• BIST 108.434
  • Altın 151,670
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 14 °C
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay
  • Engelliler için ÖTV muafiyeti sınırı belli oldu
  • "Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum" Projesi
  • ARGE Merkezi'ne onay

Adem Kuyumcu Aptulaşi Diyorki

Ahmet Bağbekleyen

ENGELLİ VE YAŞLI BAKIMI SÜRECİNDE KADINLARIN SOSYAL VE PSİKOLOJİK DURUMU..

Engellilerle ilgili sosyal çalışmalarımın bir kısmını “engelli bakımı” konusu oluşturur. Bunun yanı sıra “yaşlılık ve yaşlı bakımı” konusunda da araştırmalar yapmaktayım.

Engelli ve yaşlı bakımı konusunda çoğunlukla görev ve sorumluluk kadına verilmektedir. Kadınlarla yaptığım  görüşmelerden çıkardığım sonuçları katkı sağlamak amacıyla paylaşıyorum.

Türkiye toplumunun sosyal yapısı yüzyıllar boyunca, kadınlarımızın sırtına taşıyabileceğinin çok ötesinde sorumluluklar yüklemiştir. Fedakar kadınımız  ailelerine, çocuklarına ve eşlerine olan bağlılıkları ve sevgileriyle en ağır yükleri kuştüyüne  dönüştürmüş ve asırlar boyunca sevgiyle taşımıştır. Sorumluluklarının en önemli kısmını, eşleri, çocukları, anneleri ve babalarının (Eşlerinin de anne-babası) bakımı teşkil eder.

Bakıma muhtaç bir engelli veya hastayla uzun süreli aynı çatı altında yaşamak, insanüstü sabır ve gayret gerektirir. Kadın bu süreçte bir yandan bakıma muhtaç olan kişinin ihtiyaçlarını karşılayabilmek çabasında, diğer yandan evine, ailesine, işine  karşı sorumluluklarını yerine getirme mücadelesindedir. Tüm bunları yaparken de çoğunlukla  tek başınadır.

Kadın tüm sorumluluklarını sevgisinin gücüyle yerine getirirken, elbette ki  kendinden fazlasıyla fedakarlık yapmaktadır. Kadın bu süreçte kendi ailesi tarafından sadece bir “hasta bakıcı” olarak görülmekte, sosyal yaşama katılma  isteği veya talepleri yadırganmaktadır. Bu durum zaman içerisinde kendini yıpratmasına , yok saymasına ,sosyal ihtiyaçlarını ikinci plana itmesine, bunların sonucunda da yaşadığı sosyal alandan kopmasına ve insani ilişkilerinin zayıflamasına sebep olmaktadır. Bu yıpranma zamanla ailesine, bakıma muhtaç olan yakınına , beşeri ilişkilerine ve hatta kendisine de   zarar verecek nitelik kazanmaktadır.

Bakım yapan bireyin kendine zaman ayıramaması ,hastasını gözü arkada kalmadan emanet edebileceği bir kurumun bulunmaması, çok büyük bir sorundur. Bakım yapan kişilerin yaşamış oldukları kaygı ; “Eğer bana bir şey olursa ona ne olacak” yada “benden sonra baktığım kişi yaşamını devam ettirebilecek mi?” korkusudur. Maalesef, ülkemizde evde uzun süre hasta bakımı yapan kişilere yönelik  eğitim ve psikolojik destek sağlayacak herhangi bir kurum bulunmamaktadır. Kimi çalışmalar ise proje aşamasından öteye geçememektedir.

Bakımı zorlaştıran etkenler:

Kadının fiziksel yapısı, kilosu ağır bir hastaya bakmaya, onun ihtiyaçlarını gidermeye çoğunlukla elverişli değildir. Bu konuda kadınlarımız yapabileceği kadar mücadele etmekte, fakat bir noktadan sonra kendilerinde de fiziksel rahatsızlıklar (ağır bel boyun fıtıkları,kas zedelenmeleri , anatomik yapıda bozukluklar) meydana gelmektedir.

Cadde ve sokaklar kamu hizmet binaları evlerin iç mimarisi de oldukça büyük problem olarak karşımıza çıkar. Bakıma muhtaç engelli ve yaşlılara uygun fiziki ortamlar yaratmaksa, bir çok ailenin altından kalkamayacağı kadar yüksek maliyeti gerektirmektedir. Bu maliyetlere hastanın temel ihtiyaçlarının karşılanması ,tıbbi sarfiyatlar (sonda,bez,tekerlekli sandalye, aparatlar v.b.) gibi kalemlerde eklendiğinde, içinden çıkılamaz bir durum oluşmaktadır. Bu durum ister istemez, ailenin geçinmek zorunda olduğu gelirden karşılanmakta ve bir çok temel ihtiyacın yanı sıra kadınlarımızın gereksinimlerini ikinci plana atmakta, hatta hiç karşılamamaktadır. 

Ülkemizde tüm bunlar yapılmadığı gibi, bakıma muhtaçlar ev ortamında muayene edilmemekte ve kilometrelerce taşınmak, bir  sedyeden indirip diğer sedyeye yerleştirmek zorunda kalınmaktadır. Bu süreçte yıpranan ,  ruh sağlığı bozulan yine kadınlarımızdır.

Özellikle kadınları uzun süreli engelli ve yaşlı bakımına hazırlamak için  profesyonel kişilerce eğitim ve psikolojik destek verilmesi, medeni toplumların karşılaması gereken zaruriyetlerindendir. Toplum içinde yalnız kalan kadının hayata daha pozitif bakabilmesi, engelli ve yaşlı bakımı konusundaki sorunların üstesinden gelebilecek gücü  kendisinde bulabilmesi, bu enerjiyi kendine, baktığı bireye yansıtabilmesi için kadına bir sosyal paylaşım alanı yaratılmalı ,hobi merkezleri ,terapi merkezleri, kamplar ,aynı sorunu yaşayan kadınların birbirleriyle deneyim ve tecrübelerini paylaşabilmeleri için destek ve paylaşım toplantıları organize edilerek kadının üzerindeki yük hafifletilmeye çalışılmalıdır.

Bu konuda en büyük sorumluluk bakıma muhtaç engelli ve yaşlı  olan bireyi görmezden gelerek onu ve bakımını üstlenen kişiyi “yok” saymaya çalışan  insanları eğitecek olan  kurumların işlevselliğini  artırmaktan geçmektedir.

Bakıma muhtaç Engelli, yaşlı ve hastaların en büyük korkusu olan “kendisine bakanın ölümünden sonra kendine kimin bakacağı ve kendisine ne olacağı” konusudur. Öte yandan Engelli bireylerin anne, babaları ve yakınlarının da en büyük kaygılarından biri “ben öldükten sonra çocuğuma / engelli yakınıma ne olacak, kim bakacak?” sorularıdır.

Adem KUYUMCU

Engelsiz Hayat Sistemi Koordinatörü

Arende Engelliler Derneği Başkanı

Bu yazı toplam 7291 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Özürlüler Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 220 69 99- 0541 220 69 99 Faks : 0 212 220 84 02