• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 4 °C
  • Ampute Futbolun Çocukları Geleceğe Isınıyor
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • Ampute Futbolun Çocukları Geleceğe Isınıyor
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi

Ankara'nın Garına Bak!..

Ahmet Bağbekleyen
Gözlerinizi kapatın ve kendinizi keyifli bir yolculuğa çıkarın.
Çoktan beri istediğiniz ama fırsat bulamadığınız Ankara"ya TCDD"nin Fatih Ekspresinin 23.30 treni ile gitmek üzere gara geldiniz. Tren gara yaklaştığında binmek üzere kapıya yaklaşıyorsunuz. İlk hayal kırıklığınız başladı bile trenin kapısı ve merdivenler engellilerin kullanımına uygun değil. Aklınızdan birde tekerlekli sandalye kullanıyor olsaydım diye geçirip zorda olsa trene bindiniz. Ara koridorlardan geçerek yerinize buldunuz ve oturdunuz. Herkes yerleştikten sonra tren zamanında hareket ediyor. Koltuklar rahat ve siz yolculuğun tadını çıkarmak üzere biraz uyumak istiyorsunuz.
Tam dalmak üzeresiniz ki o sırada arkanızda bulunan kadının öküzü (pardon cep telefonu demek istedim) bağırmaya başlıyor. Neyse ki konuşma fazla uzun sürmüyor. Yine tam dalacağının sırada bu sefer kadının çocuğu feryat figan ağlamaya başlıyor.Çaresiz kısmet deyip katlanmanız gerekiyor, zira başka çareniz yok. Sabaha kadar bir kadının telefonu, bir çocuğun ağlaması, arada bir kadını çocuğu susturmak için klasik anne yöntemi ile dövmesi ile yolculuğunuz tatsız bir biçimde 07.30 da son bulur.
Trenden inersiniz ve gar çıkışına doğru hareket edersiniz. Birinci çıkışa geldiğinizde birden bire merdivenlerin başında kala kalırsınız. Merdivenlerin yanındaki %40-50 derece açılardaki rampaları gördüğünüzde nevriniz döner. O rampalardan tekerlekli sandalye indirmek mümkün olmadığı gibi kaygan zeminden dolayı ayakta bile durmak mümkün değildir.Bu arada yanınıza bir beyefendi gelir ve bu durumu çeşitli zamanlarda şikayet olarak kuruma ilettiklerini anlatır ve şaşırmaya devam edersiniz. Beyefendinin konuya ilgisinin bir engelli kuruluşunun başkanı olduğundan olduğunu daha önce yaptığı şikâyet dilekçesinin bir örneğini size verdiğinde anlamış olursunuz. Çıkışa doğru tekrar yöneldiğinizde garın birkaç noktasında daha aynı şekilde yapılmış rampalar çok canınızı sıkar iken, yanınıza yaklaşan bir başka kişinin aslında rampaların valiz indirmek için yapıldığını söylemesi ile iyice moraliniz sıfırlanır. Bir valiz kadar bile kıymetinizin olmadığını düşünürsünüz.
Kendi kendinize acaba 21.yy da bu mimarlık harikası planı kim çizdi, hangi inşaat ustaları yaptı, hangi kurum denetlemelerini yaptı ve hangi kurum açılmasına izin verdi.Bütün gelişmiş toplumlara da garların medeniyet göstergesi olduğunu varsayarsak Türkiye"nin başkentinde var olan bu ayıbı acaba nasıl açıklarız.
Yolculuk başladığından beri yaşamış olduğunuz bu sorunların her gün binlerce engellinin beklide daha ağır şartlarda etkilendiğini düşünürsünüz. Aslında sizi en çok üzen şeyin bu sorunların varlığı değil yok sayılmak olduğunu fark edersiniz.
Ve içinizden Ankara"nın Garına Bak demek gelir.
Ha unutmadan: Tüm bunları yok sayanlara 2012 Temmuzunun yaklaştığını ve 5378 sayılı yasa gereğince tüm bu olumsuzlukların düzeltilmemesi halinde yetkililer hakkında gerekli tazminat ve ceza davalarının açılacağını sayın yetkililerle buradan hatırlatmak istersiniz sanırım.
Gözlerinizi açın ve bunların bir şaka olduğunu düşünün.
Saygılarımla
Ahmet BAĞBEKLEYEN
15.07.2010
Bu yazı toplam 5117 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02