• BIST 107.303
  • Altın 152,979
  • Dolar 3,7134
  • Euro 4,3645
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 15 °C
  • 'Cumhuriyet' için kulaç attılar
  • Unlara Folik Asit Vitamini Eklenmesi Yasal Zorunluluk Olsun!
  • ALİ AĞAOĞLU’NDAN AMPUTE MİLLİ FUTBOL TAKIMINA JEST
  • 'Cumhuriyet' için kulaç attılar
  • Unlara Folik Asit Vitamini Eklenmesi Yasal Zorunluluk Olsun!
  • ALİ AĞAOĞLU’NDAN AMPUTE MİLLİ FUTBOL TAKIMINA JEST

AKLI KULLANABİLMEK !

Metin Şekerci
ALLAH'ın selamı üzerinize olsun.
            
              Değerli okurlarım, bugün sizlere farklı bir olaydan söz etmek istiyorum. Yaşadığımız yeryüzünde çeşitli sıkıntılar ve telaşlar arasında asıl yapmamız gerekeni yapmadığımızın farkına vardım.
            
             Örneğin; bizi yaratan ALLAH'ı sadece sıkıntılarımızda veya mubarek aylarda birde kandillerde kısaca anar dua eder geçeriz. Bu durum maalesef toplumun büyük bir kesiminde böyle, ama asıl yapmamız gereken nedir? Zora düştüğümüzde değil, bilakis rahat olduğumuz zamanlarda da "yüce yaratana" her zaman şükranlarımızı sunmalıyız diğer deyişle şükür etmeliyiz. Çünkü bizleri yaratan yüce RABBİ'mizin rahmeti o kadar çoktur ki bizler layıkıyla ALLAH'a bağlanır kalbimizi ona teslim edersek bilin ki ne dualarımız nede yakarışlarımız karşılıksız kalmaz. Ama bizler ne yapıyoruz, dara düştük mü hemen yarısı isyankar yarısı dua ile karışık yalvarışlarımız oluyor bunu yaparken aslında kendimizi kandırıyoruz gerçek teslimet bu değil! Bir parti liderine, tuttuğumuz takıma çocuğumuza, sevdiklerimize ve daha önemlisi leylaya verdiğimiz önemi MEVLAYA vermiyoruz.
            
            Buradan yola çıkarak, şayet başımıza bir dert bir sıkıntı geldiği zaman bunlar neden benim başıma geldi? sorusunu başkalrından önce kendimizie sormalıyız. İnsan kendisi ile muhasebe yamaz ise hataları hep başkalrında ararsa hayatı boyunca hata yapmaya mahkumdur.  Toplum olarak suçluyu hep başka yerde ararız hata yapanın genelde hiç suçu olmaz, evli bir adam başka bir kadına aşık olur yuvasını yıkar, sebebini sorarsanız "ya kardeşim benim hanımda istediğim gibi değil" gibi sudan sebepler öne sürer, halbu ki, acaba ben eşimin isteklerine göre hareket edebiliyormuyum diye kendi kendine sorsa olaylar daha farklı gelişir. Böyle bir düşünce koskoca bir imparatorluğun yıkılmasına sebep olmuştur ,evet OSMALI İMPARATORLU'ğu bu düşünceler doğrultusunda yıkılmıştır, tarihi açar okursanız o sürecin nasıl geliştiğini bir kadının esiri olan padişahın koskoca bir imparatorluğu ne hallere düşürdüğünü görürsünüz. Anlatmak isteğim şu, hatayı önce kendimizde arayacağız, eğer öyle yaparsak inanın bir daha ki sefere hatalarımızın asgariye indiğinin farkına varırsınız ki, bu durum yaşadığımız dünyada ki zorluklarla daha az karşılacağımız anlamına gelir.
             
             ALLAH bizleri yaratmış ama hayvanlar gibi boş bırakmamış bizlere en en değerli hazineyi yani aklı vermiş, peki bizler onu yeterince kullanabiliyormuyuz? Tabi ki hayır, bunu anlamak için sadece bir günümüzün nasıl geçtiğine bakmamız gerekiyor, evet  insan bir gününü aklını kullanarak geçirse inanın o gün onun için hem maddi hem de manevi anlamda pozitif geçecektir.  Gelin yarından tezi yok aklımızı tam manasıyla kullanmaya başlayalım, ama kimsenin etkinde kalmamak kaydı ile, ALLAH'a gönülden bağlanalım işte aklı olumlu kullanmanın birinci yolu budur.
Daha sonra aile fertlerine, yani varsa annemize, babamıza, eşimize ve çocuklarımıza karşı olan sorumluluklarımızın farkına varalım. Daha sonra komşularımıza, arkadaşlarımıza ve topluma karşı olan görevlerimizin ne olduğunu iyi irdelemek. Bütün bu saydıklarım bir insanın yapması gereken olağan davranışlardır, ama millet olarak öyle bir hale geldik ki toplumun geneli o kadar dejenere olmuş ki bu tür davranışları gördüğümüz zaman hayretle karşılıyoruz.
Sizcede tuhaf değilmi?
        
           Tüm bu yazdıklarımı toparlarsak insan önce yapması gerekeni yapacak önce kendisini yoktan var eden ALLAH'a ne kadar değer veriyor onu gözden geçirecek sonra yaratılana karşı olan sorumluluğunu yerine getirecek, inanın o zaman yaşadığınız yer mekan neresi olursa olsun, o kadar huzurlu yaşarsınız ki, kavgalar, kıskançlıklar ve çıkar ilişkileri ortadan kalkar.  Bütün canlıların tek ortak noktası var o da yaşam mücadelesi, hayvanlar bu mücadeleyi verirken kanun nizam tanımaz onlar da kim güçlüyse o ayakta kalır. Ama insanlarda bu farklı bizleri YARATAN bizlere bazı kural ve kırmızı çizgiler koymuş, bu kurallar doğrultusunda bizlere verdiği ömrü tamamlamamız gerekiyor işte o zaman doğru insan oluruz. Üzülerek belirteyim ki günümüzde Türkiye'sinde "yaşamak için öldürmek gerek"  felsefesinin daha geçerli olduğunu görüyoruz. Bu felsefe orman kanunudur ve sadece hayvanlar için geçerlidir. Daha iyi yaşamak için her yolu mübah sayanların, kul hakkı yiyenlerin, üç kuruş para için gözünü bile kırpmadan insan öldürenlerin yukarıda bahsettiğm hayvanlardan ne farkı var? Demek ki bu insanlar sadece kimliklerinden dolayı insan olarak aramızda dolaşıyorlar.  Anlayan anladı burası sözün bittiği yerdir.    
            
 
 
METİN ŞEKERCİ
Engelliler Gazetesi
İç Anadolu Bölge Temsilcisi
 
Bu yazı toplam 3064 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 15
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02