yapılmalıdır. Ağız içi kaynaklı kokularda yapılması gerekenler ise Tüm çürükler tedavi edilir. Diş eti hastalığı tedavi edilir. Cepler ve diş taşları elimine edilir Gömülü ve yarı gömülü 20 yaş dişleri çekilir

17 Soru: Yarın çocuğumu size getireceğim gelmeden önce yapmam gereken bir şey var mı?
Cevap: Kahvaltısını yaptıktan sonra dişlerini fırçalatıp öyle getiriniz. İğne, ağrı, diş çekimi gibi durumlardan bahsederek korkutmayınız. Çocuğunuzun uyku saatini randevu zamanına denk getirmeyiniz.

Medikodent
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • İnsan Beyninin DNA'sı çözüldü02 Haziran 2007 Cumartesi 16:30
  • Sıcaklarda kalp sağlığına dikkat02 Haziran 2007 Cumartesi 16:26
  • Nargile, sigara kadar tehlikeli29 Mayıs 2007 Salı 22:22
  • Pekmez bebek için mucize29 Mayıs 2007 Salı 19:07
  • Süt vücut direncini arttırıyor28 Mayıs 2007 Pazartesi 22:19
  • Sivilceye karşı birebir28 Mayıs 2007 Pazartesi 22:14
  • Şeker hastalığı gençleri seviyor28 Mayıs 2007 Pazartesi 13:47
  • Kulağınıza dikkat27 Mayıs 2007 Pazar 15:24
  • Şeker gençleri vuruyor..26 Mayıs 2007 Cumartesi 17:50
  • Enginar önemli besin kaynağı26 Mayıs 2007 Cumartesi 14:35
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02