• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 13 °C
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin
  • Özel Olimpiyatlar Ulusal Oyunları Başladı
  • Vestel'den Görme Engelliler İçin Akıllı Baston
  • KAGİDER: Müftülere nikah yetkisini geri çekin
  • Özel Olimpiyatlar Ulusal Oyunları Başladı

ANLAMAK BİR YETENEK İŞİ

Metin Şekerci
Dünya da ve ülkemiz de hergün yeni gelişmelere şahit oluyoruz. Ortadoğuda ki gelişmeler nasıl sonuçlanır bilmiyorum ama Türkiye'nin o kaosatan etkilenmemesi en büyük dileğim. Bir takım çevreler iktidar partisini göndermek için bazı açıklamalarda bulunmaya başladı, örneğin sokak sokak direniş çağrıları gibi; ne tesadüftür ki tamda bu ortadoğuda ki kaynamanın arkasından, acaba bir yerlere mesajmı gönderilmek isteniyor. Ya kardeşim sizler iktidara geleceksiniz diye koskoca ülkeyi nasıl maceraya atarsınız? Bu düpedüz ben kazanayım gerisi ne olursa olsun mantığıdır. Bir kaç ay sonra ülkemizde genel seçim olacak, partiler artık son kozlarını oynayacak. Bir takım vaatlerde bulunacaklar, hatta hiç olmayacak vaatler duyabiliriz. Burada en büyük görev vatandaşa düşüyor gelecek nesilleri düşünme adına bu ülkenin menfaatleri neyi gerektiriyorsa ona göre hareket edecektir.
 
      Gazetecilerin tutuklanması son günlerde basın özgürlüğünü yeniden gündeme getirdi. Bu suni bir gündem mi? yoksa gerçekten böyle bir sorun varmı? Aslında bu tutuklanan gazetecinin ideolojik görüşüne göre değişiyor. Mesela, daha muhafazakar ve dini motifleri ön planda tutan bir gazeteciyseniz ve tutuklanıyorsanız basın özgürlüğünde bir sıkıntı yok; ama "ulusalcı, kemalist ve sol görüşlü olursanız tutuklanırsanız işte o zaman basının özgür olduğu söylenemez. Basının görüşü ve ideolojisi ne olursa olsun şiddet ve teröre bulaşılmadığı sürece düşüncelere ambargo koyamazsınız. Ama ülkemizde basın ikiye bölünmüş durumda birinin ak dediğine diğeri kara diyor. Hepimiz aynı geminin içindeyiz birilerine şirin gözükme adına doğruları görmemek olmaz. Gazewtecilere açılan davaların sonuçlarını beklemek gerekir diyeceğim ama yargının hali ortada ne isa ya yaranabiliyor nede musa ya.

        Bir de şu ergekon ve balyoz davasına değinmek istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti'inin kanunları nasıl bir kanun? Karşıt görüşlü iki hukuk adamı aynı dava ile ilgili farklı farklı değerlendirmeler yapıyor. Birinin ak dediğine diğeri kara diyor; herkes kendince haklı bizler ise vatandaş olarak ekranda kileri salak salak dinliyoruz. Kanunlardan ve yasalardan pek anlamam ama anladığım bir şey var, o da bizim kanunlarımızın lastik gibi istediğin yere çekilebilen bir yapısının olduğu, herkesin nasıl işine gelirse öyle yorumladığı bir iştihattır.
 
      Bana birileri anlatsın ergenekon ve balyoz davaları TCK kanunlarına uygunmudur değilmidir? Yıllarca okumuş adeta kanunları madde madde yutmuş insanlar ekranlara çıkıyor hayır efendim bu bir hukuksuszluktur diyor bir diğeri ise olurmu efendim bunlar TBMM ne ve MİLLETE ihanet planlarının cezalarını çekiyorlar diyor. Her iki hukuk adamı da kanunlar dan maddeler okuyarak birbirine cevap veriyor. Hangisinin okuduğu madde yanlış bizler bilmiyoruz ama o arkadaşlar pardon (hukuk adamları) diyecektim onlar çok iyi anlıyorlar. Birde diyorlar ki efendim yargıda olan bir dava hakkında yorum yapmak savcıları eleştirmek işte TCK nın şu maddesine göre suç teşkil ediyor. O halde neden ekranlar da bu konular hala tartışılıyor? Neden hiç bir savcı bu ekranlara yasak getirmiyor? Demek ki kanunlar herkese farklı uygulanıyor. Her gelen iktidar bunu kendine göre ayarlayabiliyor. Bu ülke vatandaşları öyle bir kanun istiyor ki, herkese eşit yakınlıkta ve uzaklıkta olsun. Kanunlar ideolojik olamazlar görüşü ve düşüncesi ne olursa olsun herkese aynı uygulanmalıdır. Vicdanlara ve düşüncelere pranga vuramazsınız. Ama maalesef günümüzde neredeyse düşünemez hale geleceğiz.
                

       Televizyonda ki bazı tartışma ve sohbet programlarını takip ediyorum, programa katılan bu insanlar genelde okumuş kültür seviyesi yüksek elit tabaka dediğimiz kişiler,  (gazeteciler, yorumcular,ekonomistler ve hukukçular) ekrana çıkıp bu ülkenin sorunlarını masaya yatırıp çözüm bulmak arayışına girecekleri yerd, sorunları iyice çözülemez hale sokuyorlar. Benim kafam onlar kadar çalışmaz ama en azından neler doğru yapılıyor neler yanlış gidiyor onları kavrayabiliyorum. Bir de ekranlara çıkıp ahkam kesmeleri yokmu beni deli ediyor.    
 
        Dervişin biri hastalanır ve doktora gider. "Ne şikayetin var?" diye soran doktora derviş, "hiç" diye cevap verir. Doktor ısrar eder fakat bir türlü cevap alamaz. Sonunda yanındaki derviş arkadaşı devreye girerek "doktor bey siz ona öyle değil de, neren ağrıyor?" diye sorun gereken cevabı alırsınız diyor. Allah"tan gelen her şeyi kabullenip şikayet edilmemesi gerektiği düsturunu alan dervişin meramını anlatması ancak böyle mümkün oluyor.


İmdi bu kıssadan günümüzde alacağımız hisseye gelecek olursak; öncelikle birbirimizi anlama noktasındaki sıkıntılarımızı yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor galiba.     
 
      Birbirimizle yaşadığımız iletişim bozuklukları yüzünden nice yılları heba ettik. Birileri birleşmek adına sınırlarındaki duvarları yıkıp atarken, biz zihnimizde birbirimize karşı nice duvarlar inşa ettik.
Oluşturduğumuz korku imparatorlukları üzerinden birbirimize önyargıyla baktık, hep dışladık, ötekileştirdik. Kendimizi ve bizim gibi düşünenleri merkeze alıp diğerlerini taşranın yaramaz çocukları ilan ettik. Kimileri din üzerinden "Nuh"un gemisi" rolünü üstlenirken, kimileri de Atatürkçülük ve laiklik üzerinden "asli unsur" görevini üstlendi.
Birileri bu ülke, insanına "cambaza bak" oyununu oynatarak fena halde karıştırdı ve kendi saltanatlarını sürdürmek adına her şeyi göze aldılar. Aslında aynı şarkıyı farklı dillerde söyleyen bu insanlar kamplara bölünerek ayrı dünyaların insanları gibi gösterildi.
  ALLAH'ın selamı üzerinize olsun.
 
 
METİN ŞEKERCİ
Özürlüler Gazetesi
İç Anadolu Temsilcisi
 mserci@poed.org
Bu yazı toplam 2848 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02