• BIST 108.434
  • Altın 151,670
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 14 °C
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay

Asıl Özür: Toplumsal Özürlülük

Ahmet Yavuz

Bu ana kadar tüm yazılarımı özel eğitim, rehabilitasyon merkezleri, meslek elemanları gibi konular temelinde özürlülük alanında yazdım. Ama aslında asıl dikkat edilmesi gereken asıl büyük özürlülüğü atlamışım, şu aralar çok fazla ihtiyacımız olduğunu düşündüğüm bu konuda bir şeyler yazmak istedim. En büyük tehlike, TOPLUMSAL ÖZÜRLÜLÜK…

 

            Eski Türk tarihine de, Türkiye Cumhuriyeti tarihine de baksak bazı önemli şahsiyetlerin şüpheli olarak ortadan kaldırılması hep hafızalarımızdadır. O kadar eskiye gitmeden bizim yaşımızdakilerin hatırlayacakları birkaç olay, bu olaylar karşısında tepkisiz kalmamız ya da çok kısa bir süre sonra unutmamız başta söylediğim Toplumsal Özürlülükten kaynaklanmaktadır.

 

            Şimdi bir bakalım yakın tarihimizde neler olduğuna;

 

Tarih 17 Ocak 1993… Bu tarihle ilgili kitaplar şöyle yazar: Orgeneral Eşref BİTLİS, henüz çözümlenmemiş bir şekilde uçağının düşmesi sonucu hayatını kaybetti. Onun, daha bir ay öncesinde uçağı çekiç güç uçakları tarafından taciz edilerek inişe zorlanmıştı. Arkasından,  uçağın üreticisinin mümkün değil demesine rağmen uçağın motorlarının donması sonucu düştüğü açıklandı. Ve kafalarda hep soru işareti kaldı, çünkü Eşref Bitlis bir şeylere karşı gelmişti. Bazı güçlerin Türkiye için dostluktan öte zarar verdiklerini söylemişti.

 

Tarih 5 Şubat 1993… Haber bültenlerine acil bir haber gelir. Adnan KAHVECİ, Bolu Gerede yakınlarında yapımı devam eden otoyolda ters şeride girerek geçirdiği trafik kazasında eşi ile beraber hayatını kaybetti. Belkide Güzel Ülkemin görüp görebileceği en temiz maliye bakanı, yoldaki uyarı levhalarının yanlış ( ! )  yerlere konulması sonucu ters şeride girerek hayatını kaybetti. Adnan Kahveci şimdilerde birilerinin adına açılım dediği çalışmayı 1992 yılında yapmış, bunun ancak ekonomik refahla mümkün olacağını, bunun olabilmesi için de dost bildiğimiz bazı müttefiklerden bağımsız hareket etmemiz gerektiğini söylemişti. Ki bu rapor halen Devletin kasalarında saklıdır.

 

Tarih 17 Nisan 1993… Cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL geçirdiği rahatsızlık nedeni ile hayatını kaybetti. Ne kadar kolay değil mi? Rahatsızlandı ve öldü… Onun öncesinde Türk Cumhuriyetlerini gezmiş bizim müttefiklerimizin ( ! ) rahatsız olacağı bir oluşumun temelini atmaya hazırlanıyordu. Belki de tüm dünyaya meydan okuyacak bir ekonomik güç doğacaktı. Ama geçirdiği bir rahatsızlık sonucu hayatını kaybetti.

 

Tarih 22 Ekim 1993… Tuğgeneral Bahtiyar AYDIN suikast silahı ile öldürüldü. Önce çatışmada öldü denildi ancak bir süre sonra suikast silahı ile öldürüldüğü itiraf edildi. Bahtiyar Paşa doğu sorununun salt silahla çözümlenemeyeceğini bu sorunu çözmek için dış müdahalelerin engellenmesi gerektiğini düşünüyordu. Ve öldü…

 

Tarih 21 Kasım 1999… Gaziantep Milletvekili Mehmet Bedri İNCETAHTACI geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. Susurluk komisyonu üyesiydi, komisyon raporlarında ve yaptığı çalışmalarda bir şeylerin kokusunu almıştı.Ve tam bağımsızlık için müttefiklerimizle olan ilişkilerimizin gözden geçirilmesi gerektiğini her fırsatta söylüyordu. Geleceği parlak dürüst bir siyasetçi olarak görülüyordu. Ama geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti.

 

Sadece bunlar mı? Tabi ki de hayır. Hafızalarımızı yokladığımızda Diyarbakır için halen ekol olan Emniyet Müdürü Gaffar OKKAN, Ahmet Taner KIŞLALI, Uğur MUMCU,  Hablemitoğlu, Abdi İPEKÇİ ve daha niceleri…

 

Hayatı bir suikastla sona erenlerin ya da ölümü şüpheli olanların hep bir ortak yanı vardı. Bizi bize bırakın, müttefiklerinizi gözden geçirin ve Ülkemizin Atatürk" ün gösterdiği hedefe gelebilmenin tek yolu kardeşlik diyorlardı. Hiç birimizin toplumsal özürlü olmaması için çalışıyorlardı. Söylemleri ister sağ olsun ister sol, ister siyasi olsun ister askeri ama hep Güzel Ülkemde güzelliği tahsis etmeye çalışıyorlardı. Düşünce özürlü insanlar olmamamız için çalışıyorlardı.

 

Şimdilerde özürlülerin eğitimleri ile uğraşan kafalar bir zamanlar da toplumsal özürlülüğün önüne geçmeye çalışan insanlarla uğraşmışlardı. Tüm özür gruplarında işi ehline verirseniz her zaman bir şeyler yaparsınız ama TOPLUMSAL ÖZÜRLÜ olmamak şartıyla. Eğer bir halk toplumsal özürlü ise işte asıl tehlike o zaman başlıyor.

 

Toplumsal Özrü olmayan bir ülke dileği ile…

 

Ahmet YAVUZ

Sosyal Hizmet Uzmanı

ahmetyavuz27@mynet.com

Bu yazı toplam 7381 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02